menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cevap ve düzeltme hakkı için üç aşamalı test

8 0
09.02.2026

Diğer

09 Şubat 2026

Herkes ifade özgürlüğü hakkına nasıl sahipse, herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmalarına saygı gösterilmesi hakkına da sahiptir. Hukuk, ifade özgürlüğünü aynı zamanda bireylerin itibarlarına yönelik haksız saldırılardan korur. Basın özgürlüğü ile kişilerin şeref ve itibar hakkı arasında adil bir denge kurabilmelidir.

Cevap ve düzeltme hakkı basın meslek ilkeleri arasında yer alır.

Basın Konseyi Meslek İlkeleri (2025) Madde 15 gereği; “Basın organları, cevap hakkına ve yanlış yayınlardan kaynaklanan tekzip hakkına saygı duyarlar”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde “Gazeteci, karşı görüşe ve cevap hakkına, kötüye kullanılmaması ve kabul edilebilir biçimde yapılması kaydıyla saygılı olmalıdır” ilkesi “Gazetecinin temel görevleri” arasında sayılmıştır.

Düzeltme ve cevap hakkı, basını sınırlandırır. Çünkü herhangi bir yayından sonra en kısa süre içinde “bir cevap yayımlamaya zorlayan” bir haktır. Basın özgürlüğü ile şeref ve itibar hakkı arasında dengeyi sağlayan bir işlev üstlendiği söylenebilir.

“Nitekim Anayasa'nın 32. maddesinde güvence altına alınan düzeltme ve cevap hakkının düzenleniş biçimi ve lafzı dikkate alındığında da bu hakkın tanınması ve kullanım şartlarının belirlenmesi ile birbiriyle çatışan; Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan şeref ve itibar hakkı ile Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlükleri arasındaki dengelemenin bizzat Anayasa koyucu tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır.”

Anayasa'nın "Düzeltme ve cevap hakkı" başlıklı 32. Maddesine göre; "Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir. / Düzeltme ve cevap yayımlanmazsa, yayımlanmasının gerekip gerekmediğine hâkim tarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde karar verilir."

Anayasa koyucu bir yayında kendisinden bahsedilen herkese, düzeltme ve cevap hakkını kullanarak aynı yayın organı aracılığıyla kendi bakış açısını yansıtma imkânı tanımıştır. Bu hakkın kullanımını, kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması olmak üzere iki şarttan en az birinin gerçekleşmesine bağlıdır.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu Aydın Gelleci (Başvuru No: 2018/18910-Tarih 5.9.2024. R.G. 20.03.2025-32847) kararında iki önemli noktayı ve üç aşamalı testi açıklamıştır.

Kararda yer alan “Basının Editoryal Özgürlüğü” şöyle açıklanıyor:

“Medya kuruluşları ve gazeteciler, hangi bilgiyi yayımlayacaklarına, nasıl sunacaklarına ve haberlerinde hangi seslere yer vereceklerine karar verme özgürlüğünü kapsayan editoryal özerkliğe sahiptir. Bu özerklik, basının bağımsızlığını ve bütünlüğünü korumak için elzemdir; medya kuruluşlarının kamu gözcüsü olarak hizmet etmesine, kamuyu bilgilendirmesine, hükûmetten veya özel çıkarlar da dâhil olmak üzere dış kaynaklardan gelen gereksiz müdahaleler olmaksızın demokratik müzakereye katkıda bulunmasına olanak sağlar. (paragraf 49)

Demokratik toplumlarda özgür bir basın, hükûmet gücü üzerinde hayati bir kontrol işlevi görür ve şeffaflık ile hesap verebilirliği teşvik eder. Editoryal özgürlük, gazetecilerin sansür veya misilleme korkusu olmadan hükûmetin eylemlerini, siyasi gelişmeleri ve toplumsal sorunları araştırmasına ve haberleştirmesine olanak tanıdığı gibi çok çeşitli bakış açılarının ve perspektiflerin ifade edilmesine izin vererek çeşitli ve çoğulcu bir medya ortamını teşvik eder. Muhalif bakış açılarının ifade edilmesine ve hâkim anlatılara meydan okunmasına olanak tanıyan editoryal özgürlük vatandaşların iyi bilgilendirilmesi ve demokratik sürece anlamlı bir şekilde katılabilmeleri için hayati önemdedir.”

İkinci önemli ilke açıklaması ise “Düzeltme ve Cevap Hakkı ile Basının Editoryal Özgürlüğünün Dengelenmesi”nin nasıl sağlanacağı hakkındadır.

Gazetede, dergide, televizyonda veya web sayfalarında yer alan görüş ve düşünceye katılmayan herkese cevap hakkı tanıması olanaklı değildir. Bu takdirde basın asli görevini yerine getiremez. Düzeltme ve cevap hakkının aşırı kullanımı yüzünden kamunun haber alma özgürlüğü de kısıtlanır ve okuyucu açısından basının sıkıcı ve daha fazla tercih edilmeyen bir medya aracına dönüşmesine yol açar. Üstelik böyle bir durum düzeltme ve cevap hakkının basın üzerinde potansiyel caydırıcı etki yaratmasına yol açar.

“(…) Gerçekten de Anayasa'nın 32. maddesinin gerekçesinde kitle haberleşmesi faaliyetini yürüten organların bu faaliyetlerinde serbest kalmasının esas olduğu açıkça belirtilmiştir. Başka bir ifadeyle Anayasa koyucu serbest........

© T24