menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nereye Gidiyoruz?

31 0
28.08.2026

‘Nerede kalmıştık?’ başlıklı ilk yazımdan sonra, Galatasaray camiasından ve okurlardan gelen olumlu tepkiler;‘bana her şer’de bir hayır vardır’ diye düşündürttü. Kısa ama zorunlu bir aradan sonra yeniden hem de Sözcü gibi saygın ve etkili bir mecrada yazmak da ruhuma çok iyi geldi. Bu vesile ile bana direk ulaşanlar kadar bir şekilde iyi dileklerini ileten gönül dostlarına ve Galatasaray sevdalılarına samimi destekleri için tekrar teşekkür ederim.

Uzun yıllar içinde edindiğim deneyimler ışığında Galatasaray’ı diğerlerinden ayıran en önemli farkın ve gücün kaynağının sağlıklı ve yol gösteren muhalefet anlayışı olduğunu söyleyebilirim. Hatta kimi zaman dostlarıma, tanıdıklarıma serzenişte bulunur ve: ‘olumlu şeyler yazınca değil eleştiri yapınca mutlu oluyorsunuz. Telefonum en çok en sert tondaki yazılarımdan sonra çalıyor’ derim. Oysa ben, ‘marifet iltifata tabidir’ düsturu ile taş-taş üstüne koyanları, işini doğru ve ahlaklı yapanları takdir etmeli ve onları cesaretlendirmeliyiz diye düşünürüm. Bu sebeple bu sütunları, bu köşeyi bugüne kadar olduğu gibi ve bundan sonra da, bir denge, bir hakkaniyet ile ve sizlerin-kamuoyu adına meşgul ettiğimizin bilinci ile hareket edeceğimi özellikle belirtmek isterim.

Baştan hiç dolanmadan söyleyeyim, kanaatimce, Galatasaray’ın son dört yılın şampiyonu olmasına rağmen son zamanlarda yaşadığı türbülansın en büyük sorumlusu Galatasaray Genel Kurulu’dur. Şimdilerde daha çok gün yüzüne çıkan savrulmaların tek nedeni Dursun Özbek değildir; Özbek bir sonuçtur. O veya bu nedenlerle, Galatasaraylı üyeler, taraftarlar iyi niyetli de olsa Özbek ve bazı arkadaşları tarafından yaratılan bir ilüzyonla adeta narkoz etkisinde dört sene geçirdiler. Meşhur ‘top çizgiyi geçti’ söylemi asırlık bir camiayı esir aldı. Ard-arda gelen şampiyonluklar yapılan tüm yanlışların üstünü kadife bir örtü gibi kapattı-kararttı. Bu süreçte daha önceleri Galatasaray sisteminde çalışan iç denetim mekanizmaları çalışmadı, çalıştırılmadı. Ülkenin genel olarak yaşadığı vasatlık sorunu Galatasaray’ı da esir aldı. Bugün bunun etkilerini Galatasaray özelinde hemen her alanda, her olayda görüyoruz. Galatasaray gündeminde yaşanan olumsuz gelişmeleri, adli vakaları, plansız davranışları hep bu vasatlık üzerinden değerlendirmek gerekiyor. Bahsini ettiğim bu vasatlık yeni üye seçiminden başlayıp yönetici seçimine kadar bilinçli bir tercih olarak Galatasaray camiasında baskın bir hal alıyor. Çünkü Dursun Özbek yanında güçlü kimse olsun istemiyor. Kazara aradan sıyrılıp biraz güçleneni de kısa sürede devre dışına itiyor, tutunacak........

© Sözcü