menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Demokrasiden kopma yarışı

20 0
previous day

Geçen hafta 22 Mart günü T24’te bu köşede yer alan yazım Elveda Demokrasi başlığını taşıyordu ve merkezi İsveçte bulunan Gothenburg Üniversitesi bünyesindeki Varieties of Democracy Enstitüsünün 10 yıldan beri Democracy in the World başlığıyla yayınladığı raporun Democracy in the World 2025 başlıklı son sayısında yer alan çarpıcı verileri gözler önüne seriyordu.

Enstitünün yayınladığı raporun Türkiye’de yaşayanları da telaşa düşürmesi gereken 2025 sayısında yer alan en çarpıcı sonucu ise ABD’nin demokrasiden tamamen uzaklaşarak otokrasiye yönelme konusunda Macaristan ve Türkiye’nin önüne geçmiş olmasıydı. Raporda yer alan veriler ABD’nin 1789’dan yana ilk kez 2025’de demokrasiden tamamen uzaklaşarak otokrasiye yöneldiğini ortaya koyuyordu.  Raporu hazırlayan araştırmacıların bulgularına göre ABD yarım yüzyıldan beri ilk kez  liberal demokrasi olarak anılma özelliğini kaybediyor ve raporu hazırlayanların ifadesiyle  hızla otokratikleşme yolunda ilerliyordu.

Demokrasiden kopma yarışı

Demokrasiden uzaklaşıp otokratikleşme yarışında Orban liderliğindeki Macaristan 4 yıl , Vucic liderliğindeki Sırbistan Vucic 8 yıl harcadı. Erdoğan önderliğindeki Türkiye ile Modi yönetimindeki Hindistan’da ise bu süre 10 yıla kadar uzadı. Araştırmayı yöneten enstitünün İsveçli lideri Lindberg’e göre, ABD’de Trump’ın ülkeyi demokrasiden uzaklaştırıp otokrasiye yanaştırması için bir yıl yetti. ABD demokrasisi Trump sayesinde 1965’den beri en etkisiz seviyeye düşürüldü.

Dünya çapında demokrasi 1970’lerin ortalarından bu yana irtifa kaybetmeye devam ediyor.  Demokrasi daha önce hiçbir dönemde rastlanmayan bir hızla güç kaybetmeye devam ederken otokratik rejime geçiş süreci çok hızlandı. Elimizdeki verilere göre dünya nüfusunun %41’ini oluşturan 3.4 milyar kişi demokrasinin gerilediği ülkelerde yaşıyor ve demokrasiden uzaklaşıyor.

Trump’ın öncülüğü

Trump ABD’de bu akımın öncülüğünü yapıyor. ABD’de geliştirilen “liberal demokrasi endeksi”  her gün yeni rekorlara sıçrıyor. Bütün yetkileri elinde toplayan ABD Başkanı’nın genişleyen yetkileri tartışılmazken halkın ifade özgürlüğüne her gün yeni kısıtlamalar getiriliyor ve halkın ifade özgürlüğü alabildiğine sınırlandırıyor.  

Bu ortamda Kongre’nin ve siyasi partilerin siyaseti etkileme gücü sınırlandığı gibi yargının efsanevi gücü de ciddi biçimde erozyona uğruyor.  Donald Trump Başkanlık koltuğuna oturduktan sonra 225 bağlayıcı icrai karara imza atmış. Buna karşılık muhalefeti temsil eden Cumhuriyetçi Parti temsicileri yalnızca 49 yeni kanuna imza koyabilmiş.

Dünyada bütün bunlar yaşanırken adını Orban ve Trump ile aynı listeye koydurmuş olan Sayın Erdoğan’ın Türkiye’ye nasıl bir yol açacağını kestirmek hiç kolay değil.                                     


© T24