menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mekke Ortak Savunma Anlaşması: Fikir Düzeyinden Kavrama, Kavramdan Anlaşmaya

31 0
10.08.2026

7 Ağustos 2026 tarihinde Cidde’de Suudi Arabistan Krallığı, Türkiye Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti arasında imzalanan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”, başlangıçta üç çekirdek ülke arasında varılan bir ortak savunma mutabakatının çok daha ötesinde, İslam Dünyası’nda gerçekleşecek büyük bir ittifak ve entegrasyonun öncüsü tarihi bir anlaşma olarak ortaya çıktı.

Anlaşmaya ilişkin yapılan müşterek açıklamada; Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman bin Abdülaziz Al Suud, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif’in üç devlet arasındaki derin tarihî ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma iş birlikleri temelinde; kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladıkları ifade edildi.

Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca üç devlet arasındaki savunma iş birliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Nsosyal hesabından yaptığı paylaşımında ortak bildiride yer alan ifadelere ilave olarak; “BM Şartı’nın 51’inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açıktır. Türkiye, bölgesel sahiplenme vizyonu doğrultusunda çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı temelinde, diyalog ve diplomasiyle çözüme kavuşturulmasına yönelik ilkeli tutumunu kararlılıkla sürdürecektir.” açıklamasını yaptı.

NATO Benzeri İttifaktan AB Benzeri Entegrasyona…

Anlaşmada, ittifak eden ülkeler arasındaki derin tarihî ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağlarına yapılan vurgu kurulan ittifakın sadece askerî boyutta kalmayacağını göstermektedir. Anlaşmayı, ittifakın kurucu ülkeleri ve sonra katılacak ülkeler arasında siyasi, ekonomik, kültürel alanları da kapsayacak çok daha büyük bir birlikteliğin habercisi olarak görmek gerekmektedir. Nitekim 8 Ağustos’ta Anadolu Ajansı Editör Masası'na konuk olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bölgede öncelikle savunma ittifakı kurulmasının gerekliliğini Avrupa Birliği tecrübesinden örnek vererek açıkladı. İkinci Dünya Savaşı'nda birbiriyle savaşan Avrupa devletlerinin (yaklaşık 35 Avrupa devleti katılmış ve 45 milyon civarında Avrupalı ölmüştü) savaş sonrası Amerikan güvenlik şemsiyesinin sağladığı atmosfer içinde bir araya gelerek önce Avrupa Ekonomik Topluluğu'nu (AET) kurduklarını, sonra bunun evrilerek Avrupa Birliği (AB) gibi büyük ekonomik ve sosyal entegrasyon sağlanmasının yolunu açtığını belirtti.

Fidan’a göre Orta Doğu'nun en büyük problemi karşılıklı savaşlar, güvensizlikler ve çatışmalar olduğu için bölgesel sahiplenmeye Avrupa gibi güvenlik mimarisiyle başlamak gerekiyor.

Fikir Düzeyinden Kavrama, Kavramdan Anlaşmaya

Anadolu Ajansı Editör Masası'na konuşan Hakan Fidan, Mekke Anlaşması’nın güncel gelişmeler üzerine imzalanmış konjonktürel bir anlaşma olmadığına dikkat çekerek tam 2 yıl 8 aydır Mekke Ortak Savunma Anlaşması üzerinde çalışıldığını, bu süreçte fikir düzeyinden kavrama, kavramdan anlaşma noktasına geçildiğini vurguladı.

Anlaşmanın fikir ve kavram boyutu "Bölgesel Sahiplenme” anlayışına dayanıyor. 2024’ten beri yazılarımızda vurguladığımız üzere (Bakınız; Kaynaklar altında yer alan makalelerimiz) Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan birkaç yıldır bölgenin sorunlarının bölge ülkeleri tarafından bölgesel sahiplenme ilkesine dayalı olarak kurulacak kurumlar eliyle ve dışarıdan gelen hegemonlara ihtiyaç duyulmadan çözülmesi gerektiğini dile getiriyorlar.

Hakan Fidan Mekke Anlaşması’nın imzalanmasından yaklaşık 1,5 yıl önce 16 Aralık 2024’te Suudi Arabistan merkezli Al Hadath televizyonuna verdiği kapsamlı röportajında, “Hepimiz akrabayız birbirimizle, hepimiz Müslümanız, hepimiz aynı dindeniz. Bir araya gelip bizim büyük bir olgunluk ve profesyonellik içerisinde menfaatlerimizi, isteklerimizi, hassasiyetlerimizi tanımlayıp birbirimizle, nasıl Avrupa'da, Kuzey Amerika'da, başka yerlerde ittifaklar kuruluyor, ekonomik, siyasi, askerî; bunların hepsini de bu coğrafyada yapmak mümkün." sözleriyle İttifak vizyonunu açıklamış, "Bizim el birliğiyle, el ele vererek yeni dönemde özellikle Suudi Arabistan'la çok yakın iş birliği içerisinde ve diğer kardeş ülkelerle iş birliği içerisinde yeni bir anlayışı, yeni bir vizyonu bölgede hep beraber hayata geçirmemiz gerekiyor." cümleleriyle Mekke Anlaşması’na uzanan ve askerî boyutun ötesine taşınacak bir entegrasyon sürecinin fikir altyapısını dile getirmişti.

Hakan Fidan AA’ya verdiği son röportajında, bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini, kendi ekonomik........

© Stratejik Düşünce Enstitüsü