menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ’a atılan casusluk iftirası tutmaz, belgeler ve bilirkişi raporları ne diyor?

38 0
11.05.2026

Kimi davalar vardır. Suçlandığınız şey öyle bir yere tekabül eder ki, siz ne kadar haklı olduğunuzu bilseniz de içinizi yaralar, savunma yaparken bile kelimeler boğazınıza dizilir. Bugün başlayacak, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’ın yargılanacağı dava böyle bir dava. Bu üç isim ‘siyasi ve askeri casuslukla’ itham ediliyor. Her birinin kişisel geçmişi de hayattaki durdukları yer de iddianın ne denli haksız olduğunu kitlelere düşündürtse de kendilerini bu konuda savunmak zorunda bırakılacaklar. Hafta sonu ‘casusluk’ iddianamesini, bununla ilgili suçlamalara maruz bırakılan üç ismin ifadelerini, bilirkişi raporlarını ve sonrasını tekrar okudum. Yargı tarihinin en absürt, en haksız ithamlarının arasına girebilecek iddialarla karşı karşıya olunabilir. Kısaca anlatayım:  

-Türk Ceza Kanunu’nun 328/1 maddesi “Devletin güvenliği veya iç ve dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin eden kimseye 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası verilir” diyor. İddianamede; Hüseyin Gün adlı kişinin "yabancı ülkeler lehine ajanlık faaliyetlerinde bulunduğu, görüşmelerini gizliliğe riayet etmek amacıyla kriptolu telefonlar üzerinden gerçekleştirdiği, farklı ülkelerde gerçekleşen iç karışıklıkları finanse ettiği" ileri sürülüyor. Hesap hareketleri incelendiğinde, herhangi bir ticari işletmesi bulunmamasına rağmen yüklü miktarda yurtiçi ve yurtdışı para transferleri gerçekleştirdiği, hesaplarından 85 milyon Türk lirası tutarında nakit çekim yapıldığı tespit edilen Hüseyin Gün’le ilgili “Ticari kimliğini ön planda göstererek, başkaca ülke menfaatleri doğrultusunda ülkemiz ve başkaca ülkelerde faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır” vurgusu var.

-Ayrıca Gün’ün, Ortadoğu ve Afrika ülkeleri ile Türkiye’ye dair topladığı bilgileri istihbari faaliyet yürüten yabancı ülke görevlilerine aktardığı ileri sürülürken; “Birçok yabancı ülke istihbarat görevlisiyle temas kurduğu, bir yabancı ülke istihbarat görevlisi ile FETÖ mensuplarınca kullanılan ByLock Talk and Chat benzeri, dışarıdan erişilemeyen ve üst düzey gizliliğe sahip 'Wickr' adlı kriptografik haberleşme programı üzerinden yazışmalar yaptığı, yazışmalarda yabancı ülke istihbarat görevlisinin şüpheliye Türkiye’de görev yapmış iki eski bakanın da yer aldığı bir grubun gizlice çekilmiş fotoğrafını gönderdiği tespit edilmiştir deniyor. 

Bu konuda her üç ismin de kendi durumlarını anlattıkları ifadeler var. Mesela Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün ile hayatında bir kez karşılaşmış ve bir kare fotoğraf çektirmiş. İfadesinde şöyle demişti: “Dosyada şüpheli olarak bulunan sormuş olduğunuz diğer şahıs olan Hüseyin Gün isimli şahsı ise tanıdığımı hatırlamıyorum. Hakkında bu soruşturma kapsamında soruşturma başlatıldığını öğrendikten sonra medyaya düşen bu şahsın ve yanında bulunan kadın bir şahsın benimle olan fotoğrafımın avukatlarım tarafından bana gösterilmesinden sonra da Hüseyin Gün isimli şahsı tekraren anımsayamadım."

Necati Özkan ise 2019 seçim sürecinde adı geçen kişiyle görüşme yaptığını ama hiçbir hizmet alınmadığını anlatıyor. Gelin Özkan’ın anlattıklarından, kamuoyuna mektuplarından onun anlatımıyla madde madde konuya bakalım:

-23 Haziran 2019 İstanbul tekrar seçimlerinden 12 gün önce benimle tanışmaya gelen ve asıl amacı seçim sonrası İBB’ye hizmet satmak olan bir iş adamıyla seçim gününden önce yaptığım tek görüşmeden seçim manipülasyonu ve casusluk çıkarmak hedefleniyor. Bunu da kamuoyunun ve bizzat benim........

© T24