menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bertuğ Cemil: “Akustik Öyküler”le ruhun gıdasına bir parça katkımız olduysa ne mutlu

7 0
22.03.2026

Türkçe rock müziğin en mühim isimlerinden Bertuğ Cemil, müzik kariyerinde her biri birer mihenk taşına tekabül eden şarkılarını, “Akustik Öyküler” adlı EP’sinde yeniden yorumlamaya başlamıştı. Daha önce Su Soley ile “Kaygı’’, Gökçe ile “Ben Hiç Sevemem’’, Çisil Egeli ile “Gel Bana” ve Begüm Yiğit’le de “Yandım Yandım Yandım” düetlerine yer veren sanatçı, bu kez Birsen Tezer’le birlikte yine akustik bir versiyonla seslendirdikleri, Bertuğ Cemil’in en bilinen şarkısı “Yağmur” ile karşımızda. Duygusal yoğunluğunu, şarkının ruhundan ayırmayan ikilinin performansı, Birsen Tezer’in vokaliyle en tepeye çıkarken, sade ama damardan bir sound da devreye girince “Yağmur” gerçek anlamıyla farklı bir hâle bürünüyor. Bertuğ Cemil’le “Akustik Öyküler”i ve “Yağmur” şarkısını konuştuk. 

- Akustik çalışmaların bambaşka formatlarda müzisyenlerin diskografisinde hep ayrı bir yerde durduğunu düşünmüşümdür. Belki akustiğin duygusal aktarımındaki samimiyet belki de çok sevdiğimiz bir şarkının yeni bir versiyonuyla dinlemiş olmak dinleyici tarafında da ayrı bir heyecan yaratıyor. Sizin “Akustik Öyküler”iniz de tüm bu saydıklarımı, hatta konuk sanatçılarla birlikte daha fazlasını içinde barındırıyor. “Akustik Öyküler”in bir toparlamasını yapmanızı istesem… 

Teşekkür ederim. Projeye sevgili Mahmut Çınar liderlik etti, ismini menajerim Onur Gökdal koydu. Bana ise işin en zevkli kısmı, yani canımdan birer parça olan şarkılarımı yeniden düzenlemek düștü. Şöyle bir mantıkla ilerledik: Projenin ilk etabı için seçtiğimiz şarkılar ters köşe düzenlensin. Yeri geldiğinde trafiği, yeri geldiğinde ritmi, armonisi ve tabii tonu değişsin. Kendimizi tekrar etmeden bir hoşluk, iddiasız bir iddia yaratalım. Müzisyenliği, sesi ve kişiliğiyle şarkılarımın yeni versiyonlarına değer katacak düet partnerlerim olsun. Gelen tepkilere bakınca bunları başardığımızı görüyor ve keyifleniyorum.

- “Akustik Öyküler”de birbirinden yetenekli pek çok müzisyenle çalıştınız. Birbirinizle en net frekansları nerelerde yakaladınız? 

Birbirinden değerli beş meslektaşımla da baştan sona uyum içinde çalıştık. Karşılıklı saygı ve anlayış içerisinde, yüzde yüz demokrasiyle yürüdü proje. Ben düet partnerlerimin birikiminin ve kişiliğinin şarkılara olabildiğince yansımasına özen göstermeye çalıştım, onlar da sağ olsun yürekten katkı sağlayarak, projeye sahip çıkarak cevap verdiler buna. Bu çerçeve içinde en net frekansları yeni aranjelerin istediği ama özgünce sergilenen şarkıcılık tavırlarında yakaladığımızı belirtmeliyim. Bunun dışında da gerek görselde gerek işitselde mutabık kalınmayan hiçbir husus hayata geçmedi. Gururlu ve minnettarım.

- “Akustik Öyküler”in yeni şarkısı, sizin dinleyicide ayrı bir yeriniz olmasının en büyük nedeni olan “Yağmur.” “Yağmur”a diğer şarkılarınızdan biraz daha fazla kıyak geçtiniz mi? 

Evet geçtim. Beş şarkı içerisinde davul çalınan tek şarkı o oldu zira. (Şaka. Aranje öyle gerektirdi). Tabii ki hayır, bütün şarkılara aynı özenle hazırlanıldı. Seslerin efendisi sevgili Reha Omayer üst bir standart yakalayarak hepsine aynı ilgiyi gösterdi mesela. Zaten ben şarkılarımı öteden beri ayırmamıșımdır. 

Birsen Tezer ve Bertuğ Cemil

- Birsen Tezer’le daha önce konuşulmuş bir mevzu muydu “Yağmur”u birlikte söylemek? 

Hayır değildi. Kervan o konuda yolda düzüldü proje boyunca.

Gönlümün istediği bir durumdu tabii ama hayat bu belli olmuyor. Herkesin bir mesleki akışı, yoğunluğu ve hatta sağlık durumu o gün için müsait olmayabiliyor. Neyse ki gezegenler aynı hizaya geldi ve sevgili Birsen’le çalışma keyfini yaşamış oldum. Hiç ayırmadan aynı hissiyatım sevgili Gökçe, Begüm, Su ve Çisil için de geçerli. Sağ olsun hepsi.

- Şarkıya siz nasıl hazırlandınız? Kafanızdaki olmasını hâliyle yayınlanan hâli arasında bir fark var mı? 

“Yağmur” benim en büyük hitim. Dolayısıyla çok riskliydi yeniden yapmak. Bu kadar sevilen bir şarkıyı insanlara yeniden sunarken hem tekrardan kaçınmak hem de duygusunu kaybetmeden taze bir biçimde sunmak gerekir. Ben de şöyle yaptım: Orta tempo bir rock şarkısından, ballad’a yaklaşan daha “damar” bir versiyona evrildiğini hayal ettim. İntro’ya nakarat melodisini ekledim, zira akor sayısını azalttığım için ihtiyaç vardı. Söz bölümlerine 8/8’lik ve nakarata Toto’nun “Africa” şarkısını andıran bir groove tercih ettim. Sevgili Reha’nın Berlin’den komşusu Nicola’nın süper tatlı piyanosu pastadaki sürpriz çilek oldu adeta. Son tahlilde kafamda çalan her şeyi ve fazlasını elde ettik diyebilirim rahatlıkla.

“Akustik Öyküler” gibi çalışmalar, müzisyenlerin yeni işleri için de ufak bir “es” gibi görülür. Sizin dinleyiciye böyle bir ısınma turu attırmak gibi bir niyetiniz var mıydı? 

Bu projenin, hazırda bekleyen yeni şarkılarımı daha geniş kitlelere, özellikle genç nesle ulaştırmada, dinleyicimle yeniden buluşarak yürümede yardımcı olacağını düşündük ve bunu istedik açıkçası. Ama doğrusu ben her şeye “iş” açısından bakamıyorum. İyilik ve hoşluk sunmak benim açımdan hep ilk planda, hepimizin ihtiyacı var buna. Ruhun gıdasına bir parça katkımız olduysa ne mutlu, nicelerinde buluşmak dileğiyle, sevgiyle…


© T24