menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Senin hikâyen nerede, kimde saklı?

28 0
14.06.2026

Simone de Beauvoir, her insanın yaşam içinde oluşan bir hikâyesi olduğundan hareketle "Herkes yalnızca kendinin tanığı olabilir" der. Peki ama insan kendi tanıklığını kim olarak yapar; kendi hayatının tutanaklarını nasıl yazar? Biraz karmaşık oldu farkındayım; en yalın haliyle söylersek, bir yaşadığımız hayat var bir de o hayattan damıtılmış ve iç dünyamızda yazılan hikâyemiz. Bu ikisi çoğu zaman birbiriyle örtüşmez. Dışı başka söyler, içi başka, der ya eskiler, tıpkı öyle. Günlük hayatımızı sürdürürken seçtiğimiz sözcükler, kurduğumuz cümleler, aktardığımız yargılarla, kendi kendimize kaldığımızda işittiğimiz iç sesimizin sözcükleri, cümleleri, yargıları genellikle başkadır. Hikâyemiz iç sesimizin sözcükleriyle yazılır.

Bu bir roman için hayli tematik düğümler barındırabilir. Elbette her hayat bir roman değildir ve kendimize tanıklığımız, yani iç sesimiz çoğu zaman tedirgin edici, huzursuzluk vericidir. Kimselerin bilmesini istemediğimiz hikâyemizi bu yüzden kırk kilit altında tutmayı yeğleriz, gizleriz ve kimi zaman biz de yok sayarız, unutmaya çalışırız. Oysa ne yaparsak yapalım hikâye yazılmaktadır; yaşadıklarımızı, tanık olduklarımızı, bizi etkileyen olayları eksiksiz kaydetmektedir, bilinçaltı denilen o acımasız yazıcı. Biz unuttuğumuzu sanırken, bir görüntü, bir ses, bir davranış, gün gelir bizi tutsak alır, davranışımızı belirler. Sözgelimi herhangi birinin içinde, belki çocukluğundan kalma boşluklar kapanmayıp sevme yetersizliği saklanabilir. Dahası, sevildiği yanılgısıyla gün geçirebilir. Çevresinde birtakım "sevildiğini hissettirenler" bulundurup mutluluğu bir yapboz gibi kurmaya çalışabilir, o olmadı bu, bu olmadı........

© T24