menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Napolyon, atımı getir çabuk!

50 0
05.07.2026

Televizyonu açmıyorum. Televizyonu açınca salonda bir adam karısına kurşun yağdırıyor. İnsan artık bir nehir değil, hologram. Çipi mi bozuldu, pili mi bitti hemen de anlaşılmıyor. “Kim aldı lan bunları içeriye!” demeye vakit bile kalmıyor.  İlk kurşun televizyonun karşısındaki duvardaki saatin altına saplanıyor. Taşın dahi bir ruhu var, “çat!” çatallanıp çatlıyor. Kurşun bile girdiği yerden çıkar, insanın aklına giren aklından çıkmıyor. Zaman, yine de akmaya devam ediyor. Onun umurunda mı ki insan? Etin ete değmesi gibi bu akreple yelkovan bazen üst üste binmekten başka ne işe yarıyor?  Coğrafya hocası tebeşiri tahtaya vura vura: “At artı eşek, eşittir katır” diyor. Vay namussuz! Bir de cilve mi yapıyor? Bu devalüasyon dedikleri, develerin haşin haşin tepişmesi. Ciğerlerin delinsin e mi! Kanalı değiştiriyorum, Tarık Akan sinirli. Kalabalığın içinde elinde bir çakı Necla Nazır’a sesleniyor sözümona iktidarla muhalefet arasındaki gibi, “Hamişine nanay pi pi kaysana ulan vatandaş! Vatandaş, kıpırdasana ulan, kıpırda!” Vatandaşın kayan hayatı hamiline karşılıksız çek gibi yazılıyor. Çek babam, çek! Gemilerin karadan yürütüldüğü şehir artık çekilmiyor. Başka bir kanala geçiyorum. Pencereden aşağıya bağıyor yaşlı bir adam: “Yazcam bunu gasteye!” Yaz anam, yaz, devireceğin hükümet bile hep üstümüze yıkılıyor. Dönüp birden duvardaki kurşuna bakınca insanın şoka giresi geliyor. Doğduğunu birden unutuyor da “yaşadım” sanıyor. Öyle ya, burası dünya, burada insanlara neler neler girip girip çıkıyor. Bunca girip çıkanın vergisini ben ödüyorum da çetelesini kim tutuyor?  Derken her yere kan sıçrıyor. Mahvoldu güzelim perdeler! Densiz adam! İt, köpek, serseri! Hem karısını öldürüyor hem evi talan ediyor. Kendi oğlunu sevmediği kadar “anası güzel” diye komşunun oğlunu seviyor. “Yavşak!” diye dellensen, bit bile yavrusunun itibarı için neredeyse gözyaşı dökecek hale geliyor. Bitin bile itin bile bir haysiyeti var. Kaç lira ödedim metresine bu perdelerin bilmiyor! Çok merak ediyorum yav! “İnsanım” diyenin nesi var? Hoca elinde pamuk, bekliyor. Hocanın elindeki pamuk hocadan daha dirayetli duruyor. Teneşire yatan da “artık başıma bir şey gelmez” sanıyor. Yumuşacık pamuk, dikenli çalıdan çıkıyor.

Bir başka kanalda bir başkası gece uykusundaki çocuğunu boğup sonra kendini asıyor. E korkuyor, “benden sonra bu hasta çocuğun hali ne olur?” diyor... “Ekonomi çok güzel...” İktisat kitapları edebiyat kitaplarından çok daha temiz basılıyor. Aksini söyleyen dayak yer! Kanundur bu, yasadır. Uymayanı da kendine uydurur. Ben elma seviyorum Hâkim Bey. Kıtlaması, dişlemesi çok güzel! Bir buzdolabı da salona gerekiyor. Baksana, dışarıda ne varsa ömrü ekmekten daha kısa, küf bile tutmuyor, kokuyor, kokuyor. Buğdayı eğeren taş değermenden beyaz un, kan gibi akıyor. Bu meret icat oldum olası hep böyle havadislerle dolduruyordu içini zaten evlerin. Bu vesvese, bu evham kendiliğinden mi oluyor?........

© T24