menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Alacakaranlık kuşağında fon skandalı, T24 yasağı ve Mekke Paktı

36 0
07.10.2026

 

Fon skandalı

Kötü günlerden geçiyoruz. Her güne yeni bir  karamsar haberle uyanıyoruz. Adeta sonu gelmez bir alacakaranlık kuşağının içine hapsedildik kaldık. Bu kadar kötülüğün, haksızlığın, kural ve hukuk tanımazlığın bir arada yaşandığı bir dönem daha önce görülmemişti. 

Fon rezaleti her şeyin üzerine tüy dikti. Bu skandalın siyaset ve bürokrasi içindeki sorumlularının üzerine gidilmemiş olması ibretlik bir durum. CHP’den seçilen belediyeler sonu gelmez operasyonlar ve şafak baskınlarıyla hallaç pamuğu gibi atılırken foncu dolandırıcılara gösterilen hoş görünün tevil edilebilecek bir yanı yok. Buradaki hukuk tanımazlığı ve çifte standardı ancak vicdansızlar ve butlancılar içine sindirebilir. Geniş halk kitleleri olan bitenin farkında.

Fon rezaleti mevcut çürümenin boyutlarını iyice açığa vurdu. Yolsuzluklar, kayırmalar, beşli çete, pudra şekerciler vs. derken, iş alenen yüzbinlerin dolandırılmasına vardı. “Güç bozar, mutlak güç mutlaka bozar” derler. Aynen öyle oldu. Ne tesadüfse bozulanların hep aynı siyasi, sosyal ve kültürel çevreden gelen imtiyazlı zümrenin mensupları. Bir yanda yoksulluk ve sefalet içinde kıvranan milyonlar, diğer yanda haksız servet ve lükse gark olmuş, bir eli siyasetin içinde, diğer eli devletin ve halkın cebinde güç sahibi dolandırıcılar. Bunları yaratan sistemin büyük bir dönüşüm yaşanmadan arınabileceğine inanmamız bekleniyorsa, boşuna uğraşılmasın. Artık kimse boş vaatlere, belagat değeri dahi olmayan meydan nutuklarına inanmıyor.

Medya yasakları ve T24

Türkiye’de görevini yapan, haktan ve doğrudan yana, gerçeği yazma cesareti olan pek az medya kaldı. Çürüme ve haksızlıklar arttıkça bunların sesleri daha da kısılmaya çalışılıyor. RTÜK cezaları, TV kapatmaları, gazeteci tutuklamaları yalnız ve güzel ülkemizde öteden beri, alışmasak da sıradan olaylar arasındaydı. Ama iş giderek çığırından çıkmaya başladı.  Tutuklamalar, internet yasakları, sosyal medya hesaplarının hukuksuzca kapatılması çığ gibi çoğalmaya başladı.

Alacakaranlık kuşağındaki son olay hepimizin onuru T24’e reva görülen muamele. Türkiye’nin en büyük tarafsız haber ve yorum platformu T24’e bir sulh ceza hakiminin kararıyla aile değerlerini koruma gerekçesiyle erişim engeli getirilmesi bardağı taşıran son damla oldu. Gerekçe bazı haberlerde LGBTI propagandası yapılmasıymış! Adı üstünde, bunlar haber. İçlerinde suç unsuru taşıyanlar varsa bunlara münferiden işlem yapılabilecekken yurt içinde ve yurt dışında en geniş şekilde referans kaynağı olarak önemli bir işlev yerine getiren, çok sayıda saygın aydın ve akademisyenin gönüllü olarak katkıda bulunduğu T24’e tümden erişim yasağı getirilmesi, maksadın üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ama yasaklarla istenen sonuç asla elde edilemez. Her şeyden önce T24 bir yolunu bulur yayın faaliyetine devam eder. Nitekim öyle de yapıyor. Olsa olsa bu yasak nedeniyle Türkiye’nin dış itibarı biraz daha yara alır. Türkiye’deki tüm haksız işlemler gibi T24’e yapılan yanlıştan da bir an önce dönülmesi en samimi temennimiz.

Mekke Paktı ve ötesi

Bir süredir yazmaya çalıştığımız gibi Türkiye’nin Mekke Paktı’na katılması doğru bir adım olmamıştır. Anayasa gereği Hükümet henüz TBMM’den yetki almamış olmasın rağmen Mekke Paktı’na ilişkin örgütleme faaliyetlerine son sürat katkı sunmaya devam ediyor. Her yerde olduğu gibi burada da anayasa tanımazlık ve TBMM’yi by-pass etme alışkanlığı kendini gösteriyor.

Her şeyden önce bu Pakt’a hangi amaçla katılığımızın açıklanması ve kamuoyunun ikna edilmesi gerekir. Hükümet henüz böyle bir şey yapmadı. Mekke Paktı’nın kimseye karşı olmadığını söylemek bu tehlikeli konjonktürde yeterli bir argüman değil. Türkiye NATO’ya katılırken somut bir tehditle karşı karşıyaydı. Türkiye sanıldığının aksine Kuzey Atlantik İttifakına öyle kolay üye kabul edilmedi. Türkiye’nin üyeliğine NATO içinden önemli bir muhalefet mevcuttu. Söz konusu muhalefet ancak Türkiye’nin Kore savaşına katılarak Batı ittifakı için fedakârlık yapmaya hazır olduğunu kanıtlamasıyla kırılabildi.

........

© T24