Poğaça savunmasındaki Türkiye ve gazeteci iddianamesiyle açığa çıkan hakikat
Herkesin hakikati bildiği halde bilmiyormuş gibi yaptığı bir ülkede çarpıklıkları anlatmak çok kolay değil…
Elbette, çoğu zaman insana “bunun ne faydası var?” umutsuzluğu da veriyor.
Ama bu “umutsuzluğun” ne kadar çok istendiğini fark ettiğinizde, ısrarla anlatmak gerektiğini de görüyorsunuz.
* * *
Gazeteci Alican Uludağ, 20 Şubat’tan bu yana tutuklu. Hakkındaki iddialar çok özel araştırmaları gerektiriyor olacak ki iddianamesi ancak 40 gün sonra hazırlanabildi.
İddianameye baktığınızda Uludağ’ın X’teki paylaşımlarının ardı ardına dizildiğini, bu paylaşımlardaki hangi kelimenin, hangi ifadenin suç olduğu bile anlatılmadan genel bir yorum yapılarak suç işlediğinin anlatıldığını görüyorsunuz.
Bir ya da iki günde tamamlanabilecek bir iddianame…
Üstelik iddianameyle öğreniyoruz ki Alican hakkındaki soruşturma izni 11 Haziran 2025’te verilmiş.
Alican, hakkında onlarca soruşturma ve dava açılmış gazetecilerden biri.
Bütün bu soruşturmalarda, davalarda gitmiş ifadesini vermiş, verilecek kararı beklemiş, bu ülkeden ayrılmayı aklından bile geçirmeden gazetecilik yapmaya devam etmiş.
Soruşturma izninin verildiği 11 Haziran 2025’ten sonra da sadece mesleki faaliyetlerini sürdürmüş.
Peki neden evinde, çocuklarıyla otururken gözaltına alındı?
Azılı bir kaçak yakalanmış gibi “yakalandı” diye açıklama yapıldı?
Alican Uludağ, neden tutuklu?
* * *
İddianamede, üç ayrı suç işlendiği söyleniyor.
Biri malum, dezenformasyon yasası olarak bilinen, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak…
Bu maddenin ne kadar hatalı uygulandığını doğrudan yasayı çıkartanlar söylüyor. Hangi bilgi yalan, hangi tehlike unsuru oluşmuş, tamamen belirsiz…
Suçlamalardan biri hükümeti ve yargı organlarını aşağılamak…
Bunu da X........
