İki Türkiye
Asrın liderimiz kendine müze yaptırıyor.
Çok şükür memleketin her şeyi dört dörtlük tamamdı, bir asrın liderimizin müzesi eksikti, onu da yaptırıyor, bizzat açıkladı, “bu fakir adına kurduğumuz bir müzemiz var” dedi.
Asrın liderimizin bu yönünü çok seviyorum, kendisinden bahsederken minimalist yaklaşıyor, “bu fakir” diyor.
Gene öyle yaptı, “Kasımpaşa’da Kuzey Deniz Saha Komutanlığı vardı, adeta harabeydi, orayı restore ettik, bu fakir adına müze haline getiriyoruz, bu fakire ne hediye ettilerse, hat sanatı olsun, kitap olsun, her türlü eser olsun, hepsini orada sergileyeceğiz, halkımıza açacağız” dedi.
★
“Adeta harabeydi” dedi ama, tam olarak öyle değil.
★
Haliç kıyısındaki o bina, aslında, İstanbul’un fethinden beri “bahriye divanhanesi”ydi, Osmanlı’da donanma komutanının karargahı ve ikametgahı olarak kullanılıyordu. Yani, Osmanlı’nın deniz kuvvetleri komutanlığıydı. Amirallerin, kurmayların, makam odaları filan, hepsi oradaydı, o yüzden bu kadar büyük bir binadır.
Divanhane binası yüzünden, donanmaya mensup subaylar ve aileleri Kasımpaşa’da otururdu, bütün Kasımpaşa semti deniz kuvvetlerinin gibiydi.
İşte bu Osmanlı’nın tarihi divanhane binası, Cumhuriyet’le birlikte milli savunma bakanlığına devredilmişti, kuzey deniz saha komutanlığı binası olarak kullanılıyordu.
2022 yılına kadar böyleydi, 2022 yılında, çevre ve şehircilik bakanlığı, divanhane binasının da içinde yer aldığı 30 bin metrekarelik bölgenin imar planını değiştirdi, askeri alan vasfı iptal edildi, donanma oradan atıldı, milli savunma bakanlığının elinden alındı, cumhurbaşkanlığına tahsis edildi.
Yani aslında, o bina “harabe” filan değildi.
“Harabeyi restore ediyoruz” filan denilerek, Recep Tayyip Erdoğan Müzesi için çalışmalara başladılar, binanın içini komple değiştirdiler.
★
Aslına bakarsanız, aralarında değerli hocam İlber Ortaylı’nın da bulunduğu saygın tarihçiler, divanhane binasının, donanma bünyesinde kalmasını ve Deniz Kuvvetleri Müzesi yapılmasını istiyorlardı. Çünkü, Beşiktaş’taki mevcut Deniz Kuvvetleri Müzesi orada sıkışıp kalmış vaziyette, zamanında oraya yapılmış ama küçük bir yapı, üstelik Beşiktaş’ta trafiğin en yoğun olduğu noktada, trafiğin daha da sıkışmasına sebep oluyor, dolayısıyla, gayet mantıklı bir teklifle, Deniz Kuvvetleri Müzesi’nin Haliç’teki bu divanhane binasına taşınmasını, İstanbul’un fethinden beri olduğu gibi, bahriye kültürümüzün, donanma tarihimizin orada büyüyerek yaşatılmasını öneriyorlardı. Hikaye tabii... Şehircilik bakanlığı tarafından bir kalem oynatıldı, zart diye askeri alan vasfından çıkarıldı, donanma kovuldu, zurt diye saraya verildi.
★
Halbuki, asrın liderimiz iktidara geldiğinde, tee 2003 yılında ne diyordu, şahane şeyler söylüyordu, “milletin seçtiği kişiler duvarlar arkasında, özel korumalı mekanlarda oturmamalı, milletle birlikte oturmalı” diyordu. Ama sonra... “Bu fakir” diyerek, 1.150 küsur odalı saray yaptırdı. “Bu fakir” diyerek, İstanbul Boğaziçi’ne hakim tepede, 50 bin metrekare koru içinde, Vahdettin Köşkü’nü kullanmaya başladı. “Bu fakir” diyerek, Boğaz’ın kartalı Huber Köşkü’nü kullanmaya başladı, Boğaz’ın kuğusu Beylerbeyi Sarayı’nı kullanmaya başladı. “Bu fakir” diyerek, Sultan Abdülaziz’in altın varaklı padişah koltuğunda oturmaya başladı. “Bu fakir” diyerek, Marmaris’e yazlık saray yaptırdı, 300 odalı, 11 bin metrekare plajı var. “Bu fakir” diyerek, Ahlat’a göl manzaralı saray yaptırdı. “Fakir” dediği bu.
★
Ve şimdi yine... “Bu fakir kardeşiniz” diyerek, kendine kendi adıyla müze yaptırıyor. “Bu fakir adına müze haline getiriyoruz, bu fakire ne hediye ettilerse, hepsini orada sergileyeceğiz” diyor.
★
Müze binasını anlattım, “bu fakir”in fakir hayatını anlattım, hadi gelin “hediye” meselesini de anlatayım.
★
2005 yılıydı. Asrın liderimiz Moskova’ya gitti, Odalar Birliği tarafından inşa edilen alışveriş merkezinin açılışını yaptı. Topluca mağazaları gezerlerken, bir halıcının önüne geldiler, asrın liderimiz vitrindeki ipek halıyı çok beğendi, halıcı jest yaptı, o ipek halıyı asrın liderimize hediye etti. Bilahare, mağazaları gezmeye devam ettiler, bir kuyumcunun önüne geldiler, kuyumcu jest yaptı, asrın liderimizin değerli eşi hanımefendiye, pırlantalı bir gerdanlık hediye etti.
★
Gel gör ki, dedim ya henüz 2005 yılıydı, medya henüz böyle yalaka değildi, harbi harbi gazetecilik........
