menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Musk gökten zembille mi indi?

21 0
previous day

Elon Musk’ın başarılarının arkasında iki yüzyıla yaklaşan bir sanayi ve bilim birikimi var. Amerika’nın asıl başarısı, yaratıcı insanları araştırma kurumlarıyla, üretim kapasitesiyle ve uzun vadeli finansmanla buluşturan bir düzen kurabilmesiydi. Musk’ı anlamak, bu düzenin nasıl oluştuğunu anlamayı gerektiriyor.

Bir roketin dünyaya geri dönüşünü izlerken gözümüz, o roketle özdeşleşmiş kişinin yüzüne gidiyor. Bir elektrikli otomobil gördüğümüzde de zihnimizde aynı isim beliriyor: Elon Musk. Başarının böyle görünür bir kişilik etrafında anlatılması, karmaşık bir üretim sürecini kolay anlaşılır bir hikâyeye dönüştürüyor. Fakat hikâye sadeleştikçe tarihin büyük bir bölümü görüntüden çıkıyor.

Musk’ın girişimcilik yeteneği, sermaye toplama kapasitesi ve mühendislik ekiplerini iddialı hedeflere yöneltmesi bu hikâyenin önemli parçaları. SpaceX’in yörünge görevlerinin ardından roketin ilk kademesini geri indirmesi ve yeniden kullanması, somut bir teknolojik başarı. Bu başarının hangi zeminde mümkün olduğunu sorduğumuzda ise karşımıza Musk’tan çok daha eski bir Amerika çıkıyor. [1, 17]

Bir buluşun arkasındaki sanayi

Amerika’nın sanayileşmesinde Andrew Carnegie’nin çelik üretimiyle John D. Rockefeller’ın petrol işletmeciliği önemli yer tutar. Bu isimlerin etkisi, büyük işletmeleri örgütleme ve üretimi geniş ölçekte sürdürme kapasitelerinden kaynaklanıyordu. Bilimsel buluş ile sanayinin kuruluşu farklı işlerdi; Amerikan ekonomisi bu iki yeteneğin buluşmasından güç kazandı. [2]

Thomas Alva Edison bu buluşmanın en güçlü simgelerinden biridir. Elektrikli aydınlatmayı ele alırken lambayla birlikte jeneratörü, dağıtım sistemini ve kullanıcının gündelik ihtiyacını düşündü. Daha kalıcı katkılarından biri de Menlo Park’ta araştırmayı ekip çalışmasına dönüştürmesiydi. Laboratuvar, farklı uzmanlıkların aynı sorun üzerinde çalıştığı, denemelerin kaydedildiği ve sonuçların yeni ürünlere taşındığı bir örgütlenme biçimi kazandı. [3]

Nikola Tesla ile George Westinghouse arasındaki ilişki de aynı sürecin başka bir yüzünü gösterir. Tesla’nın alternatif akım motoruna ilişkin buluşları, Westinghouse’un mühendisleri ve üretim kapasitesiyle gelişerek sanayi uygulamasına dönüştü. Burada hem yaratıcı fikre hem o fikri güvenilir biçimde üretip yaygınlaştıracak örgütlenmeye ihtiyaç vardı. Tesla’nın adını taşıyan bugünkü otomobil markasının arkasında bile bu eski tarih duruyor. [4]

Ford’un fabrikasından Sloan’ın yönetimine

Henry Ford ve mühendisleri, hareketli montaj hattını geliştirerek üretim süresini ve maliyetini düşürdüler. Otomobilin geniş toplum kesimlerine ulaşabilmesi, fabrikadaki bu örgütsel dönüşümle mümkün oldu. Ford’un başarısı, üretim yöntemindeki yeniliğin ekonomik ve toplumsal sonuçlarını gösteriyordu. [5]

Alfred P. Sloan ise General Motors’ta başka bir sorunu çözdü: Çok büyümüş bir sanayi kuruluşu nasıl yönetilecekti? İşletme birimlerine hareket alanı bırakan, merkezde ise stratejik ve mali koordinasyon sağlayan profesyonel yönetim yapısı geliştirdi. Büyük şirketin devamlılığı, kurucusunun her kararı bizzat vermesine bağımlı olmaktan uzaklaştı. [6]

Ford ile Sloan birlikte düşünüldüğünde, inovasyonun kapsamı genişliyor. Yeni bir makine kadar üretimin düzenlenmesi ve işletmenin yönetilmesi de yenilik alanına giriyor. Sanayi gücü, bu yeteneklerin birbirini tamamlamasıyla kalıcılaşıyor.

Yeni dehaların yetişmesini sağlayanlar

Amerikan bilim ve teknoloji........

© T24