"Asrın Felaketi"nin 3. Yılında Bir Kitap, Bir Haykırış!
Yarın 6 Şubat. Üç yıl önce bugün, Türkiye tarihinin en büyük yıkımına son 24 saatini yaşıyordu. 50.000’den fazla canımızı, 100 milyar doları aşan ekonomik değerimizi ve belki de en önemlisi “bize bir şey olmaz” yanılgımızı kaybettik. Bugün bu acı mirasın bir daha yaşanmaması için yazılmış bir kitabın yayın günü: "Afetlere Dirençli Kentler: Yerel Yönetimler İçin Afet Politikaları" — Marmara Belediyeler Birliği yayını olarak önce e-kitap, ardından basılı olarak tüm yerel yöneticilerin eline ulaşacak.
Bu kitap, Türkiye’de afet yönetimi denince akla gelen “çadır kur, yara sar, enkazı kaldır, yeni bina yap” ezberini kökünden söküyor. Yerel yönetimler için afet politikasını, kriz anındaki müdahalenin dar çerçevesinden çıkarıp; imar, altyapı, toplum, finans ve veri yönetimini aynı potada eriten proaktif risk yönetimi paradigmasına oturtuyor.
Bunu soyut ilkelerle değil; CBS tabanlı risk atlası, CAP uyumlu çok kanallı erken uyarı, AYDES dijital operasyon panoları, açık veri platformları ve “Öğrenen Kurum” döngüsü gibi uygulanabilir araçlarla yapıyor. Kitabın özündeki formül basit ama çok güçlü: RİSK = (TEHLİKE × MARUZİYET × ETKİLENEBİLİRLİK) / KAPASİTE. Depremi durduramazsınız; ama dere yatağına bina yapılmasını, denetimsiz betonu ve eğitimsiz toplumu durdurmak tamamen sizin elinizde.
Kitaptaki politikalar uygulanmış olsaydı, 7.7 büyüklüğündeki deprem yine olacaktı — ama sonuçları dramatik ölçüde farklı olurdu.
Türkiye’nin temel hastalığı:........
