Koltuklar çocuklarımızdan daha kıymetli olunca…
Art arda iki büyük karanlıkla sarsıldık.
Ardından Kahramanmaraş…
ABD’de görüp “Bizde olmaz” dediğimiz okul katliamları, bu kez bizim çocuklarımızın adlarıyla düştü gündeme.
İsimlerin yanına parantez içinde yazılan yaşlar…
Sayılar yerine biz küçüldük okudukça…
İçişleri Bakanı yaşamdan koparılanlardan sanki insan değil de nesneymiş gibi “tane” diye bahsetti.
Halbuki her “tane” bir hayattı.
Birinin kızıydı, oğluydu, kardeşiydi, torunuydu, dünyasıydı…
Bir annenin sabah öperek uyandırdığıydı…
Ama bu ülkede acıdan önce yine aynı refleksler konuştu.
Daha cenazeler kaldırılmadan…
Daha çocukların isimleri zihinlere kazınmadan…
Yayın yasağı getirildi.
Ardından o tanıdık cümle…
“Siyasete alet etmeyin.”
Oysa mesele siyaset değil.
Çocuklarımız öldürülürken bunu “asayiş haberi” gibi mi izleyelim?
En güvenli olması gereken yerde, okulda öldürüldü bunca çocuk.
O kapıdan girdiği anda devlete emanetti hepsi.
Devlet o emaneti koruyamadı.
Sabah çocuğunu okula uğurlayanlar, akşam morgdan........
