menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MEB Ramazan Genelgesi laikliğe aykırı mı?

14 0
25.02.2026

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından resmi ve özel tüm okullara gönderilen Ramazan Genelgesi’nin laikliğe aykırı olduğunu iddia edenlere karşı saldırılar, hakaretler ve tehditler iyice artmış görünüyor.

Anlaşılan o ki iktidar tarafı bu konuyu büyütmeyi ve siyasi malzeme yapmayı özellikle tercih ediyor.

Laikliği savunanları “din düşmanı” olarak lanse edip dindarlara hedef göstererek, ekonomik kriz ve diğer nedenlerle dindar kesimden CHP’ye kayacak oylara engel olma hesabı var sanırım.

Türkiye’de siyasetin realitesinde bu tür taktikler artık iyice kanıksandı.

Bu ülkede siyasi açıdan en kolay prim yapma taktiği dinsel duyguların ve hassasiyetlerin kullanılması olduğu bilindiğinden, buraya kadar anormal veya sürpriz bir durum yok aslında.

Bu arada şunu da eklemeliyim ki özellikle Sol radikal veya salt rozet ve “şekil” Atatürkçülüğü yapan ütopik kesimlerden gelen fazla sert ve amacını aşan “laikçi” tepkilerin siyasi açıdan hep laiklik karşıtı kesimlerin ekmeğine daha fazla yağ sürdüğü ve işlerine yaradığı da geçmiş tecrübelerle sabit.

Ancak bu demek değil ki anayasal laiklik ilkesinin gerçekten aşındırılmasına, zayıflatılmasına ve içinin boşaltılmasına da seyirci kalalım.

Diğer bir ifadeyle, laiklik adına sansasyonel, ütopik, irrasyonel ve amacı aşan radikal tepkilere prim vermeden, ayakları yere basan, rasyonel, tutarlı, mantıklı ve etkin bir laiklik savunmasının nasıl yapılacağına kafa yormak lazım.

Örneğin şu anda yoğun saldırı altındaki 168 kişinin imzası ile yayınlanan Laiklik Bildirisi’ni ilk gördüğümde ben de altına imza atar mıyım diye okudum.

Son zamanlarda ülkemizde laikliğin sistematik biçimde zayıflatılmaya ve aşındırılmaya çalışıldığına dair temel tespite aslında katılıyorum.

Ne var ki İsrail ve ABD gibi dış güçlerin ülkemizde laikliğin yok edilmesine yönelik kararlar aldığına ve bu konuda bizim hükümetle işbirliği yaptığına dair “komplo teorisi” kokan ifadeleri görünce, akademik ciddiyetle bağdaştıramadığım için, hemen vazgeçtim.

Tabii ki bu durum, anayasal ifade özgürlüğünü kullanan imzacılara karşı saldırıları kınamama ve imzacılarla empati yapmama engel değil.

Daha önceki Barış İmzacılarının başına gelenleri görünce, şimdiki Laiklik Bildirisi imzacıları için endişelenmemek de elde değil.

Dinsel bazlı manevi ve psikolojik zorlama ve öğrenciler arası bölünme riski

Bu durumda laiklik karşıtı olduğu iddia edilen bir uygulamanın (somut olayda Ramazan Genelgesi) gerçekten laikliğe aykırı olup olmadığını tespit etmek çok önemli.

Zira neyin laikliğe aykırı, neyin aykırı olmadığı konusunda tüm toplumun kafasının oldukça karışık olduğu anlaşılıyor.

Örneğin Sayın Devlet Bahçeli, açıklamasında anılan Genelgedeki Ramazan aktivitelerinin zorunlu olmayıp tercihe açık olmasına vurgu yaparak, laikliğe aykırı olmadığını savunmuş ve %99’u Müslüman bir ülkede bu tür faaliyetlerin doğal karşılanması gerektiğini belirtmiş.

Sayın Bakanın da bu yönde ifadeleri var.

MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü’nün web sayfasında yapılan duyuruya göre; Bakan imzasıyla 81 il valiliğine gönderilen yazı doğrultusunda,

“Ramazan ayı boyunca Türkiye genelindeki okullarda "Maarifin Kalbinde Ramazan" temalı eğitsel ve sosyal etkinlikler gerçekleştirileceği; Etkinliklerde adalet, merhamet ve vatanseverlik gibi millî ve manevi değerlerin öğrencilere kazandırılmasının hedeflendiği; Bu kapsamda Genel Müdürlük tarafından okul öncesi, ilkokul ve ortaokul kademelerine yönelik Etkinlik Rehberleri hazırlanarak yayımlandığı; Ramazan ayı süresince okullarda sınıf içi çalışmalar, ihtiyaç sahiplerine yönelik sosyal sorumluluk faaliyetleri, Ramazan'ın kültürel mirasını tanıtan etkinlikler ile aile katılımını destekleyen programlar düzenleneceği” belirtilmiş.

Duyuruda link verilen Ortaokul Etkinlik Rehberini inceledim.

Buna göre Ramazan ayı süresi boyunca okullarda yapılacak etkinlikler ayrıntılı olarak belirtilmiş olup, bu etkinliklerin büyük kısmının sınıflarda ve ders ortamında yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu bağlamda sınıf içinde öğrencilerin gruplara ayrılarak Ramazan ayına ilişkin çeşitli yarışmalar veya diğer aktiviteler yapmaları, bu konularda birtakım çalışmalar yaparak sınıf panolarına asmaları, öğrencilerce hazırlanan video, film veya resim kayıtlarının sınıflarda sunulması öngörülmektedir

Etkinlik içeriklerinin bir kısmının salt dinsel içerikli olduğu (Ramazan ayının İslam’daki önemi ve anlamı, İslam’a göre Ramazan aynında neler yapılması gerektiği, Ramazan ayındaki ibadetler, Kadir gecesi gibi İslami konular vs.); bir kısmının ise ahlaki ve sosyal bilgiler içerikli olduğu görülmektedir.

Ramazan etkinlikleri genel bir “paralel müfredat” mı?

Sonuçta gerek Bakanlığın ve Genel Müdürlüğün yaptığı açıklamalarda, gerekse bahsi Geçen Ramazan Etkinlikleri Rehberinde ve hatta İnternette kendi yaptığım kısa araştırmada benim halen tam anlayamadığım nokta şu:

Okullarda yapılacak söz konusu Ramazan Etkinlikleri salt zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri ile seçimlik dinsel bilgiler dersleri kapsamında mı yapılacak?

Yoksa sadece bu derslerle sınırlı olarak değil, Ramazan ayı boyunca okuldaki diğer ders zamanlarını da içeren genel bir eğitim faaliyeti olarak mı planlandı?

Hukuksal açıdan söz konusu Ramazan Genelgesinin laikliğe aykırı olup olmadığı hususunda en önemli nokta bence bu.

Gerek Genel Müdürlüğün resmi duyurusunda, gerek Bakanın yaptığı açıklamalarda, gerekse anılan Etkinlikler Rehberi’nde bu konuda hiçbir net bilgi göremedim. Benim gözümden kaçan bir şey varsa bilmiyorum.

Hatta anladığım kadarıyla bu konuda sanki özellikle net bir bilgi verilmesinden kaçınılmış ve özellikle muğlak bırakılmış gibi.

