Ekrem İmamoğlu’nun kitap boyu savunması
Ekrem İmamoğlu’nun dört gün sürerek 17 Ekim 2026’da tamamlanan savunması, içinde bulunduğumuz sosyo-politik durum da düşünüldüğünde, tarihin ünlü siyasi savunmalarından biri olmaya aday.
Millet Şahidimdir adıyla kitaplaşan bu savunmanın, bazı temel özellikleri açısından, “siyasi savunma” denince akla ilk gelen Emile Zola’nın Dreyfus Davasıyla ilgili açık mektubu ve Dimitrov’un Reichstag Davası Savunması gibi tarihsel örnekleri çağrıştırmaması mümkün değil.
Bazı kişilikler verili tarihsel durumu aşan özellikler taşıdıkları, bazıları ise daha çok belirli bir tarihsel ihtiyaca karşılık verdikleri için öne çıkabiliyor. Biraz şematik olmak pahasına bu ayrımı, ‘tarih yapanlar’ ve ‘tarihin ürünü olanlar’ diye de tanımlayabiliriz. Birincisine, yani “tarih yapanlar”a örnek olarak Mustafa Kemal Atatürk verilebilir. Ekrem İmamoğlu ise, tıpkı Özgür Özel gibi, daha çok ikincisine, yani “tarihin gerek duydukları”na aday.
CHP’yi birinci parti haline getiren Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile şu son tutuklamalar döneminde hapsedilen Ahmet Özer ve Sinem Dedetaş gibi daha başka dirençliler, içinde bulunduğumuz tarihsel duruma denk düşen, güçlenmeye başlamış bir halk hareketinin öne çıkardığı kimseler. Aynı koşullar daha önce Kemal Kılıçdaroğlu’nu öne çıkaracak gibiydi ama, onun atılımı ne yazık ki yeterli olamadı ve kısa sürede ters yüz oldu.
Savunma meselesine dönelim. Silivri’deki duruşmaları izleyebilmiş değilim. Burada söz alırken başlıca dayanağım günü gününe izleyebildiğimiz haberler ve savunmanın kitaplaştırılmış hali olan, önsözünü Özgür Özel’in yazdığı Millet Şahidimdir adlı metindir. Daha matbaadayken yasaklanıp basılmış nüshalarına el konulan bu kitap, adından itibaren üzerinde durulmasını hak ediyor.
“Millet” sözcüğünün tarihsel serüvenini, İstanbul Kıraathane Edebiyat Evi’nin “milliyetçilik” konulu konuşma ve kitap dizisi çerçevesinde Batının “nation”ı ile........
