Üretim hatları netlik istiyor; AB’ye karşı Rusya ve Çin kozu işler mi?
Son yıllarda Avrupa Komisyonu’nun ve üye ülkelerin başkentlerinden en iyi kulisleri aktaran Politico adlı yayın kuruluşu, geçenlerde yine bir özel haber patlattı.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in danışmanlarından biri tarafından kaleme alınan taslak öneriye göre, aday ve komşu ülkelere, dış politikalarını AB’yle uyumlandırmaları koşuluyla, Avrupa pazarlarına erişimi genişletme vaadinde bulunulacak. Komşu ve aday ülkelere sunulacak ekonomik teşviklerin, bu ülkelerin AB’ye düşman ülkelerle ve ticari rakiplerle önemli teknolojileri paylaşmama koşuluna bağlanması düşünülüyor. Düşman ülkeyi siz Rusya anlayın, ticari rakip olarak da Çin’i.
AB’nin gözünde ABD de ticari rakip kategorisine bu aşamada dâhil mi bilemiyorum.
Taslak öneri bu hâliyle artık ekonomik ayağıyla da alarm veren Türkiye-AB ilişkileri için kötü haber anlamına geliyor.
Daha önce de yazdığım gibi, AB’nin “Made in EU” girişimi, ilişkilerin ekonomik ayağına ciddi darbe vurma riski taşıyor. Özellikle otomotiv sektöründe tedirginlik var. Duyduğum kadarıyla yabancı yatırımcılar meseleyle ilgili olarak “varoluşsal bir sorun” ifadesini kullanıyorlarmış.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen sene Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen’e bu konuda bir mektup yazmıştı. Özel sektör temsilcilerinin lobi faaliyetlerinin sınırlı ilerleme sağladığı anlaşılıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan New York’ta iken, Ford Europe Başkanı Jim Baumbick, “Made in Europe” konusunu gündeme getirip “Türkiye’nin kapsamın dışında kalmaması için biz özel sektörü temsilen elimizden geleni yapıyoruz. Ancak bizim elimizden gelen bir yere kadar etkili oluyor," dedi.
Vahap Munyar’ın Ekonomim’deki köşesinde aktardığına göre, “Özel sektör olarak etkili olabileceğimiz alanlar belli. Made in EU konusunda sizin doğrudan devreye girmeniz konusunda adımlarınızı bekliyoruz,” dedi.
Burada kastedilen ihtimal liderden lidere ikna diplomasisi olsa gerek. Ancak bir taraftan da Türkiye’den atılması beklenen adımlar var. Made in Europe girişimi özellikle kamu alımlarında Türkiye’nin pazar kaybetmesi tehlikesi taşıyor.
AB, “Siz bizim kamu alımlarımızda serbest rekabetten yararlanmak istiyorsanız, o zaman siz de kamu alımlarınızı AB şirketlerinin serbest rekabetine açın,” diyor. 2002’den beri 200’den fazla kez değiştirilen Kamu İhale Kanunu’nda geçen yaz değişikliğe gidildi.
Bu değişiklik yeterli olacak gibi durmuyor. Türkiye ile AB arasında konuyla ilgili bir anlaşma üzerinde çalışılıyor diye anlıyorum. AB’nin bir başka beklentisi Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü’nün Kamu Alımları Anlaşması’na taraf olması. Bu konuda da bir hazırlık olduğuna dair bir işaret yok.
'Made in Europe' mu 'Made with Europe' mu?
Made in Europe inisiyatifinin endişe verici bir diğer sıkıntılı yönü de montajın AB içinde yapılması şartı. Bu şart da alarm zillerinin çalmasına neden oluyor.
Henüz süreç devam ediyor. Komisyonun önerisi parlamentoda tartışıldıktan sonra nihai kararı 27 ülkenin başkentleri verecek. Daha korumacı olan “Made in Europe”cularla, rekabeti güçlendirelim derken zayıflatacağız diyen “Made with Europe”cuların mücadelesini izleyeceğiz.
Politico’nun haberine geri dönersek, Makedonya, Kosova, Bosna-Hersek, Sırbistan ve Türkiye gibi ülkelere ekonomik teşviklerin verilmesinin ardında, bu ülkelerin Rusya ve Çin’e kaymalarını engelleme amacı varmış.
Made in Europe’da Türkiye’nin endişeleri giderilmezse, Türkiye’nin daha fazla Rusya ve Çin’e yönelme eğilimi güçlenebilir.
Her hâlükârda son zamanlarda, Avrupa’ya yönelik stratejinin, Türkiye’nin kayıplarının altını çizmektense, Türkiye’yi kaybetmenin AB için olası zararlarına vurgu yapılması öne çıkıyor.
Endişelerin giderilmemesi durumunda Ankara’nın karşı tedbir almak durumunda kalmasının Türkiye’nin Avrupa’yla ilişkilerinin temellerini sarsabileceği belirtiliyor. Evrensel demokratik normlar, hukukun üstünlüğü gibi temel ilkelerle araya konan mesafenin daha da büyümesi söz konusu.
Avrupa’yla sıkıntılar umarım ülkemizin daha fazla Orta Doğu türbülansının içine çekilmesine yol açmaz. Avrupa’ya mal satamıyoruz, o zaman askerî gücümüzü pazara çıkaralım gibi bir........
