menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Patronlarına yaranma yarışındaki gazeteciler

72 0
previous day

Aslında CHP Grup Başkanı Faik Öztrak'ın, “Erişah hanımın paltosu" sözleri kimsenin pek de dikkatini çekmemişti. Kıyamet, iki gün sonra, 21 Ekim'de Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi'nin yazısındaki üç cümleyle koptu:

“Faik Öztrak, fon kriziyle ilgili değerlendirmesinde Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan'ı hedef alan bir paylaşım yaptı. ‘Dostoyevski, ‘Hepimiz Gogol’ün Paltosu'ndan çıktık' demiş ya. Bürokraside de pek çok kurumun yöneticisi Erişah Hanım ve ekibinin paltosundan çıktı.”

Selvi, Öztrak'ın, Erişah Arıcan’ın, Berat Albayrak ve Şahap Kavcıoğlu'nun tez danışmanı olduğu göndermesi yaptığından açıkça söz etmiyordu. Buna rağmen Berat Albayrak’ın avukatından aynı gün hayli sert bir açıklama geldi. Selvi'yi de Ümit Özlale ve Faik Öztrak gibi “taşeron" olarak nitelendiren bu açıklamayı Sabah geniş biçimde yayımladı.

O gün Sabah yazarlarından Okan Müderrisoğlu “Berat Albayrak’ı hedef alan ‘hayasızca saldırı’ ve sonrası", Salih Tuna (Davut Kayacı) da “Ne eşekmişiz desenize" yazısında Berat Albayrak'ı cansiperane savundu.

23 Ekim'de Sabah, Selvi'ye toplu saldırıya geçti. Dilek Güngör, “Kirli ittifak işbaşında", Hilal Kaplan da “Hükümete yakın" yazılarıyla Abdülkadir Selvi'yi suçlayıp Berat Albayrak'ı savundu. Bir gün sonra da Okan Müderrisoğlu “mutemet isim" diyerek bir daha destek verdi.

Bu yazıları nesnel değerlendirmeler olarak görmek mümkün değil. Zira Berat Albayrak, Turkuvaz Medya'nın CEO'su Serhat Albayrak'ın kardeşi, o yüzden de grubun gazete ve TV'leri sürekli olarak Berat Albayrak güzellemeleri yayımlıyor; bir eleştiri ya da suçlama olduğunda hemen savunmaya geçiyorlar. Yazarları da her an patrona yaranma yarışına girmek için hazır bekliyorlar. Tabii gazetecilikle, toplumu bilgilendirme kaygısıyla ilgisi yok bu çabalarının.

Sabah'ın tutumu yeni değil, o yüzden asıl dikkat çekici olan Hürriyet'in ürkek tavrı. Öncelikle Selvi'nin kendisine yönelik ağır saldırıya tek cümleyle bile yanıt vermemesi ya da verememesi manidardı. Üstelik Hürriyet de Berat Albayrak'ın avukatının açıklamasını tam metin yayımlamakla kalmadı; gazetenin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan da “Berat Albayrak'a iftira atmaya doyamıyorlar" diye Ümit Özlale ve Faik Öztrak’a yüklendi. Sanki gazetesinin yazarı da bu tartışmada taraf değilmiş gibi davrandı; suçlamalar karşısında Selvi'yi savunmadı.

Arka planda neler oldu, Abdülkadir Selvi ve Ahmet Hakan neden onca ağır söze yanıt veremedi, o tarafını bilmiyoruz. Gazetecilik refleksiyle hareket edilmiş olsa mutlaka yanıt verilirdi. Araya başka güçler ve kaygılar girmiş olabilir. Gazetecilik, patron çıkarının bekçisi ve siyasi hesaplaşmaların tarafı haline gelince böyle oluyor işte... 

Beyaz TV’nin kurumsal itibarı!

Cem Küçük ve Tahir Sarıkaya yaklaşık üç aydır tutuklu. Teslim olan Beyaz TV Program Koordinatörü İsmail Çanak ise adli kontrol koşuluyla serbest. Elbette iddianame hazırlanınca suçlamaları daha net görebileceğiz.

Ancak savcılık sorguları ve ifadeler, aralarında sürekli bir “para trafiği” olduğu yönünde. Cem Küçük, savcılık ifadesinde Tahir Sarıkaya ile aralarındaki 537 bin 800 TL tutarında para alışverişi için “alacak verecek meselesinden veya organizasyon ücretlerinden kaynaklanmaktadır” dedi. Şantaj ve tehditle yayın suçlamasını da kesin bir dille reddetti. 

Tahir Sarıkaya da ifadesinde “Tweet atılması ya da haber yapılması karşılığında para göndermedim” dedi ama “birlikte katıldıkları açılış ve programların ödemelerini de yapmış olabileceğini” söyledi. Sarıkaya, “iş insanı Serdar Özyurt’la ilgili haberler ve sosyal medyadaki tanıtım paylaşımları yaptığını, karşılığında hesabına para gönderildiğini” kabul etti.

En ilginci de İsmail Çanak’ın ifadesiydi. Çanak “Cem........

© T24