menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO Ankara Zirvesi, Türkiye’nin dış politikada vardığı yerin özetidir

16 0
17.07.2026

NATO Ankara Zirvesi hem ittifak bakımından hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan bakımından önemli bir dönüm noktası oldu. Ankara’da NATO’nun bölünme endişesi geride bırakıldı. NATO içinde Avrupa’nın daha fazla sorumluluk ve rol üstleneceği yeni yapılanma konusunda (NATO 3.0) müttefikler iradelerini ortaya koydular. Sonuç bildirisinin ilk maddesine göre ayrıca, Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesi çerçevesindeki toplu savunma taahhüdüne olan sarsılmaz bağlılık bir kez daha teyit edildi. Bunun anlamı, NATO’ya olan sorumluluklarını yerine getirmeyen müttefikler için bu maddenin geçerliliğini sorgulayan ABD’nin bu kez NATO 3.0 çerçevesinde taahhütlerine bağlılığını vurgulamış olmasıdır. NATO’nun dağılmasını bekleyenlerin hevesleri böylece kursaklarında kaldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Trump’ı Ankara’ya getirerek NATO’nun yoluna devam etmesine ve yeni bir anlayışla iman tazelemesine öncülük eden, hatta ufak tefek ikili sorunlara da anında müdahale ederek kriz çıkmasına engel olan lider olarak sahne ışıklarından fazlasıyla nasibini aldı. Sadece bununla da kalınmadı; ülke içindeki demokrasi ve hukuk devleti ihlallerine aynı Trump gibi gözlerini, kulaklarını kapatan Avrupalı liderler, Erdoğan liderliğindeki Türkiye’ye hem NATO içinde hem dışında Avrupa savunmasında daha fazla rol ve sorumluluk verme konusunda kararlılıklarını ortaya koydular. Avrupalıların tavrı ne kadar devam eder bilinmez ama bunlar kendi seçmen kitlesi nezdinde Sayın Erdoğan’ın “dünya liderliği” iddiasını parlatan unsurlar olarak hanesine kazanç yazıldı.

F-35 programına dönüş yok ama müşteri olma yolu açılıyor

Bir de Ankara Zirvesi’nde Türk-Amerikan ilişkilerinde kaydedilen atılımlar var. Trump, Erdoğan gibi bir liderin yönetimindeki Türkiye’nin daha fazla yaptırımlarla üzülmesine gönlünün razı olmadığını ifade ederek Türkiye’ye hediye sözü verdi. Her lafında zikzak yapmasıyla tanınan Trump’ın maksadı tam anlaşılmadı ama aklında Türkiye’nin CAATSA (Amerika’nın Karşıtlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Edilmesi Yasası) kapsamından çıkarılması, F-35 satışları için formül bulunması, Kaan uçakları için sipariş verilen F-110 motorlarının ve modernize edilmiş F-16 uçaklarının satış işlemlerinin hızlandırılması olduğu açık.

Türkiye’nin Trump’ın ilk döneminde CAATSA yaptırımlarına çarptırılmasına neden olan Rus S-400 hava savunma füze sistemi için bir çözüm bulunması konusunda ABD yönetiminin Kongre nezdinde bazı girişimlerde bulunduğu aşikâr. 71 yaşında aniden hayattan ayrılan Yahudi lobisinin en ateşli ve sadık üyelerinden, sıkı Erdoğan karşıtı Senatör Lindsey Graham dahi Ankara’da lehte açıklamalarda bulunmuş olduğuna göre bu konuda bir şeyler pişiriliyor. Zaten öyle olmasa Netanyahu ve onun yeni hempası Miçotakis Türkiye’ye F-35 satışının engellenmesi konusunda çığırtkanlık yapmaz, ABD’deki etnik lobilerini göreve çağırmazlardı.

Putin’in sözcüsü Dimitri Peskov da bu konuda olumlu sayılabilecek üstü kapalı sözler sarf etti. Demek ki Rusya da bir şekilde resmin içinde yer alıyor. O yüzden, büyük resme iyi bakmak, ayrıntıda kaybolmamak lazım.

Ancak, bir zamanlar üretici birkaç ülkeden biri iken bu kez sıradan bir müşteri olarak F-35 uçaklarına sahip olmamıza çok sevinmenin alemi........

© T24