menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pentagon’un Yapay Zekâ Ortakları ve Türkiye’nin Dijital Egemenlik Meselesi

69 0
01.06.2026

Küresel güvenlik mimarisi artık yalnızca tankların, uçakların, gemilerin ve füzelerin gölgesinde şekillenmiyor. Yeni dönemin en kritik mücadele alanı; veri merkezlerinde, algoritmalarda, bulut altyapılarında, yapay zekâ modellerinde, uydu ağlarında ve işlemci mimarilerinde kuruluyor. Devletlerin egemenlik kapasitesi de artık yalnızca kara, deniz ve hava sahasını koruma becerisiyle değil; verisini, dijital hafızasını, haberleşme altyapısını ve karar destek sistemlerini ne ölçüde kontrol edebildiğiyle ölçülüyor.

Bu açıdan ABD Savunma Bakanlığı’nın #SpaceX, #OpenAI, Google, #NVIDIA, #Reflection, #Microsoft, #Amazon Web Services ve #Oracle gibi küresel teknoloji şirketleriyle yaptığı son yapay zekâ anlaşmaları dikkatle değerlendirilmelidir. Açıklanan bilgilere göre bu şirketlerin ileri yapay zekâ kabiliyetleri Pentagon’un gizli ağlarında kullanılmak üzere devreye alınmaktadır.

Bu gelişme, yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nin askerî modernizasyon programı olarak görülmemelidir. Asıl dikkat çekici husus, sivil hayatta milyonlarca insanın ve binlerce kurumun kullandığı teknoloji şirketlerinin, aynı zamanda bir büyük gücün askerî ve istihbarî mimarisinde stratejik çözüm ortağı hâline gelmesidir. İşin kötüsü Pentagon'un çözüm ortağı bu şirketler; Türkiye'de en çok iş yapan, kamu kurumlarının tamamının da çözüm ortağı... Hiç düşündünüz mü? Kamu kurumlarını, savunma sanayi ve stratejik kuruluşların bu şirketlere emanet ettiğiniz mahrem bilgilerini Pentagon'a servis etmez mi?

Bu durum Türkiye açısından son derece önemli bir soruyu gündeme getirmektedir: Bir şirket başka bir devletin askerî yapay zekâ, bulut, uydu, veri analitiği ve karar destek altyapısında stratejik rol üstleniyorsa, aynı şirketin ürünlerinin Türkiye’de kamu kurumlarında, askerî yapılarda ve kritik altyapılarda kontrolsüz biçimde kullanılması ne kadar güvenlidir?

Bu soru herhangi bir komplo teorisinin değil; doğrudan millî güvenlik aklının sorusudur.

Dijital egemenlik artık millî egemenliğin ayrılmaz parçasıdır

Bugün bir kamu kurumunun kullandığı e-posta sistemi, bir bakanlığın tercih ettiği bulut altyapısı, bir belediyenin veri analitiği platformu, bir üniversitenin yapay zekâ aracı, bir savunma şirketinin işlemci tercihi veya bir askerî birliğin uydu haberleşme sistemi yalnızca teknik bir satın alma kararı değildir.

Bu tercihler; verinin nerede tutulduğunu, hangi ülkenin hukukuna tabi olduğunu, hangi şirketin erişim politikasına bağlı olduğunu, kriz anında hizmetin kesilip kesilmeyeceğini ve hangi stratejik bağımlılıkların oluşacağını belirler. Yani daha önce ABD'nin ve AB'nin uyguladığı yaptırımlar dijital, yani siber alana uygulanır. Bu emperyalist çete ülkenizin "fişini" çeker...

Dijital egemenlik dediğimiz kavram tam da burada devreye girer. Dijital egemenlik; bir devletin kendi verisi, algoritması, bulut sistemi, haberleşme altyapısı, yapay zekâ modeli ve kritik yazılım ekosistemi üzerinde bağımsız karar alma kapasitesidir.

Bir ülkenin nüfus kayıtları, sağlık verileri, askerî personel bilgileri, savunma planlamaları, sınır güvenliği kayıtları, enerji altyapısı haritaları, haberleşme metadatası ve stratejik karar destek sistemleri yabancı teknoloji altyapılarına bağımlı hâle gelirse, o ülke klasik anlamda işgal edilmemiş olabilir; fakat stratejik olarak kırılgan hâle gelir.

Bu kırılganlık bazen veri sızıntısı olarak ortaya çıkar. Bazen yaptırım veya ambargo döneminde lisans kesintisi olarak görünür. Bazen de karar alma süreçlerinde görünmeyen algoritmik yönlendirme biçiminde devlet aklını etkiler.

Yani "seçimi de, geçimi de" etkiler... Ülkeniz için yeni Zelenski(!) benzeri figüranları seçtirip, işgal ederler de farkında olmazsınız...

Pentagon bağlantısı neden önemlidir?

Bir şirketin Pentagon ile çalışması, o şirketin bütün ürünlerinin otomatik olarak güvensiz olduğu anlamına gelmez mi?

Çünkü Pentagon ile çalışan şirketler artık yalnızca ticari teknoloji sağlayıcıları değildir. Bu şirketler, ABD’nin askerî yapay zekâ, bulut bilişim, uydu haberleşmesi, grafik işlemci, veri analitiği ve karar destek ekosisteminin parçası hâline gelmektedir.

Bu gerçek, Türkiye gibi bağımsız dış politika iddiası taşıyan, bölgesel güç olma vasfını pekiştiren ve çok cepheli güvenlik sorunlarıyla mücadele eden bir ülke açısından dikkatle değerlendirilmelidir.

Bir diğer önemli tehdit ise SpaceX örneği üzerinden değerlendirildiğinde, uydu haberleşmesi ve kriz anlarında erişim güvenliğinin stratejik bir kırılganlık alanına dönüşme ihtimalidir. Starlink benzeri sistemler afetlerde, savaşlarda ve kriz bölgelerinde kritik haberleşme imkânı sağlayabilir. Ancak bu altyapının yabancı bir şirketin ve o şirketin tabi olduğu devletin hukuk düzenine bağlı olması, haberleşme egemenliği bakımından risk üretir.

OpenAI gibi büyük dil modeli sağlayıcıları açısından mesele, kamu kararlarında yapay zekâ bağımlılığıdır. Kamu kurumlarının hassas raporları, stratejik analizleri, hukukî değerlendirmeleri veya askerî içerikli metinleri........

© Stratejik Düşünce Enstitüsü