menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Önce Güveninizi, Sonra Paranızı Çalıyorlar!

14 0
15.10.2026

Sosyal mühendislikten yapay zekâya, sahte yardım çağrılarından sanal aşklara… Dolandırıcılığın hedefinde artık yalnızca banka hesaplarımız değil, duygularımız da var.

Gece telefonunuz çalıyor. Karşınızdaki telaşlı ses, oğlunuzun sesi: “Baba, başım belada. Acilen para göndermen gerekiyor. Ama ne olur, anneme söyleme!”

Ses tanıdık. Konuşma biçimi tanıdık. Panik bile gerçek gibi. Tam para göndermeye hazırlanırken aklınıza tek bir soru geliyor: Ya arayan gerçekten oğlunuz değilse?

Bu, yapay zekâ ile ses taklidinin kullanılabildiği dolandırıcılık senaryolarından biri. Eskiden dolandırıcı kapınızı çalardı. Şimdi cebinizdeki telefon, cebinizdeki güvene açılan bir kapıya dönüşebiliyor.

ŞİFREYİ KIRMIYOR, İNSANI İKNA EDİYOR

Siber güvenlikte buna “sosyal mühendislik” deniyor. Karmaşık bir tanım değil: Birini korkutarak, acele ettirerek, kandırarak veya güvenini kazanarak normalde yapmayacağı bir işi yaptırmak. Siber saldırganın bazen güçlü bir bilgisayara ihtiyacı yoktur; inandırıcı bir hikâye yeter.

İnsanlar yalnızca bilgisizlikten değil; sevdiklerini korumak, bir felaketi önlemek, bir fırsatı kaçırmamak ya da iyilik yapmak için de tuzağa düşebiliyor.

POLİS, SAVCI, BANKACI… AYNI SENARYO

“Adınız soruşturmaya karıştı!” diyerek arayan sahte görevli, sizi korkutuyor; sonra “Paranızı güvenceye alacağız” diyerek kurtarıcı rolüne bürünüyor. Sahte banka görevlisi ise “Hesabınıza saldırı var” bahanesiyle şifre veya SMS doğrulama kodu istiyor. O kodu verdiğinizde hesabı korumuyor, tersine ele geçirilmesine yardımcı olabiliyorsunuz.

Unutmayalım: Polis, savcı ve diğer kamu görevlileri bir soruşturma bahanesiyle telefonda para, altın veya havale istemez. Banka şifresi ve doğrulama kodu da kimseyle paylaşılmaz. Arayan kişinin söylediği........

© Stratejik Düşünce Enstitüsü