menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsrail, ABD ile birlikte İran’ı vurdu: Ankara’nın dış politikası başarılı mı?

23 0
02.03.2026

ABD ve İsrail, 28 Şubat sabahı başta Tahran olmak üzere İran’daki bazı hedefleri “önleyici saldırı” gerekçesiyle vurmaya başladı. Bu saldırının daha geniş kapsamlı bir savaşın açılışı olup olmadığı henüz belirsiz gözükse de karşılıklı bombardımanların önümüzdeki günlerde devam edeceği öngörülüyor.

Saldırının, ABD’nin İran’la yürüttüğü nükleer konulu müzakerelerde sonuç alındığına dair olumlu haberlere rağmen başlamış olması dikkat çekiyor. Zira Trump aynı gün yaptığı açıklamada "İran’ın hiçbir zaman uzlaşmaya yanaşmadığını" ileri sürdü.

Esasen ABD’nin İran’ı vurmakla tam olarak ne elde edeceği de anlaşılamıyor. Trump bunu “ABD halkına yönelik tehdidi bertaraf etmek” olarak gerekçelendirmeye çalışsa da bu tehdidin ne olduğunu detaylarıyla açıklamıyor. Bu nedenle Trump yönetiminin önce vurup sonra bir “stratejik” gerekçe ürettiği, dolayısıyla ortada gerçek bir strateji dahi olmayabileceği görüşü güç kazanıyor.

Bugüne dek Trump’ın “Netanyahu’yu dizginleyebilen yegâne aktör olduğu” uluslararası kamuoyunda genel kanıydı. Hatta Netanyahu’nun da Trump aracılığıyla Cumhurbaşkanı İzak Herzog’dan af elde edebilmeyi planladığı iddia ediliyordu. Netanyahu, iç siyasette kendine yönelik tehditlerden bir süreliğine sıyrılabilmek için “savaş halinde başbakanın değişmemesi gerektiği” bahanesine sığınıyor olabilir.

Trump ise kendi iç politikasında bir yandan Epstein dosyası gündeminden kurtulamıyor, diğer yandan Kasım ayında yapılacak ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nde ve belki de Senato’da da çoğunluğunu yitirme riskiyle karşı karşıya bulunuyor.

Saldırı öncesi İsrail makamları, İran’a müdahalenin Ortadoğu’yu kökten yeniden yapılandıracağını da iddia ediyorlardı. Saldırı sonrası yaptıkları açıklamalarda ABD ve İsrail, İran’ın nükleer kapasitesini veya balistik füze fırlatma yeteneğini yok etmenin ötesinde, Tahran’ın siyasal rejimini de hedef aldıklarını gösteriyorlar.

ABD İran’dan hem nükleer zenginleştirme hem balistik füze programını durdurmasını, kendi sınırları içerisinde zenginleştirdiği uranyumu ülke dışına çıkarmasını, bölgedeki yeraltı silâhlı uzantılarına yardımı kesmesini ve içeride rejime muhalefeti baskılamaktan vazgeçmesini talep ediyordu.

İsrail, sözü geçen uzantılardan Lübnan’daki Hizbullah hedeflerini ateşkesi gözardı ederek ve özellikle güney sınırına yakın alanlarda sürekli vurmuştu ve hâlen vurmaya devam ediyor. Hizbullah ise kısa süre önce tutumunu esneterek ABD’nin İran’a olası müdahalesi “sınırlı olduğu” takdirde devreye girmeyeceğini açıklamıştı.

ABD, Körfez........

© T24