Sizin evde kararları kim veriyor?
Aynı çatının altında, aynı masanın etrafında, aynı yemeği bölüşürken nasıl oldu da birbirimize bu kadar yabancılaştık? Kahramanmaraş’taki korkunç saldırıyı, sadece münferit bir öfke patlaması olarak görmek ne kadar doğru olur bilmiyorum ama aslında evde kurulmayan/kurulamayan, okulda reddedilen, ekranda ise ödüllendirilen o "sınırsızlık" illüzyonunun gerçek dünyaya çarpma anı sanki. Bugün hepimiz en yakınımızdakilerin sessiz çığlıklarını nasıl duyamadık diye kendini sorgulamalı belki de? Sorumlu kim, okul mu aile mi? Peki ya düşman kim sosyal medya mı, diziler mi?
Mesele sadece ekran veya diziler değil ki. Çünkü şu anda ilköğretim çağında olanlar hiç Kurtlar Vadisi izlemedi. 2003 de o diziyi izleyen nesil neredeyse artık ebeveyn oldu. Bizler bugün ekranlarda sevgi ve aile bağlarının "buzlandığı", hatta cezalandırıldığı ancak nezaketsizliğin ve şiddetin "prime-time" ödüllendirildiği bir kültürel iklimi soluyoruz.
Okulda bir sorunla karşılaşan modern ebeveyn, dönüp ne çocuğun davranışına ne de kendi koyamadığı sınırlara bakıyor. Bunun yerine, öğretmene karşı büyük bir öfke besliyor, çünkü o uyarıyı çocuğuna bir rehberlik değil, kendi otoritesine ve kimliğine yönelik bir "yetersizlik ilanı" olarak algılıyor. Sorunla yüzleşmek yerine, sorunu haber veren elçiyi suçlayarak kendi vicdanını rahatlatmaya çalışıyor.
Evde sınırları kim koyuyor?
Jonathan Haidt Kaygılı Kuşak adlı kitabında "ebeveynler çocuklarını parkta tek başına bırakmaya korkarken, onları kendi odalarında internetin en karanlık köşelerine girmelerine izin verdiler", diyor.
Bugünün ebeveyni çocuğuna daha az sınır koyuyor. Ailede rol karmaşası var, karar verici ebeveynler değil çocuklar. Öyle ki 7 yaşındaki çocuk ebeveynlerinin karar vermesi gereken şeylere karar veriyor, nereye tatile gidileceğine, hangi eve taşınılacağını belirliyor. Bu belki de bir önceki nesilde baskıyla büyüyen çocukların ebeveyn olduklarında çocuklarına uyguladıkları sınırsız özgürlük, bir bilinçsizlik değil de bir "kapasite aşımı." Ya da çocuğa fikrini sormak karar vericilik mekanizmasına evrilmiş. Modern hayatın ekonomik baskısı, yalnız ebeveynlik ve sürekli erişilebilir olma zorunluluğu, ebeveyn otoritesini askıya alıyor. "Biraz tablet izlesin de dinleneyim" cümlesi, masum bir mola gibi görünse de otoritenin insandan algoritmaya........
