Yaşanan zamandan hatırlanan zamana
“Bugün bayram/ Erken kalkın çocuklar
Giyelim en güzel giysileri / Elimizde taze kır çiçekleri
Üzmeyelim bugün annemizi”
(Nedim Günsür/ “Bayram yeri”)*
Bayram takvimlerde duruyor da hayatın içinde giderek daha az yeri var.
Bugün bayram.
İnsanlar birbirine ulaşıyor, ama çoğunlukla ekranlar üzerinden.
Mesajlar gidiyor, cevaplar geliyor, temas bir kez daha geçiştiriliyor.
Toprağa verdiklerimizi ziyaret etmeyi bırakalım, hürmeti, el öpmeyi filan geçelim, birbirine sarılmak için ne yerimiz müsait ne zamanımız.
Oysa çocukluğumuzdan biliyoruz, bayram böyle bir şey değildi.
Bu bir değişim.
Geleneklerde yaşanan zamanaşımı.
Biz artık bayramı yaşamıyoruz.
Onu hatırlıyoruz.
Çünkü koşuşturmalar iç ritmimize aykırı.
Zamanın ruhu bayramın manasına uygun değil.
İnsanın insana yakınlığı vakti de ‘programlara’ bağlandı.
Tatillere vs.
Böyle olduğunu elbette hepimiz biliyoruz.
Ve böylece bayram, anlamı hissedilerek yaşanan bir zaman olmaktan çıkıp, epeydir ‘bir vakitler’ olarak hatırlanan bir eski zamana dönüştü.
Belleklerde eski ziyaretler, kalabalık sofralar, hasret giderme sohbetleri, samimiyet bir yerlerde hayâl meyal duruyor:
Bugünden kopuk, zihinde saklı sahneler gibi.
Kimin ziyaretine gittiğinde, kime sarıldığında, kimi gerçekten hatırladığında…
O hatırlananlarda yaşanan sıcak his, bir yakınlaşma hatırlatması idi “Bayram” diye yaşadığımız.
Şimdi insanlar birbirine lafla, yazarak, iyi dilekler iletiyor; ama........
