16. yüzyıl matbaa öyküleri (2)
Matbaanın tarihsel öyküsünü anlatmaya çalıştığım önceki yazılarımda Asya’nın kalıp sisteminden başlayıp Gutenberg’in hareketli harflerle ilk baskıyı yapması arasındaki bilinenleri ve sonrasının ilk yıllarındaki yaşananlardan söz etmiştim.
Okuyanlar hatırlayacaklardır, ilk ticari baskının Kilisenin siparişi olduğunu, matbaanın kısa zamanda Avrupa’nın bazı şehirlerine hızla yayıldığını ve ciddi anlamda rağbet gördüğünden bahsetmiştim.
Gutenberg’in metal harfleri dökmek için geliştirdiği döküm cihazı, harfleri birleştirerek metin haline getirdiği dizgi çubuğu, her harf için ayrı hazırlanan harf kutusu, baskı mürekkebi ve kâğıdı kalıba sıkıca bastıran baskı sistemi yüzyıllar içinde gelişen tüm tekniklerle desteklenerek neredeyse 500 yıl boyunca çok fazla değişmeden kullanılmış. Denilen o ki dijital çağın kapısının aralandığı 1970’li yılların sonuna kadar matbaacılık sistemi Gutenberg’in tekniği içinde yoğrulmuş.
İrfan Yalın yazdı:
Matbaa öncesindeki basılı yayın tarihi
Matbaa devrimi ve ilk kitapların öyküsü
16. yüzyılın matbaa öyküleri
Öncü matbaa ustaları
Matbaa dendiğinde akla hemen Gutenberg gelse de onunla birlikte ya da onu takiben bu sürece katılan, her biri kendi çapında yayın hayatına katkıda bulunan başka isimsiz kahramanlar da var.
Bunlardan biri olan Peter Schöffer 1425 yılında Mainz Burgher de doğmuş. Esas mesleği avukatlık ve kuyumculuk olan Peter uzunca bir süre Gutenberg'in çıraklığını yapmış ve 1503 yılında ölmüş.
Esas mesleği avukatlık ve kuyumculuk olan Peter Schöffer uzunca bir süre Gutenberg'in çıraklığını yapmış
1420 İla 1480 arasında yaşayan, matbaa tarihinde önemli biri olarak bilinen Fransız asıllı gravürcü, matbaacı ve yazı tasarımcısı Nicholas Jenson, 1458 yılında Kral VIII. Charles tarafından bir nevi sanayi casusu olarak harflerin dökülme işlemini öğrenmesi için Mainz şehrine gönderilmiş.
Nicholas Jenson, 1458 yılında Kral VIII. Charles tarafından sanayi casusu olarak harflerin dökülme işlemini öğrenmesi için Mainz şehrine gönderilmiş
Matbaacı, ahşap oymacısı olarak bilinen Fransız Philippe Pigouchet, 1488 ila 1518 yılları arasındaki kısa yaşamına en önemlisi “Book of Hours” olan 150’den fazla kitap sığdırmış.
Almanya’nın Nürnberg Şehrinde 1471 yılında doğmuş olan matematikçi Albrect Dürer, Rönesans sanatını yakından incelemiş ve Venedik’te bir matbaa atölyesi kurmuş. İlk dönem basımcılar arasında önemli bir yeri olan Dürer’in geliştirdiği gotik Roma harf tasarımı uzun yıllar boyunca yazın hayatını etkilemiş, tahta baskı tekniği ile çoğalttığı dinsel içerikli baskıları aydınlanma çağında özgün eser ortaya çıkarmak isteyenlere kılavuz olmuş.
Almanya'dan İtalya'ya, oradan Mainz'e, Basel'e, Lyon'a, Toulouse'a ve Albi'ye giden göçebe matbaacı Johann Neumeister de önemli biri!
Venedik ve Lyon'da matbaalar kuran, ayrıca Antwerp, Burgos, Frankfurt, Lizbon, Medina del Campo, Paris, Salamanca ve Zaragoza'da kitap satan, dükkanlar açan, kağıt depoları işleten Floransalı Giunta Ailesi ile 16. yüzyılın başında Kraków'da yayıncılığa başlayan şarap tüccarı ve sığır satıcısı Jan Hallar’dan da bahsetmek gerekiyor.
Kitap maliyetlerini azaltma girişimleri
El yazmasına göre daha uygun fiyatlara satılabilse de matbaanın ilk yıllarındaki kitap fiyatları orta sınıf için yüksekmiş; basım maliyetlerini azaltmak için çeşitli yollar denenmiş.
1450 Yılında doğdukları tahmin edilen, öncü matbaa girişimcilerinden olarak İtalya’da matbaanın gelişmesine ciddi anlamda katkıda bulunan Aldus Manutius ile Francesso Griffo kitapların orta sınıfın satın alabileceği hale gelmesi konusunda önemli başarı göstermişler.
