menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hindistan Tedarik Zinciri Koalisyonu, Pax Silica'ya katıldı; Türkiye için ne beklenebilir?

16 0
23.02.2026

Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri tarafından kurulan "Pax Silica"nın en yeni üyesi oldu. Yeni Delhi'deki Hindistan Yapay Zekâ Etki Zirvesi'nde duyurulan bu adım, küresel teknoloji iş birliğinde ve jeopolitikte büyük bir değişim ve safları sıkılaştırma olarak görülüyor.

Pax Silica nedir derseniz, Trump’ın ilk başkanlık döneminde başlayan ticaret savaşları kapsamında, daha geniş bir koalisyon gibi gözüküyor. ABD, Çin’e karşı koyduğu tarife ve teknoloji blokajında tam başarılı olamadı. Bunun temel nedeni, birbirine geçmiş olan üretim sistemi. Şimdi bunu daha geniş bir yapılanmaya çevirerek çözmeye çalışacakları anlaşılıyor.

"Pax" (Latince'de barış, istikrar ve uzun vadeli refah anlamına gelir). "Silica" ise bilgisayar çipleri ve yapay zekâ donanımı için gerekli olan silisyumun ham maddesi olan silika'dan geliyor.

Ekonomik güvenlik çerçevesi ve güvenilir ortaklar

Aralık 2025’te Donald Trump'ın başlattığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından koordine edilen Pax Silica, yarı iletkenler, yapay zekâ altyapısı, kritik mineraller, üretim ve ilgili lojistik gibi ileri teknolojiler için dayanıklı, "güvenilir" tedarik zincirleri oluşturmak amacıyla kuruldu. Bir cins "yeni ekonomik güvenlik çerçevesi" olarak tanımlanıyor. Yani "güvenilir ortaklar" olarak tanımlanan katılımcı devletler arasında politikayı koordine edecek.

Bilgisayarlar ve çipler, artık "stratejik altyapı" olarak adlandırılıyor. Bunları besleyen tedarik zincirleri -nadir toprak elementleri, rafine malzemeler, gelişmiş ambalajlama, özel kimyasallar, üst düzey üretim araçları, şebeke gücü- giderek artan bir şekilde ulusal güvenlik merceğinden görülüyor. Pax Silica hakkında çıkan haberlere dikkatle bakarsak, Çin'in kritik nadir metallerdeki gücüne ve daha geniş sanayi politikası modeline karşı kurulduğu net bir şekilde görülüyor. Bu son zamanların popüler deyimi "Dijital Egemenlik"in de bir parçası.

Hindistan, Pax Silica’ya, mühendislik ve teknoloji ekosistemi, artan yarı iletken üretim kapasitesi, derinleşen yapay zekâ ve kritik mineral girişimleri ve dünyanın en kalabalık ülkesi ile büyük bir gelişmekte olan ekonomi olarak stratejik jeopolitik ağırlık unsurları sunuyor.

Washington DC'de yapılan açılış zirvesinde, ilk katılımcılar Amerika Birleşik Devletleri yanısıra Japonya, Güney Kore, Singapur, Avustralya, İngiltere, İsrail gibi ülkelerdi. Birleşik Arap Emirlikleri de katılırken, Avrupa'nın bazı ülkeleri ile, diğer ek ortakların, katılım görüşmeleri için hazırlandığı bildirilmişti.

1,4 milyar nüfusa sahip Çin'in son zamanlarda "Küresel Güney" olarak tanımlanan bölgeye hakimlik konusundaki en büyük rakibi olan Hindistan'ın anlaşmaya katılımı ilginç. Bu daha önceki ticaret gerilimlerinin ardından ABD-Hindistan ekonomik ilişkilerini yeniden düzenleme çabalarının bir parçası olarak, ikili bir ticaret bildirisi ve geçici tarife düzenlemelerinin ardından geldi.

Pax Silica nasıl bir etki yaratabilir?

Katılımcı ülkeler tarafından kutlanan anlaşma NATO gibi resmi bir savunma anlaşması değil. Tarife çizelgeleri ve pazar erişim bölümleri içeren klasik bir serbest ticaret anlaşması da değil. Geniş çaplı ticari liberalleşme yerine, yapay zekâ çağında ekonomik güvenlik etrafında yapılandırılmış ve sınırlandırılmış bir ticaret anlaşması denilebilir.

