Suriye’de uzlaşı, İran’da ayaklanma, Irak’ta belirsizlik
Diğer
01 Şubat 2026
Kuşkusuz çatışmasızlık ortamının sağlanması, dökülen kanın durması Ankara'nın da arzu edeceği senaryodur. Suriye Geçiş Dönemi Hükümeti ve SDG arasında varılan mutabakatın net hükümler içerdiğinden emin olamıyoruz. Mutabakatın alelacele ve özensizce hazırlanması ihtimalinin yanı sıra "yaratıcı muğlaklık" yaklaşımıyla oluşturulması, yani bazı hükümlerin özellikle belirsiz veya yoruma açık bırakılarak yazılmış olması ihtimâlini de hesaba katmak gerekiyor.
SDG, içindeki yerli Arap aşiretlerin Şam tarafına geçmesinin ardından, Kürt nüfusun yoğun olduğu Kobane ve Kamışlı/Haseke ceplerine çekilerek varlığını güvenceye alıyor. Şara’nın 17 Ocak başkanlık kararnamesiyle Suriye Kürtlerine tanıdığı yurttaşlık ve anadil gibi haklar, bu defa kayıt altına alınmış bulunuyor.
Metnin ruhu II. Dünya Savaşı’nın ardından Lübnan’ın üçüncü Cumhurbaşkanı olan General Fuat Şehab’ın “devrimin galibi mağlubu olmaz” sözünü çağrıştırıyor. "Teşbihte hata olmaz" anlayışına dayanarak bu benzetmemin, Lübnan’ın yaşadığı yıkıcı iç savaşa gönderme içermediğini kayda geçirmek gerekiyor. Bilakis, Suriye’de çok kanlı bir iç savaş zaten geride kaldı. 30 Ocak mutabakatı düzgün uygulanabildiği takdirde bölgede çatışmaların kalıcı olarak sonlandırma ihtimali yüksek.
Mutabakat, onu imzalayan her iki lidere de ellerindeki silahı tamamen bırakarak devlet adamı sıfatlarını herkesin nezdinde kazanma fırsatını sunuyor. Bu zeminin kalıcı inşası için asıl önemli ihtiyaç ise Suriye toplumunun çoğulcu yapısını yansıtan kapsayıcı bir anayasa yazım sürecinin başarılabilmesi olarak karşımıza çıkıyor.
Ayna, Ankara’yı yöneten Erdoğan'a tutulduğunda ise niyet ile akıbetin birbirlerini tutup tutmadığı tam bir muamma görünüyor. Tüm dış politikasını Trump'a hizalayan Erdoğan'ın muammayı aydınlatması beklenmediği gibi, sessizlik spekülasyonlara açık bir ortam yaratıyor. Örneğin, Rudaw ve birkaç başka haber kanalı, Türkiye’nin 2019 yılında Barış Pınarı harekatıyla Serekaniye/Rasulayn bölgesindeki kontrol alanını 30 Ocak uzlaşısı sonrasında birkaç askeri üse indirgeyeceğini iddia ediyor, fakat haber Milli Savunma Bakanlığı’nca yalanlanıyor.
Suriye’deki çatışma ortamı şimdilik yatıştırılmış gözükürken, Irak ve İran’da gerilim birbirlerine bağlantılı olarak artıyor.
İran’da rejimin halk ayaklanmasını binlerce yurttaşını katlederek bastırdığı dünya genelinde konuşuluyor. Ülkede internet 20 günü aşkın süredir yine rejim eliyle kesildiği için sağlıklı bilgi edinmek zor.
Rejimin sonunun geldiğini iddia edenler olsa da bu “sonun” neye benzeyeceğini, ne zaman ve nasıl geleceğini kestirebilmek neredeyse imkânsız. Trump İran’ı vurabilecek unsurları bölgeye getirdi, ancak neyi vuracağını, vurmakla neyi amaçladığını bilemez bir görünüm çiziyor.
İran’ın (hava) savunma yeteneği büyük ölçüde yok edilmiş olsa da (balistik) vurma, yani füze fırlatma yeteneği yerinde duruyor. Bunun anlamı, İran’ın ABD ve İsrail tarafından bir darbe daha aldığı takdirde işbirlikçi........
