T24’e abone olmanın anlamı
Hadi itiraf edelim: Kablosuz sinyaller üzerinden, elimizdeki, masamızdaki ekrana yansıyan haberlerin; kahve zincirinden satın aldığımız bir fincan kahve ya da pazar/ market alışverişindeki çeşit çeşit ürünler gibi bir maliyetle önümüze geldiğini pek düşünmeyiz.
İhtiyaç duyulan, okunup izlenmezse eksikliği hissedilecek bir haberi size ulaştırabilmek uğruna ne çok çaba ve emeğin biraraya geldiği, bunların toplamı için sürekli ve planlı harcama yapılması zorunluluğundan söz ediyorum.
Ağzımızı açık bırakan ev kiraları, bir depo benzin fiyatındaki tırmanış, tarımsal üründeki girdi maliyeti, ulaşım ücretleri, sohbetlerden hiç eksik olmaz da…
Ailesinin ve veya kendisinin binbir özverisiyle tamamladığı eğitimin ardından gazeteciliği seçmiş genç bir muhabirin bindiği dolmuşun parası, yemek zorunda olduğu öğle yemeği, haberi gün yüzüne çıkarmak için yaptığı iletişim harcaması için gelire ihtiyacı olduğu uzun uzadıya düşünülmez.
Bu düşünülmeyince; o herkesin dikkat kesildiği duruşmayı, o yolsuzluk haberini, milyonları ilgilendiren bir gelişmenin devam haberini yazan muhabirin editörün çalıştığı kurumun, maaş ödemelerini, büro kirasını, sabit giderleri hangi gelir kaynağından nasıl karşıladığı da akla gelmez doğal olarak.
Oysa gelmeli.
Dikkatinize çöp misali boca edilmiş; kaynağı belirsiz, haberin en temel unsurlarına yer vermeyen, yeri zamanı, saati öznesi karman çorman birbirine girmiş paragrafları değil de…
İhtiyaç duyulan güvenilir haberciliği önemsiyorsak; bir depo benzini, üreticiyi de ezen gıda enflasyonuna yol açan girdi maliyetini, ev kiralarını düşündüğümüz kadar, iyi gazeteciliğin hangi maliyetle var edilebildiğine de yer açabilmeliyiz zihnimizde.
Abonelik bunun en hayati yolu;........