ABD'deki bazı hükümet ve sektör temsilcisi Pax Silica'yı kritik teknoloji tedarik zincirlerini çeşitlendirmek için yapıcı bir çaba olarak tanımlarken, bazı yorumcular şüpheci yaklaşıyor. Daha geniş bakan eleştirmenler, anlaşmayı işbirlikçi bir ittifak olarak çerçevelemenin potansiyel jeopolitik amaçları gizlediğini düşünüyor. Özellikle de diğer küresel oyuncuları marjinalleştirebilecek ve gelişmekte olan ekonomileri Amerikan stratejik çıkarlarına çok yakından bağlayabilecek, bu şekilde de eşitlikçi kalkınmayı engelleyebilecek veya bağlantısız ülkelerle işbirliğini sınırlayabilecek özel çerçeveler haline gelme riski  taşıdığını öne sürüyor.

Pax Silica'nın zorlamasıyla, Çin'in kendi bağlı ağlarını güçlendirmek veya alternatif stratejik ortaklıklarla yanıt vermek gibi çözümlere yönelebileceği de diğer bir eleştirel yorum. Çin'in bu yaklaşıma karşı, yerli ikame (aletler, malzemeler, gelişmiş paketleme, EDA ve yapay zekâ yığınları), maden ve rafineriler ile bilgi işlem altyapısına devlet destekli finansmanın genişletilmesi gibi önlemler alması yani kendi kendine yeterliliğe ve “Çin özelliklerine sahip dost ülkelerle birlikte üretim”e odaklanması öngörülüyor. Bu, zaten Çin'in uzun süredir devam eden endüstriyel politikası. Pax Silica bunun genişletilmesi için daha fazla gerekçe sunuyor.

Yani, Pax Silica'nın tedarik zinciri dayanıklılığı, güvenli yapay zekâ ekosistemleri ve adil teknoloji geliştirme konularında pratik bir ittifak olarak kalıp kalmayacağı veya öncelikle jeopolitik bir sembol haline gelip gelmeyeceği, ancak üye ülkelerin yatırım, standartlar ve yönetişimi ne kadar derinlemesine koordine etmeye istekli olduklarına bağlı olacak.

Türkiye için ne beklenebilir?

Temel imzacılar hakkındaki kamuoyuna yapılan açıklamalar, ABD artı Hint-Pasifik ve seçilmiş ortaklardan (Japonya, Güney Kore, Singapur, Avustralya, İsrail, İngiltere ve bazı açıklamalarda Hollanda/BAE) oluşan bir kümeyi gösteriyor. Türkiye "radarda" olarak ele alınıyor, temel üye olarak listelenmiyor. Belli şartları yerine getirirse, Türkiye olası bir 2. Aşama ortağı olabilir.

Aslında Türkiye, Avrupa-Orta Doğu-Orta Asya lojistiği için doğal bir kavşak noktası. Bu da Pax Silica tartışmalarının vurguladığı "dayanıklı koridor" düşüncesinin tam karşılığı. Ancak, Rusya ile ekonomik karşılıklı bağımlılığının, ABD ve AB açısından bir risk olarak görüldüğü notu var. 

Beylikova (Eskişehir) alanı, nadir metaller konusunda büyük üretici olma hedefi bir katkıda bulunabilir. Ama işleme ve ayırma teknolojisi henüz geliştirilmiş değil. Eti Maden Beylikova'da bir pilot tesis kurulmasıyla ilgili çalışmaların devam ettiği bildiriliyor.

Türkiye'nin dahil olması için, güvenilir ihracat kontrolü uygulaması ve kaçakçılık karşıtı açıklamalar deği aynı zamanda kurallar getirmesi isteniyor. Ayrıca, ABD ve AB beklentileriyle uyumlu hassas varlıklar (limanlar, lojistik koridorları, yapay zekâ veri merkezleri, gelişmiş elektronik, mineral rafineri) için yatırım tarama kuralları bekleniyor. Koalisyonun ihtiyaç duyduğu somut bir rol: örneğin, nadir toprak elementleri işleme ve oksitten metale dönüştürme kapasitesi veya AB endüstrisini destekleyen güvenli bir lojistik ve enerji koridoru. Türkiye bunları yaparsa, Pax Silica'nın sorun kümesine bir risk faktörü olmaktan ziyade bir çözüm haline gelebileceği kaydediliyor.


© T24