menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk hukukçularına sesleniyorum-II

47 0
18.04.2026

Önceki yazımdan da anlaşılacağı üzere hakların yitirilmesine ve büyük adaletsizliklere yol açan bu durumu, tez elden değiştirmek, düzeltmek gerektiği halde, AİHM’nin kararları bile günümüzde hukukçularımızı uyarmak konusunda yeterli olmamış, yirmi birinci yüzyıla bile, bu çarpık duruşma (tartışma) anlayışını hiç mi hiç değiştirmeksizin girmişizdir.

 

İşte bu yüzdendir ki, daha önce de belirtildiği üzere, haklı olarak, yabancı firmalar, yargılama yetkisini, Türk mahkemelerine; İstanbul, Ankara, İzmir mahkemelerine vermemektedirler ve bu durum elbette sizleri de üzmektedir sayın hukukçular.

 

Öyleyse geliniz, hepimizin yüzünü kızartan bu üzücü uykudan artık uyanalım ve yargılama anlayışımızı A’dan Z’ye gözden geçirelim.

 

Daha çok küçülmek, küçümsenmek istemiyorsak, her şeyden önce biz hukukçular, bundan böyle yargılama erkimizin, mahkemelerimizin, yargıçlarımızın şerefiyle oynanmasına asla izin vermeyelim.

 

Yargıçlarımızı küçük düşürücü bu türden durumlar karşısında, nerede yanlış yaptığımızı, bundan böyle neler yapmamız gerektiğini, hep birlikte geç kalmadan hemen araştıralım, sonra da bunların üzerinde yine hep birlikte uzun uzun ve de ciddi olarak düşünüp tartışalım.

 

Bir zamanlar Sakallı Celal, “Tanzimat'ı ilan ettik, olmadı. Meşrutiyet'i ilan ettik, olmadı. Cumhuriyet'i ilan ettik, olmadı. Biraz da ciddiyet ilan etsek!?” demişti.

 

Gerçekten artık ciddi olarak bunların üzerinde düşünelim, tartışalım, ulaşılan sonuçlara da kesinlikle uyalım.

 

Zira zaman, bizleri hiç mi hiç beklemiyor, sayın hukukçular.

 

Üstelik “yapay zekâ çağı”nda zaman, baş döndürücü bir hızla geçip gidiyor.

 

Bu zamanı kesinlikle yakalamak zorundayız, hatta olabilirse durdurabilmeliyiz.

 

Çünkü sizler, inanıyorum ki, sayın hukukçular, dört yıl süren hukuk öğreniminizle aldığınız bilgilerin yanı sıra, toplumun örnek alacağı ahlaklı insanlar olarak, ilkin arı duru bir mantık, sonra da çok duyarlı, çok vicdanlı insanlarsınız.

 

Dinlediğiniz iddia ve savunmalardan, verdiğiniz kararlardan sonra olasılıkla zaman zaman gözyaşları döktüğünüz, uykularınızın kaçtığı bile çok olmuştur. Çünkü akıl ve vicdan sahibi her insan, sizlerin de bildiği üzere, bütün bunları ilkin kendi beyninin içinde yaşar, yaşamıştır, sayın hukukçular.

 

Bütün bunları anımsadığınız, bildiğiniz zaman, inanıyorum ki sizler de çok üzülmektesinizdir.

 

Ben de bunları hem duydum hem de kahrolarak yaşadım, günümüzde de yaşamaktayım, sayın hukukçular..!

Türk hukukçularına sesleniyorum-I


© T24