Direksiyon Sizde, Kontrol Kimde?
Dijital Gözcülerden Hareketli Silahlara!
Bir zamanlar otomobillerimizi biz kullanırdık. Şimdi onlar bizi görüyor, dinleyebiliyor, konumumuzu kaydediyor ve çevremizi analiz ediyor. Peki, bir gün direksiyonun kontrolü bizden çıkarsa?
BIR FİLM SAHNESİ, BUGÜNÜN SORUSU
2023 yapımı “Dünyayı Ardında Bırak” filminin o sahnesini hatırlayın: Yolun ilerisinde otomobiller vardır. Bir aile yardım istemek ister. Derken acı gerçek anlaşılır: “O arabada kimse yok!” Bir başka otomobil hızla yaklaşır; sürücü koltuğu boştur ama tehlike gerçektir. Sinema perdesinde gördüğümüz şey, insanın kendi ürettiği teknoloji karşısında çaresiz kalabilme ihtimalidir.
Bu, geleceği haber veren bir kehanet değil, kurgusal bir senaryodur. Fakat siber güvenlikte senaryoların da değeri vardır: Henüz yaşanmamış bir olayın nasıl yaşanabileceğini sorgulatırlar. Bugün kamera, radar, GPS, telematik ve uzaktan güncellenebilen yazılımlarla donatılmış otomobiller, yalnızca ulaşım aracı değildir. Dört tekerlek üzerinde hareket eden birer bilgi sistemidir.
Asıl mesele otomobilin nereye gittiği değil; giderken neyi gördüğü, neyi kaydettiği ve gerektiğinde kimin komutunu dinlediğidir.
BU UYARILARI DÜN YAPMADIK
2003’te “Cebimizde Casus Mu Var?” diye sorduğumda cep telefonlarının oluşturabileceği güvenlik risklerini anlatıyordum. 2007’de “İçimizde Casus Mu Var?” başlığıyla insan unsuruna ve içeriden gelebilecek tehdide dikkat çektim. Yıllar geçti; risk artık yalnızca cebimizdeki cihazla veya sistemin içindeki insanla sınırlı kalmadı. Evler, saatler, kameralar ve otomobiller de dijital ekosistemin parçası oldu.
1 Ekim 2025’te SDE’de yayımlanan “Yeni Nesil Otomobiller Dijital Gözcü Mü?” yazımda basit bir çelişkiye işaret etmiştim: Kritik bir tesisin kapısından kamera ve kayıt cihazıyla geçemezsiniz. Peki, aynı yetenekleri gövdesinde taşıyan bir otomobile nasıl yaklaşacağız? Mesele o gün de bir markayı suçlamak değil, sensörlerin ve veri akışının güvenlik prosedürlerimizdeki yerini sorgulamaktı.
5 Eylül 2026’da Ankara’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bir otomobil kamerasına yansıyan kısa görüntüsü, bu soruyu somutlaştırdı. 16 Eylül’deki “Ankara’da Birkaç Saniyelik Görüntü, Dijital Gözcüler Aramızda mı?” yazımda özellikle belirttim: Bu kaydın yabancı bir istihbarat servisine aktarıldığına dair kamuya açık delil yok. Fakat bir araç, kritik bir kişiyi sıradan trafikte kaydedebiliyorsa binlerce aracın görüntü, konum ve zaman verisi birleştirildiğinde nasıl bir istihbarat değeri doğabileceğini düşünmek zorundayız.
23 Eylül’de yayımlanan “Hayatımızda Casus mu Var?” yazısında buna “sensörleşmiş toplum” demiştim. Tek bir veri kırıntısı önemsiz olabilir; milyonlarca kırıntı, yapay zekânın elinde hareket örüntülerine dönüşebilir. Bu nedenle “hareketli dijital........
