menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının düşündürdükleri

30 0
16.03.2026

Önceki yazımda dile getirdiğim temel görüşümü muhafaza ediyorum. Netanyahu, Trump ve Putin savaşın ana sorumlularıdır. Putin'in sorumluluğu etken manada değil edilgen manadadır. Rusya, Ukrayna batağına saplanmış olmasaydı, Netanyahu-Trump ikilisi İran’ın üzerine böylesine çullanmaya cesaret edemezlerdi. Rusya ortadan çekilince meydan kabadayılara kalmıştır. Komplo teorilerine yatkın iseniz, ABD'nin Rusya'yı Ukrayna’ya saldırmaya teşvik etmek suretiyle başka cephelerde etkisizleştirdiğini iddia edebilirsiniz.

Körfez ülkeleri İbrahim Anlaşmaları'nın bedelini ödüyorlar 

Savaşın ikinci haftası sona ererken, gelişmelerin ABD-İsrail ikilisinin kontrolü dışına çıktığını gözlemliyoruz. Yıkımın İran ile sınırlı kalmayacağı açık seçik ortaya çıkmış vaziyette. “Ben yanarsam hepiniz benimle birlikte yanarsınız” anlayışıyla hareket eden İran’ın Körfez ülkelerini ateş çemberine dahil etmeye muvaffak olduğunu izliyoruz. “Hürmüz boğazını kapatırım” diyerek çevresini tehdit eden Molla Rejiminin blöf yapmadığını canlı canlı yaşıyoruz. 3 kez, Kürecik ve İncirlik istikametlerinde  balistik füze yollayarak tarafsız komşusu Türkiye’yi dahi hedeflere dahil etmesi İran’ın cüretini ve azmini ortaya koyuyor. Artan akaryakıt fiyatları kanalıyla da  tüm dünyayı ve özellikle Trump’ı rahatsız etmeyi beceriyor İran. İbrahim Anlaşmalarına taraf olmak suretiyle, İsrail ve ABD ile fazla yakınlaşan Körfez ülkeleri şimdi bedel ödüyorlar. Acaba bölgede barış tesis edildiğinde,  ABD-İsrail ikilisine, bölgeden gelen uyarılara kulaklarını kapatıp İran’a saldırdıkları dikkate alınarak fatura kesilir mi ? Meydana gelen benzersiz yıkımın temel sorumluları Tel Aviv ve Vaşington diyerek araya duvar örerler mi ? Bu sorular savaş ertesinde gündemde yer alacaklar. 

Uluslararası toplum “Dünya Trump’tan büyüktür" dediği zaman gezegenimize huzur ve barış gelir 

Savaşın ikinci haftasının sonunda, uluslararası toplumun, saldırgan ikiliye hala müsamaha göstermesi çok şaşırtıcı. Her iki ülkeye de çoktan kırmızı kart gösterilmeliydi. Emekli büyükelçi Volkan Vural 6 ocak tarihli “Dünya Trump’tan büyüktür” başlıklı yazısında “Dünyanın sağduyulu devletleri başkan Trump’a dur demek için geç kalmamalı” diyerek özellikle  Avrupalı liderlere seslenmişti. Halen ne kadar haklı olduğuna  ve çağrısının duyulmadığına şahit oluyoruz. Kırmızı kart görmediği sürece Trump sahada kalacak ve faullü oyununa devam edecektir. Oyundan atılması zorunlu diğer oyuncu Netanyahu'dur. İsrail’e, Gazze soykırımından itibaren gösterilen müsamaha kabul edilemez düzeyleri çoktan geride bırakmıştır. Bu ülkenin futbol ve basketbol takımları hala uluslararası turnuvalara katılmaya devam etmektedir (İsrail uçakları 9 Mart gecesi İran’a bomba bırakırken GS basket takımı Şampiyonlar ligi son 16 turu maçı için İsrail'in  Hapoel Netanel Holon ekibi ile Bulgaristan'da parkedeydi). İsrail, muhtemelen, önümüzdeki mayıs ayında, Viyana'da gerçekleştirilecek olan 2026 Eurovision Şarkı Yarışmasına da katılacaktır. İrlanda, Hollanda, İspanya, İzlanda ve Slovenya'nın İsrail’in katılımına........

© T24