menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Uzlaşma tuzağı: Dava açma süresi sessizce doluyor…

22 5
26.01.2026

Diğer

26 Ocak 2026

Vergi hukukunda uzlaşma, uzun yıllar boyunca yalnızca bir idari çözüm yolu değil, aynı zamanda dava sürecini zamana yayarak mükellefe nefes aldıran bir güvenli alan olarak görüldü. Ancak 2 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile bu algı önemli ölçüde değişti; vergi aslının uzlaşma kapsamı dışına çıkarılmasıyla birlikte uzlaşma talebi, dava açma süreleri bakımından artık her şeyi durduran bir koruma kalkanı olmaktan çıktı. Bugün uygulamada, uzlaşmaya başvurulduğu gerekçesiyle vergi aslı yönünden dava açma süresini kaçıran çok sayıda mükellef bulunmakta ve bu durum sessiz ama ciddi hak kayıplarına yol açmaktadır.

Vergi aslının uzlaşma dışına çıkarılması, dava süreleri bakımından sessiz ama tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır.

Bu yazı, özellikle vergi aslının dava süresinin uzlaşmadan bağımsız olarak işlemeye devam ettiğini ve uzlaşmanın vaki olmaması hâlinde tanınan 15 günlük ek sürenin yalnızca uzlaşmaya konu edilen cezalar bakımından geçerli olduğunu hatırlatmayı amaçlamaktadır.

Uzlaşma, vergi idaresi ile kesilecek ceza hususunda anlaşmak için başvurabilecek idari bir çözüm yoludur. VUK ek m.1 ilâ ek m.12 arasında düzenlenen uzlaşma müessesesi esasında iki türlüdür. Bunlardan biri tarhiyat öncesi uzlaşma diğeri tarhiyat sonrası uzlaşmadır.

Uzlaşma, mükelleflerin ikmalen, re’sen ya da idarece tarh edilen vergilere ilişkin kesilen vergi ziyaı cezaları ile 2025 yılı için 33 bin TL’yi, 2026 yılı için 40 bin TL’yi aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları konusunda yargı yoluna başvurmadan, vergi idaresi ile anlaşmak amacıyla başvurabilecekleri idari bir çözüm yoludur.

Uzlaşmanın konusuna vergilerin asılları da girmekteydi lakin 2 Ağustos 2024 itibariyle verginin aslı uzlaşma kapsamı dışına çıkartıldı.

Daha basit bir ifadeyle bundan sonra vergilerin asılları üzerinde uzlaşma yapılmayacak. Vergi ziyaı cezasının tutarı ne kadar olursa olsun uzlaşma kapsamında olduğu halde 2026 yılı için 40 bin lirayı aşmayan genel ve özel usulsüzlük cezaları ise uzlaşma kapsamında değildir. 40 bin liralık sınır her sene yeniden değerleme oranı kadar artırılacak. Yani uzlaşmanın konusuna vergi ziyaı cezası ile 40 bin lirayı aşan genel ve özel usulsüzlük cezaları girer; vergi aslı girmez. Buna ilaveten VUK m.359’da (kaçakçılık) yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde kesilen ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilen ceza uzlaşma kapsamı dışınadır.

Buraya kadar tamam sanıyorum. Ancak 2 Ağustos’ta yapılan değişiklikle vergilerin aslı uzlaşma dışına çıkartıldığından önemli bir hususa dikkat çekilmesi gerekmektedir. Zira bu konuda daha önce burada bir yazı yayımlamama rağmen elektronik postayla hâlâ onlarca soru sorulmaktadır.

VUK ek m.7 uyarınca süresi içinde tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunan mükellef veya ceza muhatabı, uzlaşma talep ettiği ceza için ancak uzlaşma vaki olmadığı yani uzlaşmaya katılıp anlaşamazsa/uzlaşamazsa dava açma yoluna gidebilir. Mükellef veya ceza muhatabı aynı ceza için uzlaşma talebinden önce dava açmışsa dava, uzlaşma işleminin sonuca bağlanmasından önce vergi mahkemelerince incelenmez; herhangi bir sebeple incelenir ve karara bağlanırsa bu karar hükümsüz sayılır. Uzlaşmanın vaki olması halinde mükellef, üzerinde uzlaşılan cezaya karşı dava açamaz.

Uzlaşmanın vaki olmaması halinde mükellef veya ceza muhatabı kesilen cezaya, uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren yetkili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilir. Bu takdirde, uzlaşmaya konu edilen ceza bakımından dava açma süresi bitmiş veya 15 günden az kalmış ise dava açma süresi tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün uzar.

Özetle uzlaşmaya başvurmak dava açma hakkını engellemez. Mükellef, tebliğ edilen ceza ihbarnamesine karşı tebliğ tarihini........

© T24