Eğer anılan Ramazan Etkinlikleri sadece zorunlu ve seçimlik din kültürü dersleri ile sınırlı olarak değil, Ramazan ayı boyunca okuldaki diğer ders zamanlarını da içeren genel bir eğitim faaliyeti olarak planlandı ise (ki mevcut durum sanki böyle gibi), aklıma takılan sorular şunlar:

Eğer bu etkinlikler sınıflarda Ramazan ayı boyunca zorunlu ve seçimlik din kültürü dersleri kapsamı dışında da yapılacaksa, hangi derslerin içinde yapılacak? Sosyal bilgiler, Türkçe, coğrafya, tarih, felsefe vs. dersler kapsamında yapılacaksa, bu derslerin müfredatı ne olacak? Ramazanda diğer dersler bırakılıp ağırlıklı olarak bu etkinlikler mi yapılacak? Sınıflarda Ramazan etkinlikleri derslerini hangi öğretmenler yaptıracak? Din kültürü ve bilgisi ders öğretmenleri dışındaki öğretmenler dinsel konularda ders yaptırabilecekler mi? Buna uzmanlıkları var mı? Din kültürü ve bilgisi öğretmeni olmayan başka öğretmenlerin Ramazan etkinlikleri dersi de vermesi veya derslerinde bu etkinleri de işlemeye zorlanması hukuken mümkün mü? Laiklikle bağdaşır mı? Ramazan ayı boyunca okulların normal müfredatı uygulanmayacak mı? Okulların normal müfredatında Ramazan ayı için böyle bir “paralel müfredat” öngörülmüş mü? Normal müfredat okullarda çocuklara “adalet, merhamet ve vatanseverlik gibi millî ve manevi değerleri” öğretemiyor mu da ayrıca Ramazan müfredatına ihtiyaç duyuldu? Sınıfta bir grup öğrenci ders esnasında bu şekilde Ramazan etkinliği yaparken ve bu kapsamda dinsel bazlı aktiviteler, grup çalışmaları, gruplar arası yarışmalar, çektikleri iftar vs. video gösterimleri yaparken, bu Etkinlilere katılmayı tercih etmeyen diğer öğrenciler ne yapacak? Bu etkinlikler yapılırken sınıfın dışına mı çıkabilecekler veya çıkarılacaklar? Dışarı çıktıklarında ne yapacaklar? Dışarı çıkamayacaklarsa ve derste bulunmak zorunda kalırlarsa, işbu dinsel aktivitelere maruz kalma hususunda manevi bir baskı ortamı oluşmayacak mı? Bir tür psikolojik veya manevi zorlama söz konusu olmayacak mı? Özellikle de sınıftaki öğrencilerin çoğunluğunun bu aktivitelere katıldığı sınıflarda, katılmayı tercih etmeyen ve azınlıkta kalan çocuklar kendilerini baskı altında hissetmeyecek mi? Tam tersine, sınıfın çoğunluğunun bu aktivitelere katılmayı tercih etmediği sınıflarda, aktivitelere katılan az sayıda öğrenci için de benzer bir azınlıkta kalmışlık psikolojisi ve psikolojik baskı oluşmayacak mı? Bu şekilde sınıflardaki öğrenciler arasında bu etkinliklere katılanlar ile katılmayanlar arasında dinsel bazlı bir sınıfsal bölünmüşlük ve ayrışma psikolojisi oluşmayacak mı? Bu durum toplumdaki bölünmeyi ve çatışma riskini daha da artırmayacak mı?

O halde mesele salt “isteyen katılsın isteyen katılmasın, zorlama yok!” deyip geçilecek kadar basit ve kolay değil.

Eğer bu etkinlikler zorunlu ve seçimlik din kültürü ve din bilgisi dersleri kapsamı dışına çıkarılacaksa, görüldüğü üzere hukuken laikliğe açıkça aykırı.

Çünkü açıkça bir grup öğrenciye dinsel boyutta psikolojik baskı ve manevi zorlama etkisi doğuracağı gibi, öğrenciler arasındaki birliktelik duygusunu bozacağı ve dinsel inançların pratiği konusundaki bölünmeyi ve çatışma riskini artıracağı da bariz görünüyor.

Çocuklar üzerinden siyaset yapmanın zararının en çok çocuklarımıza ve gelecek kuşaklara geleceği belli değil mi?

Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi


© T24