menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Napoléon’un çaptan düşmüş fili

17 0
yesterday

"Eşitlik, Kardeşlik, Özgürlük" sloganı 1789 Fransız İhtilali’ne aittir ya, yarım yamalak olmayan Fransızcamızla tekrarlamayı da pek severiz:

"Liberté, égalité, fraternité"

Ah, keşke öyle olsaydı, olmadı kardeş; bir türlü olmadı. 

Lakin bizim dilimize yapışan mevzu bu değildir, ne var ki biraz da buna aittir.

Fransız İhtilali sonrasında Paris’e, ihtilalin kıvılcımını çakan ve yüzyılların en büyük başkaldırısının başladığı yer diye bilinen Bastille Kalesi’ne getirilmiş FİL’dir.

Evet, fil!

Alçıdan bir şeydi, pek acuzeydi canım!

İhtilali sakız haline getiren Napoléon Bonapart kasada para kalmadığı için alçıdan döktürtüp oraya dikilmesini emretmişti.

Paris halkının saldırarak içindeki üç beş mahkumu,  ~ki tamamı adi suçluydu ve onları salıvermelerinin ardından ihtilalin kahramanı ilan ettiler~,  serbest bırakıp cephanelikteki silahları alarak Kral XVI.Louis’e karşı bey mi yaman el mi yaman diye yeldir yeldir sokakları doldurduğu vakitlerden bahsediyoruz.

1813’te, parmak hesabıyla bakarsanız tarihin en büyük ihtilalinden on dört yıl sonra bir FİL heykeli, sağı solu dökülmekte olan kalenin önündeki avluya o günlerin hatırasına hürmeten getirip kuruldu.

24 metre yüksekliğindeki heykel, aslında, 1808’de, "Fransız İhtilali’nin sonuna geldik, ihtilalin tüm neticelerini ben üstleniyorum bundan böyle" sözleriyle kendisini imparator seçtirerek başa geçen, Avrupa’yı da bir güzel kana bulayan I.Napoléon tarafından tasarlanmıştı. 

Bonapartizmin, kendi ideolojisinin kurucusu diktatör Napoléon oraya getirilecek filin devâsa boyutta ve bronzdan dökülmesini emrettiyse de cüzdan ve para başka konuşur; Fransız Maliyesi meteliğe kurşun atıyordu.

Beş yıl kadar fil alçıhanede bekledi, sonra alçıdan bir fil yaptılar, sağını solunu kırıp dökmeden oraya kadar taşıdılar. 1830 Burjuva İhtilaline kadar orada kaldı… Burjuvalar fili görmeye gittiklerinde karşılarına pejmürde, zavallı, sünepe, sarsak, sağı solu kırık dökük, o görkemli heybetinden epeyi tenzilat yapmış, teravetini koruyamamış bir fil çıktı; parçalanmış yerlerine kuşlar yuva yapmıştı, kalan yerleri ise rutubet çamuruyla ve o vakitlerin anarşistlerince yazılmış çizilmiş grafitilerle kaplıydı.

Simon Schama adındaki Fransız siyaset bilimi yazarının "Yurttaşlar~Fransız Devriminin İçeriden Tarihi" kitabından okuyoruz: "Dişlerinden bir düşmüş, diğeri ufalanıp küçülmüştü. Gövdesi yağmurdan ve kurumdan kararmıştı ve gözleri, büyük, aşınmış kafasının kıvrımlarına ve çopurlarına gömülmüştü."

Napoléon’un dize getirdiği İspanya’dan, hani ressam Francisco Goya’nın o meşhur direnişçilerin kurşuna dizildiği tablosunu yaparak tarihe emanet ettiği zamanlarda, savaş ganimet olarak İspanyol toplarının eritilmesi sonucu elde edilecek bronz külçeyle Fil heykeli dökülecekti; olmadı. 

Filin ağzından 24 saat su fışkıracak, oraya giden herkes........

© T24