Okullardan müzelere: ‘Millî Eğitim’den emekli tepegöz’ nasıl çağdaş sanat enstrümanına dönüştü?
Diğer
T24 Haftalık Yazarı
07 Şubat 2026
Sanatçı Hilal Can
Sanat eğitimine Çanakkale Hüseyin Akif Terzioğlu Güzel Sanatlar Lisesi’nde başlayıp, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Resim Öğretmenliği üzerine tamamladığı lisans ve Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünde tamamladığı yüksek lisansının ardından, akademik kalıpların ötesine geçme arzusuyla rotasını doktorasını yarım bırakıp yurt dışına kıran; disiplinlerarası sanat pratiğini bellek, mitoloji ve içsel arkeoloji kavramları üzerine inşa eden sanatçı Hilal Can, son projesiyle "yeryüzüne" çıkıyor. Can, Yapı Kredi Müzesi’nde Burcu Çimen küratörlüğünde düzenlenen Islık Çalan Hafıza sergisinde; müze koleksiyonundaki geleneksel Karagöz ve Hacivat figürlerini, kendi "şahsi mitolojisinden" süzülen 12 yeni karakterle buluşturuyor.
Piksellerin kusursuzluğuna inat, 'Millî Eğitim'den emekli' tepegözü bir çağdaş sanat enstrümanına dönüştüren sanatçı; Cyclops Visuals projesiyle ışığın, suyun ve mürekkebin sürekli değişen dünyasını canlı performanslarına taşıyor. Geleneksel gölge oyununu ruh ve madde dualitesi üzerinden yeniden kurgulayan Can; hatayı bir imkâna dönüştüren 'geri al' butonsuz üretim sürecini, tepegöz yolculuğunu ve sergideki karakterlerinin arkasında yatan kadim felsefeyi T24’e anlattı.
- İlk olarak bize kendinden bahseder misin? Seni tanımayanlar için Hilal Can kimdir?
Ben aslında genel olarak nerede okudum, nereliyim diye başlamaktan ziyade üretim sürecimden bahsetmeyi tercih ediyorum. Bu da benim için aslında kendimi tanıma yolculuğunun bir parçası. Sanat üretimlerimde farklı disiplinleri kullanıyorum; temelde resimle uğraşıyorum ama seramik, illüstrasyon, dövme, kolajlar, asamblajlar, deneysel ses ve müzik performansları gibi kendime yakın hissettiğim hiçbir aracı birbirinden ayırmadan onlarla uğraşıyorum. Sonunda bunlar aslında kendi sürecimi okuduğum bir şeye dönüşüyor. Bir araç olarak kullanıyorum diyebilirim.
- Yeni sergi ile karşımızdasın. Nasıl gidiyor, ilgiden memnun musun?
Çok güzel gidiyor, ilgiden kesinlikle çok memnunum. Yani bir de bu tepegözle yaptığım görselleme aslında benim için 'underground' yerlerde başlamış bir şey olduğu için, onun kendi sürecimle beraber belki yeryüzüne çıkıyor olması, daha görünür bir yere geliyor olması ayrıca hoşuma gidiyor.
- Islık Çalan Hafıza sergisi için tasarladığın 12 yeni figürde Karagöz ve Hacivat'ın o kadim dünyasını kendi şahsi mitolojinle birleştiriyorsun. Biz bu 12 figüre baktığımızda aslında neyi görüyoruz?
Bu 12 figürün iki tanesi aslında özellikle Karagöz ve Hacivat'ın karşılığı olarak yaptığım iki figür ve her şey bunların etrafında şekillendi. Bunlar da Yaşuk Göz ve Hilal-i Can. Tabii bir yandan bir figüre Hilal-i Can ismini vermek, belki hayatımda kendimi de artık yavaş yavaş merkeze alıyor olmamla ilgili olabilir; bunu önümüzdeki aylarda yavaş yavaş anlarız.
Hilal-i Can ile aslında Karagöz ve Hacivat'ın dualitesini ruh ve maddeye indirgedim ya da oradan genişlettim de diyebiliriz. Dolayısıyla Hilal-i Can madde hâlini temsil ederken figürlerin içinde, Yaşuk Göz de ruh hâlini temsil ediyor. Hilal-i Can; bu dünyaya ait olan, bedenleşmiş, kendini hep eksik hisseden insani hâlim. Yaşuk Göz ise aslında 'Karagöz' ismine bir hiciv; eski Türkçedeki ışığı (yaşuk) alıp Yaşuk Göz'e çevirdim. Yaşuk Göz; saçları gölgeden, yüzü hafif kedimsi, vücudu köklü bir bitki gibi olan bir form. Kalbi yaralı ama kalbinden ışık çıkan ve aslında Hilal-i Can'la her zaman diyalog hâlinde olan, belki sezgisini temsil eden bir figür.
Diğer 10 karakter ise çoğunlukla benim resim üretimlerimdeki karakterler. Bu süreçte bu karakterleri çıkarırken aslında kendi mitolojimle tekrar hasbihâl olmuş oldum. Mesela üç sene önce sürekli melankolik figürler çizip onlara 'Balık ve Yalnız' ismini verdiğim, tekrar ettiğim çizimler yapıyordum. Şimdi Balık ve Yalnız'ı bir kukla ve figür olarak orada görmek ya da Hilmeran gibi kendi kurduğum karakterlerin yansımasını görmek... Bunların kukla olarak ortaya çıkması sanki artık 'bunlar benim kontrolümde' gibi bir his yarattı. O yüzden içime sindi.
- Özellikle bir tanesini seçip bahsetmeni istesem hangisini seçersin?
Hilmeran'ı seçmek istiyorum. Hilmeran aslında Şahmeran mitolojisinden beslenen bir karakter. Farklı anlatıları olsa da bu mitolojinin ortak paydasında Şahmeran hep yer altında ve karanlıktadır. Kuyruğunda çok güçlü bir panzehir taşımasına........
