menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cebimizdeki Telefon Kimin? Apple, İsrail ve Dijital Egemenlik

49 0
10.09.2026

Apple’ın en az üç Türk bakana gönderdiği paralı casus yazılım uyarısı, tek başına bir telefon güvenliği vakası değildir. Asıl soru şudur: Devletin kritik haberleşmesinin güven zincirini kim kontrol ediyor?

Bazen büyük devletlerin en büyük güvenlik açıkları sınır kapılarında değildir.

Karargâhların kapısında da değildir.

Kasaların içinde hiç değildir.

Bazen o açık… cebimizdedir.

Sessizce bizimle gezer. Toplantıya bizimle girer. Nereye gittiğimizi bilir. Kiminle görüştüğümüzü bilir. Mikrofonu vardır. Kamerası vardır. Konumumuzu bilir.

Biz ona hâlâ “telefon” diyoruz.

Ama artık telefon değildir.

APPLE’DAN EN AZ ÜÇ TÜRK BAKANA UYARI

Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna dikkat çekici bir haber yansıdı. Apple’ın, en az üç Türk Bakanın kullandığı iPhone’a, paralı casus yazılım saldırılarının hedefi olmuş olabilecekleri yönünde güvenlik bildirimi gönderdiği belirtildi.

İlk değerlendirmelere göre saldırı girişimleri başarılı olmadı. Telefonlar incelendi, cihazlar değiştirildi ve ek güvenlik tedbirleri alındı.

“En az üç” deniliyorsa, bu açıklanan bir alt sınırdır. Bakanlar hedef alınabiliyorsa; üst düzey askerler, diplomatlar, istihbarat görevlileri, savunma sanayii yöneticileri ve kritik bürokratlar için de aynı tehdit modelini düşünmek zorundayız.

Asıl soru şudur: Türkiye Cumhuriyeti’nin kritik karar mekanizmasının cebindeki mobil cihazlar hangi güvenlik mimarisi içinde çalışıyor?

“CEBİNİZDE İSRAİL VAR” SÖZÜ NE ANLAMA GELİYOR?

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, teknoloji alanında İsrail’in ulaştığı noktayı anlatırken cep telefonunu göstererek, “Elinizde İsrail’den bir parça tutuyorsunuz” anlamındaki ifadeyi kullandı. Daha önce de İsrail’in teknolojik bilgi birikiminin cep telefonları ve bilgisayarlarda bulunduğunu vurgulamıştı.

Bu sözleri doğrudan bir “casusluk itirafıdır.”  İsrail, kuruluşundan bu yana istihbaratı, teknolojiyi ve siber kabiliyetleri millî güç unsuru olarak kullanan bir devlettir. Geçmişte gerçekleştirilen istihbarat operasyonları, Pegasus ve benzeri ticari casus yazılım vakaları da bu kapasitenin teorik değil, fiilî olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle Netanyahu’nun sözleri bir “itiraftır, dışa vurumdur.” Bu sözler stratejik bir zihniyetin ifadesi olarak dikkatle okunmalıdır.

Çünkü istihbarat dünyasında geçmiş tecrübe önemlidir:

Bir kabiliyet daha önce kullanılmışsa, şartlar oluştuğunda yeniden kullanılabileceği ihtimali göz ardı edilemez.

APPLE’IN İSRAİL BAĞLANTISI SÖYLENTİ DEĞİL

Apple’ın İsrail teknoloji ekosistemiyle ilişkisi uzun sürelidir ve kamuya açıktır. Şirket, İsrail merkezli Anobit ve PrimeSense gibi şirketleri satın aldı; Herzliya ve Haifa’da araştırma-geliştirme faaliyetleri yürüttü ve Apple Silicon, SoC, modem, görüntüleme ve güvenlik gibi kritik alanlarda mühendislik kabiliyeti oluşturdu.

2026’da İsrailli yapay zekâ girişimi Q.ai’nin Apple tarafından satın alınması da bu ilişkinin sürdüğünü........

© Stratejik Düşünce Enstitüsü