Aldus Manutius İtalya’da matbaanın gelişmesine katkıda bulunmuş
Hümanist bilim insanı ve eğitimci olan Aldus Manutius hayatını nadir metinler yayınlamaya, yaymaya adamış; 1494 yılında kurduğu Aldine Press sayesinde Eski Yunan el yazmalarını korumuş ve Latince olarak basmış. Önemli baskıları arasında “De Aetna” ile “Hypnerotomachia Poliphili” ön plana çıkmış.
Aldus Manutius için çalıştığı bilinen kalıp ustası Francesso Grıffo ise ilk italik yazı tipini ve estetik değerli harf karakterlerini tasarlayan tipografi sanatçısı olarak adını İtalyan baskı tarihine yazdırmış.
Aldus Manutius devrim niteliğinde bir fikir ortaya atmış ve klasik Yunan külliyatından titizlikle derlediği metinleri makul fiyatlara mal ederek daha fazla insanın erişmesini sağlayacak şekilde küçük ve taşınabilir boyutlarda basıma hazırlamış.
Aldus Manutius'un makul fiyatlara mal ettiği cep kitapları basım hayatında devrim yaratmış
Yaklaşık 1500 yılında ilk cep kitabı olarak kabul edilen metinlerde yeni noktalama işaretleriyle dönemin bilimsel çalışmaları şekilleniyor, aynı zamanda Francesso Grıffo’nin italik yazı tipiyle küçük kitap formatına daha fazla metin sığdırabiliyormuş.
Francesso Griffo’nin italik yazı tipi sayesinde küçük kitaplara daha fazla metin sığmış
Cep kitapları edebiyatı sözlü masalardan kurtarıp okumayı bir eğlence haline getirdiği için modern kitap kültürünün başlangıcı sayılmış.
Osmanlı’da matbaa
Aynı İngiltere’de olduğu gibi kâtipler ve kaligrafi zanaatları tarafından tepkiyle karşılansa da Osmanlı’da hareketli harflerle ilk baskı denemesi İspanya'dan Osmanlı topraklarına göç eden Sefarad Yahudileri tarafından neredeyse Avrupa şehirleri ile eş zamanlı olarak bazı kaynaklara göre 1493, bazı araştırmacılara göre de 1503 yılında İstanbul’da yapılmış. Genel kabule göre David ve Samuel ibn Nahmias Kardeşler tarafından İstanbul’da basılan ilk kitap, Toledo’lu din bilgini Yaakov ben Aşer’in kısaca “Arbaah Turim” olarak anılan “Sefer Aturim le Ribi Yaakov ben Aroş” adlı eseri olmuş.
Sefarad Yahudisi David ve Samuel ibn Nahmias Kardeşler tarafından İstanbul’da 1493 yılında kitap basılmış
Tarihi değiştiren boşanmada matbaanın rolü
VIII. Henry Avrupa tarihindeki en dramatik dini ve siyasi dönüşümlerden birinin sembolü haline gelen ve tüm dengeleri değiştiren boşanma kararını haklı çıkarmak için Tyndale tarafından İngilizce diline çevrilerek basılmış ilk İncil'den bir pasaj kullandığında, birçok İngiliz Kutsal Kitabın bu konuda ne söylediğini tam olarak anlamamış. Çünkü ilk baskının çoğu farklı ülkelerden getirilen ve İngilizce bilmeyen matbaacılar tarafından dizgiye girdiği için anlam kayıpları içeriyormuş.
William Tyndale tarafından İngilizce basılmış İncil'de çok sayıda imla hatası yer almış
Tyndale'ın İncilleri kaçak yollarla taşınıp yeniden basılmaya başlanmış. İngiliz piskoposlar bir yandan satın aldıkları İncillerle talebi arttırmışlar bir yandan da Londra'daki St. Paul Katedrali'nin dışında halka açık olarak kitap yakma törenleri düzenleyerek basılı yayına kin kusmuşlar.
Matbaanın önemini fark eden VIII. Henry tarafından dünyanın en eski yayınevlerinden biri sayılan Cambridge Üniversitesi Yayınevi 1534 yılında kurulmuş. Kurulmuş ama Tyndale 1536 Yılında Brüksel yakınlarında yakalanıp öldürüldüğünde matbaacılık mesleği tekrar yer altına inmiş, yazarlar isimlerini gizlemek için kasıtlı olarak takma ad kullanmışlar, basım yerinin bilinmemesi için dizgilerde birçok kelimenin yazımını değiştirmişler.
Matbaa Amerika'da
Sevilla'da yerleşik bir matbaacı olan ve keşfedilen yeni kıtada İspanya'yı temsil edecek prestijli bir yayınevi kurmayı düşünen Alman Juan Cromberger, güvendiği dizgi ustası Juan Pablos'a Yeni Dünya'da matbaa kurma görevi vermiş.
İtalyan asıllı Juan Pablos eşi Gerónima Gutiérrez ile birlikte Eylül ya da Ekim 1539 tarihinde Mexico City'ye gelmiş ve eski başpiskoposluk binasının karşısında atölyesini kurmuş.
