menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ne yıldızlar gördüm zaten yoktular!

12 0
03.06.2026

 

Edebiyatın en anlaşılmaz ama ¨Bakalım sonunda ne diyecek¨ denildiği için en çok okunan tarzı, deneme türüdür.

Deneme yazarının işi gücü tuhaf şeylerin peşinde dolaşıp okurun meraklı tilkisini tavuk kümesine dadandırmaktır.

Denemeci, adı üzerinde, sadece dener; sözün gidişatına, lakırdısının telaşına kapılan meraklı okursa lafın gerisini tamamlar.

O halde deneme yazarının okuruyla bir mesaisi vardır.

Nihayetinde denemeci dener, bak burada böyle bir şey var, der; hepsi bu!

Bakın, şimdi burada olduğu gibi...

Kuzey yarımküremizin 40.kuzey enlemi ve 26. doğu boylamında, Çanakkale Boğazı'nın Ege'ye doğru açılan genişliğinde Dardanos köyündeyiz.

Bu Dardanos'un anlatısı biraz uzundur, Homeros'un İliada destanına kadar uzanır; bir başka hikâyenin mevzusudur, geçelim.

Akşam vaktidir, güneş battı.

Ay'ın hilal hali az sonra belirecektir; bundan gayet eminiz

Ay bugüne kadar mesaisini hiç terk eylemedi.

¨Rahat minderi¨ üstündeyiz, ellerimiz cam kadehlerde, bakışlarımız ya önümüzde uzanıp akarak gidiyor gibi kıpraşan denizde ya da gökyüzünde. Birazdan bir ışık belirecek önümüzde; bunu da biliyoruz.

Akşam tarifesinin ilk gökkubbe ışığıdır bu!

Akşamın alacasında bütün gözler gökyüzüne çevrilir; yukarıda kozmik evrenin bütün oyuncuları tek tek ortaya çıkacak, bir şenliktir başlayacak.

Hele bir de dünyamızı, tam da bizim üstümüze denk düşen atmosfer tabakasında hava pırıl pırılısa, bunların bütün bütün seyrine doyum olmaz.

Homo sapiens'in 1 milyon yıldan beri büyülenmiş gibi gözünü dikip baktığı iki şeyden birisi yeryüzündeki ateş ise diğeri âsumanı kaplamış, gökkubbede geometrik bir düzen içinde sıralanan yıldızlar ve gezegenlerdir.

İşte ilki çıktı bile: Zühre'dir bu!

Güneşe en yakın ikinci gezegendir, Çoban Yıldızı denilen Venüs; aslında bir gezegen.

Sabahları erken saatte doğu tarafında görülüyor, Seher Yıldızı diyoruz ona...

Sabahın serinliğinde, akşamın sakinleşen saatlerinde o bize göründüğü gibi değildir aslında; bağrı yanıktır, 465 santigrat sıcaklıkla kavruluyor garibim...

Bizim çıplak gözle görebildiğimiz Zühre'nin ışığı balkondaki masamızın üzerine en erken 2, bazı bazı keyifsiz zamanlarında 8 dakikada aşağıya iniyor.

Zühre'yi seyrederken yanı başında bir başka çapkın daha göz kırpmaya başladı bile: Zühre'nin kabaca 45 derece kadar solunda, biraz üstünde gösteriyor kendisini, çalım satmaya başlıyor.

Zühre bozulmaya yüz tutmuş floresan lambası gibi kıpır kıpır değildir, ışığı parlak, neredeyse sabittir.

Şimdi, Zühre'nin yanına komşuluk etmeye gelmiş olanı, mahallede piyasa etmeye çıkmış delikanlı gibidir; kaşı gözü oynar, o yüzden ışığı da kıpraşır durur.

Fakat Zühre gibi değil bu; bunun ışığı bazı bazı titriyor, arada bir alazlanıyor, kuranderde kalmış kibrit gibi söndü sönecek derken birden parlıyor.

Bu yeni misafir yıldızımızın adı, Arapçadan geldiği gibi, Süheyl yıldızıdır; Zühre de öyleydi, Arapçaydı.

Süheyl'in astronomi bilimindeki Latince adı........

© T24