menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yoksullukta eşitlenmek

17 35
13.02.2026

İnsanlık tarihi boyunca toplumların en büyük özlemi “eşitlik” olmuştur. Ancak biz bu eşitliği hukukta, özgürlükte ve en önemlisi “refahta” hayal ettik. Oysa bugün Türkiye’nin önündeki tablo, çok daha acı bir gerçeği yüzümüze çarpıyor: Biz refahta değil, yoksullukta eşitleniyoruz.

Gelin, hayalleri bir kenara bırakıp sadece Devletin kendi rakamlarına, soğuk ve inkâr edilemez gerçeğe bakalım.

18 milyon kişi sosyal yardıma muhtaç

Son on yılın bilançosu ortada. 2015 ile 2024 yılları arasını kıyasladığımızda, Türkiye nüfusu yüzde 8.8 oranında artmış. Peki aynı dönemde “Ben geçinemiyorum, devletin yardımına muhtacım” diyen hane sayısı ne kadar artmış? Tam yüzde 51.6!

Rakamları biraz daha somutlaştıralım: 2015 yılında 3 milyon hane sosyal yardım alırken, bugün bu sayı 4.5 milyonu aşmış durumda. Bir haneyi ortalama 4 kişi sayarsak, bu ülkede 18 milyondan fazla insan sosyal yardıma muhtaç hale gelmiş demektir. Bu, sistemin nüfus artış hızından katbekat daha hızlı bir şekilde “yoksul ürettiğinin” en net kanıtıdır.

İşin daha da vahim tarafı, yoksul sayısı artarken onlara ayrılan kaynağın oransal olarak azalmasıdır. Verilere göre sosyal yardımların gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı on yıl içinde %1.33’ten %1.1’e gerilemiş. Yani pasta büyüdü deniliyor ama yoksulların o pastadan aldığı pay, yardım alan sayısındaki artışa rağmen .3 oranında küçülmüş.

Daha fazla insan, daha küçük bir ekmeği bölüşmek zorunda bırakılmış. Yoksulluk........

© Sözcü