Siyasetçi davranışları ve ülkemiz insanının mutsuzluğu
1950 öncesi ana akım iktisatta iktidardaki siyasetçiler, tarafsız ve bilgili teknokratlar olarak varsayılırdı. 1949-1950’den başlayarak oluşan “Siyasi İktisat” yazınına göre ise, iktidarda olsun olmasın, her siyasetçinin kendi siyasi çıkarları, tercihleri vardır.
Bu tercihler, siyasetçinin en çok oy alabilmesına göre belirlenir. İktidardaki siyasetçi, toplumun refahını veya mutluluğunu yükseltebildiği ölçüde, oylarını yükseltebilir veya yüksek tutabilir. Bu durumda toplumun / ülkenin tercihi veya çıkarı ile siyasetçinin tercihi veya çıkarı uyum içindedir.
Ancak bazı durumlarda siyasetçi çıkarı ülke çıkarı ile ters düşebilir ve siyasetçi çıkarı öne geçebilir.
Aynı sonuçlar iktidarda olmayan siyasetçi için de geçerlidir. Muhalefetteki siyasetçi de toplumun refahını/mutluluğunu yükseltebileceğini söyler ve seçmenlerden oy ister. Akılcı (rasyonel) seçmenler böyle bir muhalif siyasetçiye inandığı ölçüde ona oy verirler. Muhalefetteki siyasetçinin de çıkarı ülke çıkarının önüne geçebilir.
Toplumun refahını arttırabilecek birçok ekonomik unsur veya hedef vardır. Bunlardan en çok bilinenleri yüksek büyüme ve yüksek istihdam sağlayan, düşük enflasyon ve istikrar içinde bir ekonomik işleyiştir. Siyasetçi, seçmeni bu hedeflerine inandırabilirse yüksek oy alabilir.
Diğerlerini biliyoruz, istikrarsızlık kavramı içinde neler yer alır? Hükümet bütçesi veya daha geniş olarak kamu kesimi bütçesi açıkları, özel kesim ve kamu kesimi dış açıkları, bu dış açıkları yansıtan cari açıklar vardır. Bu dengesizliklerle birlikte gelen iç ve dış borçlar vardır.
Dengesizlikler bir yandan borçlanma yaratırken, diğer yandan başta döviz kurları olmak üzere fiyatlarda da, gecikmeli de olsa, hızlı hareketler yaratır. Bu hareketleri gözleyen toplumda beklentiler de bozulur.
Siyasetçi ekonomide yüksek büyüme ve istihdam ile düşük enflasyon ve istikrarı sağlayamazsa, seçimlerde de oy kaybına uğramamak için ne yapar? Örneğin değişik yollarla enflasyonu düşük gösterebilir. Enflasyonu en çok etkilediğini düşündüğü döviz kurunu baskı altına alabilir.
Bunun yanında veya seçenek olarak, enflasyonun hızlı artmayacağını varsayarak, büyüme ve istihdamı seçim öncesi yükselten politikalar uygulayabilir. Bunun bir sonucu, gözlenen enflasyonun ve enflasyon beklentisinin açıklanan resmi enflasyondan sürekli olarak yüksek olmasıdır.
Türkiye’de tüketici enflasyon beklentisinin açıklanan resmi enflasyondan sürekli yüksek olmasının önemli nedeni yukarıda belirttiğimiz unsurlardır. Buna karşılık iktidardaki siyasetçiler ve ilgili kurumlar yüksek beklentilerin nedenlerini ortadan kaldırmak yerine bu beklentileri düşük gösterme yoluna girebilirler.
Kişilerin ve toplumların refahını genellikle düşük enflasyon, yüksek ve istikrar içinde büyüme ve istihdam gibi değişkenlerle yükseltiriz diyoruz. Peki, refahı daha geniş şekilde mutluluk olarak alırsak nasıl bir görüntü ortaya çıkar?
Yazıda bu sorudan yola çıkıyorum ve şu sonuca varıyorum: Anketler gösteriyor ki, Türkiye’de başta iktidardakiler olmak üzere siyasetçiler siyasi çıkarları uğruna ülkenin ekonomik ve........
