menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran’ı Anlamak 3: Amerika devreye giriyor, İran “Küçük Amerika” oluyor

69 0
07.03.2026

İran’ı Anlamak dizisinin üçüncü yazısındayız. Bu kez sahneyi çölün ortasında dev bir partiyle açıyoruz.

Hayır, burası “Burning Man” değil. İran’da, çölün ortasındayız. Tarihin en kadim medeniyetlerinden birinin, Ahameniş İmparatorluğu’nun yüce sultanı Büyük Kiros’un 2 bin 500 yıl önce ülkesinin başkentini inşa ettiği yerdeyiz. O Kiros ki, bir silindirin üzerine kazıdığı şekillerle insanlığın ilk insan hakları metnini armağan etmiş dünyaya. Şöyle yazıyor silindirde:

“İmparatorluğumdaki ulusların geleneklerine, göreneklerine ve dinine saygı göstereceğimi ilan ederim. Köleliği kaldırıyorum; bu geleneğin yeryüzünden silinmesi gerekir. Bugün din özgürlüğünü ilan ediyorum: Herkes dilediği inancı seçmekte, dilediği yerde yaşamakta ve dilediği işi yapmakta özgürdür; yeter ki başkalarının haklarını çiğnemesin.”

Bizim hikayemizde ise çölün ortasında, kendini “kralların kralı” ilan etmeye hazırlanan bir tiran var. Tüm dünya liderlerini çağırmış, ülkesi yoksulluk içindeyken tarihin en rüküş, en pahalı ve en itici partilerinden birini düzenlemeye hazırlanıyor.

1971 kutlaması

Şöyle bir hazırlık hayal etmeye çalışın:

Çölün ortasına yerleştirilen çadırların tasarımı Fransızların efsane markası Maison Jansen’e ait. Yine Fransa’nın en lüks restoranı Maxim’s de Paris’ten yiyecekler için 22 milyon dolara “catering” alınmış. 18 ton gıda malzemesi getirilmiş alana. 25 bin şişe şarap, 12 bin şişe viski, 2500 şişe şampanya. Hepsi en pahalılarından. 180 garson. 1 tondan fazla havyar. Bir o kadar trüf mantarı. 360 bin yumurta.  47 kilometre uzunluğunda ipek. 250 kurşun geçirmez limuzin. Dekor olarak görev yapan 6 bin asker. Askeri kargo uçaklarıyla transfer edilen bina büyüklüğünde buz kütleleri.

Bitmedi. Aklınız almayacak ama dünyanın her yerinden binlerce ağaç getiriliyor çölün ortasına. Belli ki birkaç gün içinde hepsi çürüyecek. Ve tam 50 bin ötücü kuş ithal ediliyor bu ağaçlar için. Dallarda üç günlüğüne ötecekler. Sonra onlar da ağaçlar gibi susuzluğa kurban gidecek.

Evet, Persepolis’teyiz. Farsça adıyla Taht-ı Cemşid’de. Yıl 1971. İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi Pers İmparatorluğu’nun 2 bin 500. yılı için düzenlediği bu törende ikinci kez taç giyecek. Kendini “sultanların sultanı” ilan edecek.

1971 kutlaması

Tören için ülke sıkıyönetime girmiş. İran güvenlik amacıyla sınırlarını kapatmış. Tüm okullar, üniversiteler tatil edilmiş. Solcu, Müslüman tüm öğrenci liderleri hapse atılmış.

Harcanan paranın bugünkü değerinin yarım milyar doların üzerinde olduğu söyleniyor.

Ve o esnada İran’da iki kişiden biri açlık sınırının altında yaşıyor. Halk kıtlıktan ve susuzluktan kırılıyor. Köylerde tatlı su için savaşlar çıkıyor.

İran Şahı Muhammed Rıza ise iktidarının otuzuncu yılında dünyanın en zengin birkaç insanından biri. Sadece o mu, emri altındaki komutanlar, bürokratlar, hizmetliler… Hepsi çoktan köşeyi dönmüş durumda.

Bu görgüsüz gösteri harcanan onca paraya rağmen amacına da ulaşmıyor. Kum fırtınaları, gece vakti çöl soğuğu, saatler süren protokol sırası, elektrik kesintileri, geciken yemek servisi… derken kimse mutlu ayrılmıyor oradan. Belki Şah hariç.

Ama ülkenin tüm muhalefetini Şah karşısında birleştiriyor. İran’da sosyalist/komünistlerle Şii gruplar belki de ilk defa bir araya geliyor. Şah’ın yolsuzluklarını İran sokaklarında haykırmaya başlıyor.

Kuşkusuz Şah tek başına değil. Arkasında koca bir Amerika var. Kendisi........

© T24