İtalyan asıllı Juan Pablos, eşi ile birlikte Eylül 1539 tarihinde Meksika'da matbaa atölyesi kurmuş
Günümüzde Licenciado Verdad ya da Piskopos "Juan Cromberger Evi" olarak anılan matbaa Nisan 1540 civarında kapılarını açmış.
İncunabula kitapların estetiği
Orta Çağ’da basılmış Latince "beşik" anlamına gelen incunabula kitaplar elle tamamlanıyor, kırmızı ve mavi renkte boyanmış harflerle yapılan başlıklarla, resim ve gravürlerle süsleniyormuş.
Dönemin az sayıdaki aydınları ve din adamları el yazmalarını okumaya alışkın oldukları için basılı kitaplar başlangıçta el yazmalarına çok benzeyecek şekilde yapılmış. Orta Çağ'da metnin okuyucuya sunulma biçimi, yalnızca görsel bir yapı ihtiyacını karşılamakla kalmamış, aynı zamanda zihinsel değişikliklerin oluşmasına da yardımcı olmuş.
Artık her ayrıntı, kitabın içeriğinin anlaşılmasına ve ezberlenmesine katkıda bulunuyor, okuma ve öğrenme alışkanlıklarını karşılamak amacıyla el yazması eserlerin genel estetiğini mükemmel bir şekilde taklit etmeye çalışıyormuş.
Kilisenin baskısı artıyor
Basılan kitapların sayısı arttıkça, Reformcuların eserlerinin hacmi ve üslubu keskinleştikçe Kilisenin uyguladığı sansür daha da sertleşmiş.
Engizisyon yeniden kurulmuş, 1543 yılında Kiliseden izin alınmadan hiçbir kitabın basılamayacağı ve satılamayacağına dair bir kararname çıkarılmış. “Librorum Prohibitorum” başlığıyla sakıncalı kitapların listeleri oluşturulmuş ve 1559'da ilk genel yasaklama kararı alınmış.
Özellikle Hollandalı matbaacılar Engizisyon döneminde büyük zulüm görmüş ve birçoğu Protestan kitap yayımladıkları suçlamasıyla yakılarak idam edilmiş.
Matbaayı İncil'in daha fazla kişiye ulaşması için kullanan Kilise laik eserlerin yayınlanması hoş karşılamıyor, kontrolü dışında kitap basılmasını uygun görmüyormuş.
Kilise dini konular dışında kitap basılmasını matbaanın erken yıllarında engellemeye çalışmış
Bazı matbaacılar Kilisenin şiddetinden kaçınmak için sahte baskı yöntemine başvurmuş; başlık sayfasına hayali bir matbaa adıyla yayın yeri eklemişler veya hiçbir bilgi içermeyen boş başlık sayfasıyla basım yapmışlar.
Din odaklı yayıncılık
Cambridge Üniversitesi Yayınevi ilk basılı kitabını 1584 yılında yayınlamış; İsviçre'deki Schwabe Verlag ve Elzevir yayınevleri de bu sürece katılmışlar.
1590’lı yıllara gelindiğinde matbaalar Avrupa'nın çok kentinde faaliyette bulunuyor olsalar da yayıncılığın büyük bir kısmı hala din odaklıymış ve zengin hamiler tarafından finanse ediliyormuş.
Kilisenin matbaaya karşı olan öfkesi 16. yüzyıl boyunca devam etmiş
1600’lü yıllara yaklaşılırken gerek Kilise gerekse de krallar ve güç odakları tarafından yayıncılığa çok sayıda düzenleme getirilip, baskılar arttırılıp, şiddetli cezalandırmalar uygulansa da karanlığın gücü matbaacıların ve yazarların heyecanını durduramamış; kitapların basımı ve dağıtımı artan bir hızda devam etmiş.
Bilimsel bilginin basılması ve yayılması konusunda çaba gösteren, bu uğurda hayatını kaybeden, bilinen ya da tarihin karanlık sayfalarında isimleri kaybolmuş tüm matbaa ustalarını saygıyla anıyorum.
Güzellikleri biriktirmenizi dilerim.
https://www.planet-wissen.de/geschichte/neuzeit/erfindung_buchdruck/index.html
https://istanbultarihi.ist/287-istanbul-matbaalari-1453-1839
https://www.historytoday.com/brief-history-english-spelling-reform
https://americanliteracy.github.io/past/Archives/ss-history.htm
https://www.prepressure.com/printing/history/1500-1549
https://exhibits.lib.arizona.edu/exhibits/show/reformation/role-of-printing
https://www.briefhistory.co.uk/1945/typefaces-fonts
https://www.the-tls.com/literature/bibliography/aldus-manutius-oren-margolis-book-review-dennis-duncan
https://www.ndl.go.jp/incunabula/e/chapter1/
https://www.bbc.com/turkce/articles/cpd291z1ngno
https://internationalpublishers.org/the-history-of-the-printing-press/
https://www.europeana.eu/en/stories/from-manuscript-production-to-the-printing-press
