Yapay zeka ile şekillenen ülkeler: Geleceğin mimarı yapay zeka!
Eğitim, sağlık, bankacılık ve hatta ulaşım… Yapay zeka her yerde. Yabancı ülkelerde yapay zekaya verilen önem maalesef günümüzde Türkiye’de görülmemekte. Yapay zeka alanına yapılan yatırımın artması ve araştırmaların desteklenmesi ülkemizin gelişimini doğrudan etkileyecektir. Bu yazımda Türkiye’de var olan yapay zeka atılımlarını ve yakın gelecekte görebileceklerimizi derleyeceğim.
Genç girişimciler ve araştırmacılar yurtdışına kaçıyor! Teknolojik atılımlarını orada güçlendiriyor veya kuruyorlar. Peki onları suçlayabilir miyiz? Bu onların vatanına bağlı olmadığını veya milli değerlere nankörlük ettiği anlamına gelmeyebilir. Maalesef ülkemizde çok başarılı ve parlak yapay zeka atılımları bulunmasının yanı sıra desteklenmeyen, gözden kaçan bir sürü proje de mevcut. İstatistiklere göre 2025 yılı içerisinde Türkiye’de milli yapay zeka girişimleri yaklaşık 36 milyon dolar yatırım aldı. Fakat ironik olan ise yurtdışında faaliyet gösteren Türk yapay zeka girişimlerinin toplamda yaklaşık 712 milyon dolar yatırım alması. Ekonomist Atilla Yeşilada PA Turkey için yazdığı yazısında birkaç çarpıcı veriyi yorumluyor. Verilerin dünyayı şekillendirdiği çağımızda bu oranlara önem vermek ülkenin geleceği için kritik olmakta. Türkiye’deki bireysel yapay zeka kullanımı dünya ortalamasından %42 daha fazla. Bu kullanımların %72’si kişisel ihtiyaçlar içinken %51’i de eğitim amaçlı. Google tarafından Implement Consulting Group’a yaptırılan bir araştırmada ise Türkiye’nin yapay zekanın kullanımını yaygınlaştırmak ile önümüzdeki 10 yılda yıllık gelirini 50-60 milyar dolar artırabileceği yani ekonomisinde %5’lik bir gelişme görebileceği tahmin edilmiş.
Elbette sizi sadece sayılar ve yüzdeliklerle boğmak istemem. Gelin şimdi bu istatistikler bize ne anlatıyor elimden geldiğince açıklıyayım. Aslında çoğumuzun takip ettiği ve hastası olduğu futbolda da benzer bir durum görülmekte. Dünyada futbola en çok önem veren ve en çok izleyen ülkelerden olmamıza karşın milli takımımız FIFA’nın sıralamasına göre İran, Kore ve hatta Ekvator gibi ülkelerin gerisinde 25. sırada bulunuyor. Maalesef ülkemizdeki tüketim çılgınlığının yanında üretim ve girişime verilen değer her alanda çok düşük. Futbol örneğindeki gibi yapay zekayı da en çok kullanan ülkelerden olmamızın yanında kurumsal hayata onu entegre edemedik ve ülkemizdeki genç girişimcilere yeterince destek olamadık.
Örneğin şu an dünyanın en önemli yapay zeka tabanlı teknoloji şirketlerinden olan Insider bir Türk kadın girişimci Hande Çilingir tarafından kurulmuştur. Gururlanmamak elde değil. Fakat ne yazık ki bu süreçte ülkemizin desteğinin eksikliği yurtdışından yatırım alınması ve oradaki küresel pazara açılınması zorunluluğunu getirdi.
