menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kartaca barışı ve şoklar

18 0
30.04.2026

İktisatla ilgisi olanlar John M. Keynes’i ve ünlü kitabı Genel Teoriyi (The General Theory of Employment, Interest and Money) iyi bilirler. Bu kitap 90 yıl önce, Şubat 1936’da yayımlanmıştı.

Şubat 2026’da Genel Teorinin ve Keynes’in etkilerini, bugüne yansımalarını tartışırız derken, ABD-İsrail’in İran’a ikinci saldırısı başladı. Haliyle dikkatimizi bu savaşın getirdiği ölümlere, yıkımlara, ekonomik ve jeopolitik etkilere çevirdik.  

ABD-İsrail, bu kanlı savaşla İran’ı birkaç günde bitireceklerini, rejim değişikliği getireceklerini söylediler, öyleyse İran’ın kısa sürede teslim olmalı dediler. İran teslim olmadı, direndi. Savaş uzadıkça savaşı bitirecek bir barış antlaşması olasılığı konuşulmaya başlandı.

Barış antlaşması görüşmeleri ile Keynes yine gündemime girdi. İlk kez onun yaygın kullanıma soktuğu “Kartaca barışı” kavramını tartışmak istedim. Aşağıda önce bu kavramı açıklıyorum. Söyleyeyim; ABD-İsrail, İran’a zorla ve tehditle bir Kartaca barışı kabul ettirmeye çalışıyorlar.

Şubat 2026’da ABD-İsrail’in başlattığı savaşla birlikte petrol ve ilgili başka maddelerde dünya ekonomileri makro düzeyde arz/fiyat şokları yaşamaya başladı. Beklendiği gibi, bu şoklara belirsizlikler eşlik etti ve etkileri devam ediyor.

Şoklar, Keynes’in öncülük ettiği makroiktisat çerçevesi içinde ilk kez Büyük Buhrandan sonra 1930’lar başında-ortasında inceleme, araştırma konusu olmaya başladı. Eşanlı olarak bu şoklar yeni gelişmekte olan ekonometri çerçevesi içinde de araştırılmaya başlandı.    

Şoklarla ilgili incelemelerin ve tartışmaların 90 yıl öncesine benzer bir çizgide bugün de sürdüğünü görüyoruz. Aşağıda şokların ve devresel hareketlerin 1933-1936 döneminde nasıl incelendiğini ve bugüne yansımalarını kısaca anlatıyorum.

Şoklar deyince elbette konu Türkiye’ye mutlaka uğruyor. Kabul etmek gerekir ki, ülkemizde her türlü şok sıkça yaşanıyor. Küresel dış şoklar yanında, belki daha da fazla, iç şoklar yaşıyoruz. Bunlar daha çok iktidarların yaşattığı siyasi şoklardır.  

Kartaca barışı, Almanya ve İran

Kartaca barışı, Kartacalılarla Romalılar (Roma Cumhuriyeti) arasında MÖ 264 yılında başlayıp aralıklarla 118 yıl süren savaşların sonunda yapılan barışı ifade ediyor. Kartaca, eski çağlarda bugünkü Lübnan ve çevresindeki Fenikelilerin bugünkü Tunus’ta kurdukları bir şehir devlettir.

Bu şehir devletin egemenlik alanı giderek Fas’tan Libya’ya kadar Afrika’nın ve İspanya’nın Akdeniz kıyılarına, Sicilya, Malta ve Sardunya’ya yayılıyor. İtalya gibi çevre devletlere önemli bir rakip oluyor.

Bu genişlemiş devlet, 118 yılda Romalılar ile üç büyük savaş yapıyor. Ancak Kartacalılar, paralı askerlerinin ve komşularının da ihanetiyle, her savaşta yeniliyorlar. Toprak kayıpları oluyor ve henüz imparatorluk olmamış Roma Cumhuriyetine değişik tazminatlar ödüyorlar.

Daha önceki savaşların bitişinde de Kartacalılar barış antlaşmalarında kayıplar yaşıyor ama, yıkıcı koşulları içeren son savaşın barış antlaşmasıdır. Bu öyle bir barış ki, teslim olmalarına karşılık on binlerce Kartacalı öldürülüyor veya köle olarak satılıyor.

Kartaca şehri tümüyle yakılıp yıkılıyor, talan ediliyor. Romalılar, Kartacalalıların servetlerine el koyuyor. Tarım alanlarındaki bitki örtüsü yakılıyor ve bu topraklara ekim yapılmasın diye tuz ekiliyor. Kartacalılar, geriye ne kaldıysa, ordularının dağıtılmasını da kabul ediyor. Bu sürecin sonunda Kartaca bitiyor, yok oluyor.

Demek ki Kartaca barışı, kaybeden tarafın aşağılandığı, hayat hakkı tanınmayan, insanlık dışı muamele ile elindeki tüm varlıklara el konulan acımasız ve yok edici bir barış anlamında kullanılıyor. Bu kavram, birçok savaşın bitimindeki barışlar için bugün de geçerlidir.    

Kartaca barışı kavramını Keynes, I. Dünya Savaşını kaybeden Almanya ile kazanmış olan devletler (ABD, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya) arasındaki barış görüşmeleri sırasında kullanmıştı.

Paris Barış Konferansı adı altında........

© T24