Selçuk Bayraktar
Selçuk Bayraktar ve iş arkadaşları, hepimizin iftihar ettiği genç girişimciler.
Bu başarıyı çeşitli sebeplere bağlayanlar oldu; nasıl yapıldığı hiç umurumda değil; bugün ortada bir başarı var mı? Var!!
Hem de Türk bürokrasisine rağmen. Saygı ile selamlarım.
Yakınlarım ve okurlarım bilir; benim artık sonuna gelmekte olduğum hayatımda bir tek temel hedefim oldu: Türk endüstrisinin olması gereken seviyeye gelmesine yardımcı olmak. Yazdığım yazıların hemen her birisinde “yerli otomobilden” bahsederim. Ancak, bunu yapmakta başarılı olamadım.
Selçuk Bey’in babasını, Özdemir Bayraktar’ı otomotiv endüstrisi parça imalatçısı olarak bilirim. Daha sonra havacılık endüstrisine girmiş ve inat ile yıllarca bürokrasi ile savaşarak bu savaşı neticede kazanabilmiş bir mühendis olarak hatırlarım.
Onun inatçılığı oğullarına da geçmiş anlaşılan, bugün tüm dünyanın bahsettiği mühendis/yönetici oldular. Radikal’de yazdığım günlerde de onlardan epey bahsetmiştim.
Aynı dönemlerde ben de yerli otomobil için nefes tükettiğim için onların hâlini çok iyi anlayabiliyorum.
Özellikle Selçuk, gördüğüm kadarı ile tam bir atlet komple; hem iş adamı hem teknisyen. Ancak, ağabeyi de devlet ile boğuşanların başında geliyor galiba.
İnsan, neredeyse torunu yaşında bir kimseye hayran olabilir mi? Ben olmuş; hatta müşterek bir dostumuz vasıtası ile Selçuk Bey ile tanışmış, bir miktar sohbet etmiştim.
Ancak, geçen hafta tesadüfen YouTube’da onunla ilgili bir program gördüm. Çok üzüldüm.
Kısaca Koç Holding’i “montajcı” diyerek aşağılıyordu; söyledikleri epeyce siyaset kokuyordu. Oysa onun bu gibi işler ile geçirecek beş dakikası yok; savunma sanayisinde onun yapabileceği yeniliklerin yarısını daha bilen yok.
Öte yandan başta Otosan, Koç Holding’i 1967’den bu yana iyi bildiğim için Selçuk Bey’in bu küçültücü ifadesini hak etmediğini belirtmeliyim.
Bu konuda biraz birinci elden bilgi vereyim; isterseniz “montajcılık” nedir, bir bakalım. Zannederim, 1970’li yıllardan beri bu endüstriye ter döktüğüm için biraz hakkım olduğunu, en azından Selçuk Bey kardeşimden biraz daha iyi bildiğimi söyleyebilirim. “Montaj” endüstride bazı durumlarda sonu, bazı durumlarda da başlangıcı temsil eder. Ancak önemi inkâr edilemez. Bizimki gibi bu endüstriye çok geç girmiş ülkelerde başlangıç montaj olmak zorundadır.
Ancak, mesela Renault biraderler ya da General Motors gibi öncü şirketler için montaj nihai amaçtır. Yani bütün fikrî ve fizikî ön çalışmaları ürüne, yani paraya çeviren “montajdır”.
Onun da kendisine göre teknik zorlukları, yenilikleri vs. vardır. Yani hiçbir zaman küçük görülemez.
Bizim gibi bu işte geç kalmış ülkeler için ise montaj bir başlangıçtır.
Selçuk Bey tabii dediklerimi anlıyor; ancak tabii olarak onun geliştirdiği uçağın otomobilden daha kolay kısmı, prototip aşamasını başarı ile geçtikten sonra seri üretim için montajdan önce kısa seri üretimlerinizi satıp paraya çevirebilmenizdir; çünkü sizin ürününüzün lokal olarak alıcısı tek kişidir: “devlet.”
Otomobil öyle değil; tek........
