Kadın ve Şiddet
Günümüzde şiddet denince akla sadece vurmak, dövmek gelmemeli. Elbette bu da şiddettir ama mesele bununla sınırlı değil. Sürekli bağırmak, aşağılamak, korkutmak, tehdit etmek de şiddettir. Birini susturmak, ezmek, yok saymak da şiddettir.
İş yerinde birine sürekli baskı yapmak, herkesin içinde küçük düşürmek, değersiz hissettirmek de şiddetin başka bir hâlidir.
Çoğu şiddet türü fiziksel bir iz bırakmaz ama insanın içini yaralar. Bu önemli çünkü şiddeti normalleştirip insanlık hâli diye geçiştirirsek gerçeği kaçırırız.
***
Toplumumuzda erkeklerde görülen sorun, bireysel öfke patlamalarından çok, güce başvurma alışkanlığıdır.
İstediğini yaptırmak, kontrol etmek, karşısındakini sindirmek ve susturmak için şiddete başvurmak birçok erkek için olağan bir yöntem hâline gelmiştir.
Asıl mesele ise bunun toplumda büyük ölçüde kabul görmesidir. Bu normalleşme, şiddeti bireysel bir sorun olmaktan çıkarıp toplumsal bir davranış kalıbına dönüştürmektedir.
***
İstatistikler, şiddet suçlarının büyük çoğunluğunun erkekler tarafından işlendiğini net biçimde ortaya koyuyor. Cinayet, ağır yaralama, cinsel saldırı ve aile içi şiddet gibi suçların failleri ezici bir çoğunlukla erkekler.
Oysa şiddet, kadınların hayatına genellikle erkeklerden çok daha önce, çok daha derinden giriyor. Evde, sokakta, evlilikte, boşanma sonrasında…
Buna rağmen kadınların karıştığı şiddet suçları hem sayıca çok daha az hem de çoğu zaman savunma, kendini koruma ya da uzun süreli baskının sonucu olarak ortaya çıkıyor. Yani kadın şiddetiyle erkek şiddeti arasında açık bir uçurum var; ancak yargı bu farkı çoğu zaman dikkate almıyor.
***
Peki kadınlar neden şiddet suçu işliyor? Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde........
