menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Berker Güven 'Çok Küçük Bir İhtimalin Hikâyesi'ni anlattı: Zekânın bile yapaylaştığı dünyada tiyatro yapmak 10 yıl öncesine göre çok daha kıymetli

12 0
16.05.2026

Oyuncu Berker Güven, kurucusu olduğu Tiyatro B23’ün ilk yapımı olan ve 2024 Pulitzer Drama Ödülü'ne layık görülen Çok Küçük Bir İhtimalin Hikâyesi ile modern insanın kökleşmiş yalnızlığının ve güvenli kozasını yırtma cesaretinin izini sürüyor.

Eboni Booth’un kaleme aldığı metni Yelda Baskın rejisiyle Türkiye sahnesine taşıyan oyun; on altı yıllık sıradan bir rutinin kırılma anından yola çıkarak aidiyet, travma ve insanın kendi zihniyle girdiği çatışmayı tartışmaya açarken, sahnede ajitasyondan uzak dili ve komediyle kurduğu ince dengeyle umut barındıran bir evren inşa ediyor.

Berker Güven, 8 yıllık aranın ardından sahneye dönme heyecanını, Kenneth karakteri üzerinden "temel güven" kavramının inşasını ve bir yapımcı olarak zekânın bile yapaylaştığı bir çağda "canlı" bir şeyler üretmenin kıymetini T24’e anlattı.

Söyleşinin tamamını dinlemek için tıklayın

- Çok Küçük Bir İhtimalin Hikâyesi ne anlatıyor, onu senden dinleyebilir miyiz?

Gündüzleri kitapçıda çalışan, akşamları o dünyada en sevdiği yer olan Wally'nin barına giden ve bu rutini 16 yıldır devam ettiren Kenneth'ın hayatının işten çıkarıldıktan sonra tepetaklak olmasını ve o tepetaklak olduktan sonra hayata adım atma cesaretini anlatıyor. Bir yalnızlık hikâyesi. Kenneth'ın da dediği gibi bir sevgi, denge, zaman, arkadaşlık ve yeni bir işe girmenin hikâyesi ve çok küçük bir ihtimal hikâyesi. Çünkü hayatı boyunca hiç kimseyle iletişim kurmamış, iletişim kurmaya cesaret edememiş, yeni bir şeye başlamamış ve güvenlik kozasından hiç çıkmamış birinin ve hayata karşı bu kadar kırgın olan, annesini 10 yaşında kaybettikten sonra yetim kalmış ve kimse tarafından kabul görmemiş birinin yeni insanlarla tanışmak, yeni ilişkiler kurmak, yeni bir işe girmesi, yeni bir hayata adım atması; bu kadar kırgın bir insanın hayatı için aslında çok küçük bir ihtimal. Biz de bunu anlatıyoruz bu oyunda.

- Oyunu Türkiye'ye getirme süreci nasıl oldu? Nasıl karar verdiniz veya nerede gördünüz oyunu?

Yurt dışına gitmiştim Amerika'ya. Orada buldum. Zaten internet üzerinde yoktu PDF'i oyunun, satılmıyordu da. Ben aldığım dönem daha yeni çıkmıştı çünkü. İki sene önce aldım oyunu. Geçen sene okuma fırsatı bulabildim. Çünkü ben böyle gittim mi bir bavul oyunla dönüyorum. Onunla okuya okuya, okuya okuya, en nihayetinde Primary Trust'la karşılaştım. Metni çok sevdim çünkü o kadar okuduğum oyunlar arasında yani iddiası iddiasızlığından gelen bir metin ve her şey kendini bu kadar satmaya ve göstermeye çalışırken bu oyunun kendisini hiç satmaya çalışmaması, göstermemesi ya da işte sürprizlerine saklanmaması... Mesela işte Bert'le ilgili durum normalde oyunların 100 oyundan 99'unda sona saklanır ya Bert'ün durumu ile ilgili. Sona saklanır ve "Aaa" şok edici. Onuncu dakikada veriyor mesela. O ters köşeleri çok hoşuma gitti. Bütün klişeleri böyle güzel kullanabiliyor olması... Amerika'dan aldım. Ondan sonra da haklarını almamız iki ay sürdü. Aldıktan sonra hızlıca çevirisini yapıp projeyi hayata geçirmeye başladık.

- Ekip nasıl bir araya geldi?

Fatih Gençkal çevirdi oyunu. Yönetmen arayışındayken Fatih, "Yelda Baskın'la görüşsene, şu anda bir şey yapmıyor. Birkaç ay boş, ondan sonra bir oyuna başlayacak" dedi. Hani fırsat bu fırsat. Çünkü Yelda çok muhteşem bir insan ve muhteşem bir yönetmen yani. Ben bu kadar sakinlikle, mütevazılıkla işini bu kadar iyi ve kaliteli yapan başka biri tanıdığımı bilmiyorum yani bu camiada. Çok özel bir insan. Yelda'yı aradım. Yelda atölyeme geldi. Ondan sonra biz hani ilk tanıştığımız gün "Hadi yapalım" dedik. Yaptık yani. Başladık. Ondan sonra Tayfun abi, Tayfun Erarslan. O da yani şahsına münhasır muhteşem bir insan yani hani çok özel bir insan o da. Kalender, muhteşem kalender bir insan yani. Tayfun abiyle 100 bölüm bizim dizi geçmişimiz var. Onunla yani bir 100 bölüm daha olsa yine onunla olmasını isterim. Onu aradım. "Abi ben oyun yapacağım. Benimle birlikte olur musun?" dedim, "Aşırı mutlu olurum. Seve seve" dedi. Hemen hiç ikiletmeden zaten dahil oldu. Yıldırım Türker de dramaturgumuz. "Yıldırım, oyun yapacağım. Dramaturgum olur musun? Ben önce oyunu atayım sana hani istersen" dedim. "Oyunu atmana gerek yok şekerim. Ben senin dramaturgun olurum" dedi. Çok eski tanıştığımız için sağ olsun kırmadı. İbrahim Arıcı'yı Yelda önerdi. Hare Sürel'i de Yelda önerdi aynı şekilde. Zaten ikisi de geldi, birlikte okuma yaptık. En baştan itibaren enerjilerimiz birbirine çok uydu ve birbirini çok tamamladı aslında, uymasından ziyade. Çünkü hepimiz farklı telden insanlarız ama birbirimizin ihtiyacı olan yerleri tamamlıyoruz. Yani ekip olarak da hakikaten çok şanslıyız. Seyircilerimiz de zaten oyundan çıktıktan sonra en çok söyledikleri şey "Ne kadar güzel bir ekip olmuşsunuz. Bir de hakikaten hep birlikte oyun oynuyorsunuz" dedi. Hani bu bence çok kıymetli. Yani birlikte oyun oynayan, oyun arkadaşı olma hâli çok güzel bizim için ve onlarla oynadığım için de çok şanslı hissediyorum kendimi bu ekiple çalışmış olmaktan.

Berker Güven ve İbrahim Arıcı

- Oyunu izleyenler görecektir, çok şık bir dekor var. Ondan da biraz bahsedelim.

Barış Dinçel yaptı dekorumuzu. Gerçekten de çok şık bir dekor yaptı. Utku Kara da ışığımızı yaptı. Arın........

© T24