“Muhtemelen” ile yalanlama olur mu?
Adalet Bakanı Akın Gürlek, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın, “İmralı’da Abdullah Öcalan için özel konut yapıldığı” sözlerini anımsatan gazetecilere şu yanıtı verdi:
“Orada öyle bir şey yok. İdari yerleşke olduğu için muhtemelen orada yeni binalar, ihtiyaç görülen yerler yapılabiliyor, ama özel olarak bir konut yapılma durumu yok.”
Bakan Gürlek’in bu sözleri, medyada “Gürlek’ten yalanlama”, “Öcalan’a konut iddiası yalan” gibi başlıklarla haberleştirildi. Oysa Gürlek, “Orada öyle bir şey yok” dedikten sonra “muhtemelen” sözcüğünü kullanıyor; idari ihtiyaçlar için yeni bina yapıldığını da söylemiyor; sadece “yapılabiliyor” diyor! İmralı Adası’ndaki inşaat hakkında ayrıntı da vermiyor.
Bu da Bakan Gürlek’in, “bilgi” ile konuşmadığını, “muhtemelen” diyerek fikir yürüttüğünü, bir olasılıktan bahsettiğini gösteriyor. Soruyu soran gazeteci arkadaşların, bu “muhtemelen” sözcüğünün üzerine gitmeleri gerekirdi. Ayaküstü sohbette üzerine gitme fırsatı bulamamış olabilirler, ama o zaman da Gürlek’in yanıtı bir “yalanlama” niteliği kazanmış olmuyor.
Yok eğer, Gürlek, yanlışlıkla “muhtemelen” ve “yapılabiliyor” sözcüklerini kullandıysa da bakanlıktan ayrıntılı bir açıklama yapılarak sorun aydınlatılabilirdi. O da yapılmadı. Bu durumda doğrusunu bulup, Öcalan’a özel konut konusunu netleştirme görevi yine gazetecilere düşüyor.
Sponsorluk plaketini ödül sandılar
A Haber’in, “Ankara Üniversitesi’nden A Haber ve Sabah Gazetesi’ne anlamlı ödül” haberiyle dikkatimi çekti Ankara Üniversitesi ödülleri.
Milliyet’te de vardı ödül haberi. Bu haberlerde “Ankara Üniversitesi’nin 3. Geleneksel Ödül Töreni”nde Anadolu Ajansı, TRT, NTV, A Haber, TGRT, Kanal 7, Milliyet, Sabah ve Yeni Şafak’ın ödül aldığı belirtiliyordu. Sanırsınız bu tören medya ödülleri için düzenlenmişti.
Halbuki Ankara Üniversitesi’nin web sayfasındaki haberde üniversitenin asıl olarak bilim insanlarını ve akademik kuruluşları ödüllendirmek için bu töreni düzenlediği anlaşılıyordu. Medya kuruluşlarına da ödül değil plaket verilmişti.
Nitekim üniversitenin web sayfasındaki “Ankara Üniversitesi ödülleri sahiplerini buldu” haberinde, medyaya ödül verildiğinden bahsedilmiyor; “Törenin medya sponsoru olan kuruluşların temsilcilerine plaketleri takdim edilirken” deniyordu.
Tören görüntüsünü de izledim; medya temsilcileri sahneye çağrılırken arkadaki ekranda “Medya ödülleri” değil, “Medya sponsorlarımız” yazısı ve liste görünüyordu.
Sunucu, gazetecileri sahneye çağırmaya başlarken, “Sıra geldi bu gecenin hazırlanmasında çok büyük destekleri olan kıymetli basın mensuplarımıza. Medya ödüllerimizi takdim edeceğiz bu noktada öncelikle” dedi, ama belli ki onun da kafası karışıktı. Bir ara “Plaketimizi almak üzere bizimle birlikteler” dedi; sonunda da “Sponsorlarımız arasında olan ödüle hak kazanan medya temsilcilerinden bizim göremediğimiz aramızda olan kıymetli isimler varsa onları da sahneye gelirlerse onları da mutlaka anons ederek...” diye konuştu.
Anlaşılan tümü iktidar yanlısı olan medya kuruluşları “ödül” ile “plaket”i karıştırmışlar! Üniversite, sponsor olan medya kuruluşlarına teşekkür plaketi vermiş, ödül değil!
Teşekkür plaketi ile ödül arasındaki farkı bilmiyor da olamazlar. Teşekkür plaketinden gereksiz bir böbürlenme çıkarıp, okur ve izleyiciyi kandırmaya kalkmışlar, yazık…
Anadolu Ajansı, fotoğraf altlarında “ödül” diye yazmış, ama bu çarpıtmanın farkına vardıkları için mi bilemiyorum, tören haberini silmişler sonradan…
Alican ve İsmail içeride, haberleri dışarıda
Alican Uludağ’ın, Silivri Cezaevi’nden yazdığı “Gebze’de çöken bina: Bilirkişiler, sebep ‘metro’ dedi” haberi, fikri takibinin ürünüydü. Hapsedilmesine rağmen Gebze’de çöken binada ölen........
