menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Diyabet dünyasında 2026'nın kurumsal krizi

16 0
03.10.2026

2026 yılı, diyabet dünyasında yalnızca sıcak gündemin en başında yer alan GLP-1 analogları, otomatik insülin pompaları, hücre tedavileri ya da yeni kılavuzlarla hatırlanmayacak gibi görünüyor. Bu yıl aynı zamanda dünyanın en büyük diyabet kuruluşlarından biri olan American Diabetes Association (ADA) ile bu kuruluşun önde gelen yöneticileri ve Diabetes Care dergisi editörleri arasında yaşanan ciddi bir bilime müdahale ve ifade özgürlüğü tartışmasına sahne oldu.

Öte yandan insan, kendi dünyalarını ve gelecek senaryolarını dayatmak için toplumu kutuplaştırmayı ve geniş kesimleri ötekileştirmeyi göze alanların, bireysel özgürlükleri her gün daraltanların, T24 gibi özenli ve dürüst gazetecilik yapan bir kurumu belli amaçlar için hedef alanların, hepimizin hissettiği bir korku toplumu yaratanların neden olduğu, acaba bir tür faşizmle mi karşı karşıyayız diye düşünür hale geldiği ülkemizdeki gerçek kriz yanında böyle bir konuyu yazdığı için mahcup oluyor. Ama bu yazı ile ülkemizde olanlar arasında bir bağ var; çünkü diyabet dünyasındaki krizin gerisinde de Trump’ta en ucube hali görülen bir zihniyet var.

Daha sonra ayrıntılarına değineceğimiz kriz, 5 Haziran 2026'da New Orleans'ta gerçekleştirilen ADA Scientific Sessions (Yıllık Bilimsel Toplantı) sırasında beş araştırmacının toplantı alanından çıkarılması ile başladı. Ancak birkaç ay içinde tartışma, konferans güvenliğinin sınırlarını aşarak akademik özgürlük, bilimsel derneklerin yönetimi, dergi editörlerinin bağımsızlığı ve bir meslek kuruluşunun üyeleriyle kurduğu ilişkinin niteliği gibi daha temel konulara dönüştü.

Bugün gelinen noktada mesele yalnızca '5 araştırmacıya ne oldu?' sorusu değil asıl ve hepimizi ilgilendiren soru, bilimsel bir kuruluşun aynı anda hem bir meslek örgütü hem büyük bir kongre düzenleyicisi hem bir yayıncı hem bir eğitim kurumu hem de kamu politikalarını etkileyen bir savunuculuk kuruluşu olarak nasıl yönetileceğidir.

Bir başyazı ve araştırma finansmanı tartışması

Tartışmanın ilk önemli adımı 29 Nisan 2026'da yayımlanan Diabetes Care başyazısıydı. Steven E. Kahn, Cheryl A.M. Anderson, John B. Buse ve Elizabeth Selvin tarafından kaleme alınan yazı, ABD'de biyomedikal araştırmaların finansmanında yaşanan gelişmeleri sert biçimde eleştiriyordu. Yazarlar, NIH'nin (Ulusal Sağlık Enstitüsü) araştırma destek sistemindeki değişikliklerin yalnızca tek tek araştırmacıları değil, kuşaklar boyunca oluşturulmuş biyomedikal araştırma altyapısını tehdit edeceğini savunuyordu.

Yazının önemli bir özelliği ise yazarların görüşlerin kendilerine ait olduğunu ve ADA'yı ya da çalıştıkları kurumları temsil etmediğini özellikle belirtmiş olmalarıydı. Aynı açıklamada, yazarların ADA'dan Diabetes Care editörlüğü nedeniyle honorarium aldıkları ve NIH araştırma desteğine sahip oldukları da bildiriliyordu.

Dolayısıyla başlangıçtaki tartışma, “ADA'nın resmi görüşü nedir?” sorusundan ziyade, bilim insanlarının kendi mesleki ve bilimsel kimlikleriyle araştırma politikalarını eleştirme hakkı üzerine kuruluydu.

New Orleans'taki olay ve bilimsel boykota varan gelişmeler

5 Haziran'da ADA Scientific Sessions toplantısında Kahn ve dört araştırmacı, söz konusu başyazının basılı kopyalarını dağıttı. Beş kişi toplantı alanından çıkarıldı. Olayın ardından farklı anlatılar ortaya çıktı. Araştırmacılar, dağıttıkları materyalin bilimsel araştırmanın geleceği konusunda meşru bir görüş açıklaması olduğunu ve müdahalenin ifade özgürlüğü açısından sorun oluşturduğunu savundular.

ADA CEO'su Charles Henderson ise olayın hemen ardından özür diledi ve kapsamlı bir inceleme yapılacağını açıkladı. ADA'nın 1 Eylül'de yayımladığı inceleme sonucuna göre, dağıtılan materyalin içeriği kişilerin toplantıdan çıkarılmasının nedeni değildi; güvenlik görevlilerinin müdahalesi toplantının düzenini korumaya yönelikti.

Ancak süreç burada kapanmadı. Eylül ayında tartışma yeni bir aşamaya geçti. Kahn ve başka önde gelen diyabet araştırmacıları, ADA'nın yönetim yapısının ve olayın ele alınış biçiminin bağımsız biçimde değerlendirilmesini talep eden geniş kapsamlı bir boykot çağrısı yaptılar.

Boykot yalnızca toplantılara katılmamayı kapsamıyordu. Grant değerlendirmeleri, bilimsel toplantılar, makale değerlendirmeleri, dergi yönetimi, makale gönderimi ve bazı diğer ADA faaliyetlerinin de askıya alınması çağrısı yapıldı.

Kısa süre içinde yüzlerce bilim insanı ve klinisyenin bu çağrıya katıldığı bildirildi. Bu noktada olayın boyutu değişti. Artık mesele yalnızca ADA yönetimi ile beş araştırmacı arasındaki bir anlaşmazlık değildi. ADA'nın profesyonel topluluğundaki bazı önemli isimler, kuruluşun yönetim biçimi hakkında daha temel bir tartışma başlatmıştı.

Steven E. Kahn ve arkadaşları yazdıkları baş yazının kopyasını dağıtırken

Kriz Diabetes Care Dergisi’ne sıçradı

Krizin bilimsel yayıncılık açısından en önemli sonucu Diabetes Care'de ortaya çıktı. Steven Kahn derginin baş editörüydü. Cheryl Anderson, John Buse ve Elizabeth Selvin ise editoryal liderlikte önemli görevler üstleniyordu. Bu dört editör boykot çağrısına katıldı.10 Eylül itibarıyla editörler, yeni makalelerin editoryal değerlendirmesini askıya........

© T24