Fakat hep olumsuzluklardan bahsedecek değiliz. Birçoğumuzun aklına yapay zeka denince çeşitli sektörler gelmekte. Ancak, bahse girerim ki savunma sanayii bunlardan ilki olmamıştır. Türkiye’nin savunma sanayiinde yapay zekayı entegre ettiği Bayraktar TB2 insansız hava araçları görüntü işleme ve hedef tanımada yapay zeka destekli sistemler kullanmakta. Bu noktada yetinmemeliyiz ve asla yeter dememeliyiz. Yapay zeka alanındaki teknolojik gelişime verilecek önem durmamalı. Hayatımızın her alanında ve her şirkette yapay zekayı entegre edip modern dünyaya uyum sağlamalı, hatta onu yönetenlerden olmalıyız. Veri her zamankinden daha önemli. Bilgilerimiz, sayılar, oranlar ve istatistikler dünyayı şekillendiriyor. Bugün Trendyol ve Hepsiburada gibi şirketler milyonlarca kullanıcının verisini analiz ederek yapay zeka destekli öneri sistemleri, asistanlar üretmekte. Eğer veri yarışında geç kalırsak ve gerekli önemi hem vatandaşlar hem de büyük şirketler göstermezse maalesef Avrupa ve ABD ile aramızdaki teknolojik uçurum daha da açılacak. Bunu kapatmak ve hatta onları da geçmek tamamen bizlerin elinde.
Bitmek bilmeyen dolandırıcı aramaları, dershane reklam SMS’leri veya yıllar önce kayıt olduğunuz uygulamadan hala gelen mailler… İlla birkaç kez kendinizi, “Numaramı nereden buldular?” derken yaklaşmışsınızdır. Bu sizin suçunuz olmakla beraber hepimizin de suçu. Veri alanında gerekli farkındalığın sağlanmamış olmasının hazin sonu bu aramalar ve mesajlardır.
Yapay zekanın gün geçtikçe ilerlediği bu devirde herhangi bir siteye kayıt olmadan önce, TC kimlik numaranızı veya telefon numaranızı paylaşmadan önce en az 3 kere düşünmekte fayda var. Verileriniz önceki yazılarımda da bahsettiğim üzere sandığınızdan değerli. Peki ya devlet bizim verilerimizi paylaşsa? Anonimleştirilmiş olarak yapılan anketler veya bildirilen görüşler teknolojik devler için büyük ekonomik gelirler anlamı taşır. Yapay zekanın da en önemli yakıtı ve yapıtaşı olan veri birçok ülkede daha da açık hale gelmiş durumda. Demek istediğim devletimizin telefon numarası, TC kimlik numarası gibi önemli bilgileri dışarıda tutarak, anonimleştirilmiş veri setlerini Türk teknoloji şirketleri ve girişimciler ile paylaşabileceği. Singapur anonim haldeki devlet veri setlerini şirketlere erişilebilir hale getirerek yapay zeka girişimlerini desteklemiştir. Birleşik Krallık’ın ise tamamen bu amaca hizmet eden kamu web sitesi bulunmakta. Hatta bu sitedeki veriler sayesinde Londralıların yaygın olarak kullandığı bir ulaşım uygulaması geliştirildi.
Farkındalık konusunda ise veri bilimi ve teknoloji alanında derslerin müfredata katılması, üzerine etkinlikler yapılması, seminerler organize edilmesi, kamu spotları ve belgeseller çekilmesi büyük değişimlerin öncüsü olacaktır. Bunların yanında sağlık sektöründe MR yorumlama, finans sektöründe veriyi daha tutarlı işleme, insanlarla iletişim kurmak için restoranlarda veya marketlerde asistanlar, trafiği analiz eden algoritmalar, sürücüsüz taksiler hepsi ülkemizde de görmek istediğimiz yapay zeka destekli teknolojiler. Benim ise yapay zeka vizyonumuza katkı sağlamak için yapabileceğim yazılarımla bu mesajları yaymak ve olabildiğince sizleri bilinçlendirmek. Şunu da eklemeden duramayacağım ki, ChatGPT ile sohbet ederken kişisel bilgilerinizi bir dostunuzla konuşuyor gibi paylaşmayın. Bu büyük dil modelleri sohbetlerinizi kaydetmekte ve zamanı geldiğinde karşımıza çıkabilmektedir. Vereceğim son tavsiye ise yazı boyunca bahsettiğim konulara verilen önemin artması ile ilgili. Bu yazıyı okumayı bitirdiğinizde yapay zeka üzerine başka bir yazı okuyun. Öğrenin! Ülkemizdeki potansiyeli küçümsemeyin aksine onu fark edin. Diğer yazılarımın yanında bu yazı teknik yönden daha zayıf olabilir, fakat amacım bir mesaj vermek. Yapay zekanın ilerleyişini yöneten ve diğer ülkelere ilham veren bir Türkiye hayal değildir.
“Geleceğini tahmin etmenin en iyi yolu onu icat etmektir”
