Mutfaktaki “kızıl” devrimci!
Bu haftaki konumuz, Avrupa mutfaklarıyla tanıştıktan sonra tüm mönüleri değiştiren, devrim yaratan, Amerikalı “Kızıl Meyve”…
Türkiye’de mutfağı karıştırmasının yanı sıra ekonomiye de el atması.
Domates artık pahalılığın simgesi oldu. Televizyonların haber kanallarında muhabirler fiyat artışlarını anlatırken hep domates görüntüsüne sığınıyorlar. Yani bu günlerde gündemin baş köşesinde domates oturuyor.
Çünkü tarla domatesinin tam zamanı. Aşırı sıcaklar yüzünden bazı yerlerde biraz erken toplansa da 20 Temmuz'dan önce Çanakkale domatesi tezgâhlarda boy göstermez.
Yaz demek domates demek, çoban salatası, ezme, ızgara demek. Domates soslu patlıcan kızartması demek, menemen demek, domates dolması, domatesli pilav demek, güveç, pilaki demek... Onsuz yaz mevsimini düşlemek bile olanaksız.
Kırmızı, sağlıklı, lezzetli, güzel, kokulu, zarif, göz kamaştıran bir sebzedir domates. Özellikle Akdeniz mutfaklarının baş köşelerinde oturur...
Mutfaklara bu kadar hâkim olan domatesin kökleri aslında çok uzaktadır. Peru ve Şili'de, And Dağları'nın eteklerindeki topraklardadır.
Ben o toprakları gördüm. Orada ne yetiştirsen yetiştir her şey çok güzel olur. Tıpkı kadınları gibi!..
Kimileri ilk domatesi Aztekler'in yetiştirdiğini söyler. Aztekler'in domatesi, salkımlar hâlinde, küçük meyvelerdir. Bizim Salihli kirazını andırır.
Domatesi Avrupa'ya ilk götürenler, Güney Amerika'yı kan gölüne döndüren, katliamcı İspanyol kâşiflerdir.
Onu görmüşlerdir ama yemeye korkmuşlardır. Bir de, "yamyam" dedikleri yerlilerin yedikleri bir şeyi yemek onurlarına dokunmuştur.
Bu kâşifler memleketlerine eli boş dönmek istemezler. Sponsorları olan kralları, kraliçeleri memnun etmek için ne bulurlarsa gemilerine yüklerler: Egzotik kuşlar, tuhaf bitkiler, baharatlar, garip hayvanlar, tüylerle süslenmiş yerliler... Bunların arasında domatese de rastlanır.
Domatesi İspanya'ya ilk getirenin, eli kanlı kâşif Hernando Cortes olduğu öne sürülür.
İspanyollar kırmızı domatese önce "Pome de Moro-Mağrip Elması" adını takarlar. İtalyanlar bundan yola çıkarak "Pomi d'oro-Altın Elma", Fransızlar "Pomme d'amour-Aşk Elması", İngilizler de........
