menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yaratıcıları 'Köprüden Önce Son Çıkış'ı anlatıyor: Tavanı akan evde smoothie makinesinin ne işi var?

13 0
25.04.2026

Bağımsız tiyatro sahnesinin genç ekiplerinden Ga Kolektif, ortaklaşa yaratım süreciyle hayata geçirdikleri Köprüden Önce Son Çıkış oyunuyla sanatla var olmaya çalışan genç kadınların ekonomik ve mesleki gerçekliklerini sahneye taşıyor.

17 Mayıs'ta Eksi On Altı Mekan'da tiyatroseverlerle yeniden buluşacak olan Köprüden Önce Son Çıkış ekibi Mine Yıldız, Yağmur Güçlü ve Yaren Özkoca; oyunun kurguyla gerçeğin iç içe geçtiği yaratım sürecini ve Türkiye'de bağımsız tiyatro yaparak ayakta kalmanın zorluklarını T24'e anlattı.

Söyleşinin tamamını dinlemek için tıklayın

- İlk olarak sizi tanıyarak başlayalım.

Mine: Kadir Has Üniversitesi'nden mezunum. Okul biter bitmez arkadaşlarımla beraber bu işi kurduk. Okul hayatım boyunca da kafam daha çok rejiye çalışıyordu. Ödevlerin bir kısmını o gözle inceliyordum ve bundan keyif aldığım için yardımcı yönetmenlik yapıyorum.

Yaren: Bu oyun haricinde Bu Bir Prova Değil “Le Réel” oyununda da oynuyorum. Şu an sektörde oyunculuk yaparak tutunmaya çalışıyorum.

Yağmur: Ben de Kimiki Tiyatro'nun Kaşık adlı oyununda oynuyorum. Aynı zamanda başka bir ekiple yazarlık yapıyorum.

- Köprüden Önce Son Çıkış bize ne anlatıyor?

Mine: Oyun, hayatta kalmaya ve kendi mesleğini yaparak var olmaya çalışan üç genç kadının hikâyesi. Ama bunu sadece oyunculuk özelinde tutmak istemedik. Bu, jenerasyonumuzdaki bütün gençlerin hikâyesi olduğu için daha geniş bir perspektifte anlatmayı seçtik. Sadece tiyatro özeline indirgemeden hepimizin sorunlarına yer verdik. Ev problemi, barınma, iş; her anlamda hem Türkiye'de hem de dünyada bizim neslin karşı karşıya kaldığı problemleri sahneye taşıdık.

Mine Yıldız, Yağmur Güçlü ve Yaren Özkoca (soldan sağa)

- Köprüden Önce Son Çıkış, tam da bugünün gençlerinin, özellikle de bağımsız sanat yapmaya çalışan kadınların hikâyesini anlatıyor. Sahnede izlediğimiz o sıkışmışlık ne kadar kurgu, ne kadar gerçek? Oyundaki Mine, Yağmur ve Yaren karakterlerinin ne kadarı gerçek deneyimleriniz?

Mine: Oyunun özü bizim hikâyelerimizden çıksa da süreç içerisinde farklı insanlarla yaptığımız röportajlarla ve provada oluşturduğumuz yapılarla gerçek ve kurguyu iç içe geçirdik. Tabii ki karakterlerimizin ismi doğrudan kendi isimlerimiz olduğu için bizden çok fazla parça taşıyorlar ama birebir aynı karakterler değiliz.

Yaren: Oyunumuzda kurguyla gerçeklik iç içe. İki sene önce prömiyerimizi yaptık. İki sene önce bizim için çok gerçek olan ama şu an evrilmiş karakteristik özelliklerimiz var; veya başımıza bir şeyler geldikçe eklediğimiz yeni bölümler oluyor. Gerçekler üzerinden yola çıkıp zamanla değiştirdiğimiz, "Buraya artık ihtiyacımız yok galiba" dediğimiz şeyler de yaşanıyor. Kendi gerçekliğimizle, ülkenin gerçekliği ve gündemle birlikte parçalı yapımız her sezon evrilmeye devam ediyor.

Mine Yıldız, Yaren Özkoca ve Yağmur Güçlü (soldan sağa)

- Peki oyun sürekli güncelleniyor mu?

Yaren: Evet, her sezon öncesi ve aralarda gerektiği kadar ufak revizeler yapıyoruz. Mesela geçen sene vize bölümü yoktu. Ama Londra ve Almanya'daki yurt dışı festivallerine kabul edilip iki kere vizeden ret aldığımız için, bu sezon dayanamayıp oyuna bir Türkiye'ye kolay vize veren ülkeler bölümü ekledik. Gündemi ve kolektif olarak başımıza gelen olayları sürekli oyuna dahil etmeye çalışıyoruz.

- Oyunun fikri nasıl ortaya çıktı, nasıl bir araya geldiniz? Kısaca yaratım sürecinden biraz bahseder misiniz

Yağmur: Biz üçümüz Kadir Has Üniversitesi’nden sınıf arkadaşıyız. Okurken de hayalimiz, mezun olduktan sonra kendimizi istediğimiz şekilde temsil edebileceğimiz bir alan oluşturmaktı. İstediğimiz gibi üretebileceğimiz ve vizyonumuzu kullanabileceğimiz bir kolektif kurmayı istiyorduk. Bu projeye dördüncü sınıfta mezuniyet projesi olarak başladık. O dönem ortak derdimiz yargılanma korkusu ve bunlarla nasıl başa çıktığımızdı.........

© T24