Stalin Müzesi
Bazı olaylar vardır unutulamaz. Mesela meydan muharebesinde zafer, veya bir çocuğun doğumu. Bunlar tabii memnuniyetle hatırlanan gelişmelerdir. Bir de başka gerçekler var ki, insanın yüreğini dağlar. Yutkunurken boğazını düğümler, nefes aldırmaz, kanını dondurur. Bunlardan bir tanesi Orta Asya’nın kalbi Kırgızistan’da var. Başkent Bişkek’in 30 km dışarısında Çon-Taş bölgesinde Ata Beyit mezarlığı. 2000 yılında inşa edilen bu anıt mezarlıkta 137 Kırgız şehidi yatmaktadır.
Öldürülenler Kırgız toplumunun aydınları ve Komünist Partisinin en yüksek kademelerinde görev alanlardı ve 1938’in 5 Kasım’ında Stalin’in emri ile katledildiler. Müzeyi ziyaret eden herkes tüyler ürperten kimlikler, tahta kaşıklar ve kalemleri görürler. Bu masum insanlar gibi milyonlar daha Stalin’in isteğiyle vahşice öldürüldüler. Bu vahşet 1930’larda maalesef Orta Asya ile sınırlı kalmadı, tüm Sovyetler Birliği’ni kapsadı, hatta hudutları aşıp Moğolistan’a bile sıçradı.
Gori kasabası Tiflis’den yaklaşık seksen kilometre uzaklıktadır. 1878’de bu kasabada Stalin doğmuş. Günlerden Pazar olduğundan ve de güneşli bir bahar havası bulmuşken Stalin Müzesine gidip görmek geldi içimizden. Şehrin dış mahallesindeki minibüs durağından direk Gori’ye minibüsler kalkıyor. Tek gidiş fiyatı 5 Lari (nerdeyse 85 TL) ve yolculuk bir saat kadar sürüyor. Giderken yemyeşil ormanlar ve dağların arasından süzülüyorsunuz. Nehirlerin üzerine inşa edilmiş güzel lokantalar gözden kaçmıyor değil, hele üzerinde duman tütenler. Fazla hayal etmeye gerek yok, mangallar tam teşekküllü çalışıyorlar. Sofradakilere afiyetler olsun.
Yolumuza devam ediyoruz ve yolcular kuvvetli güneş ışığında korunmak için perdeleri çekiyorlar. Aynen Sovyetlerin tarihe çektikleri perde gibi. Kruşçev bile Stalin’in suçlarını gizlice partinin en yüksek kademesine büyük patron öldükten üç sene sonra açıklama cesaretini gösterebilmişti. 1980lerin sonlarında ancak bazı saklanmış gizlenmiş siyasi kurbanların akıbetleri açıklanıp itibarları iade edilmişti. Bunun için de Gorbaçev’e teşekkür etmek gerekir.
Pencereden dışarıyı seyrediyoruz, her yer sessiz sedasız ama bir keder hissi yok. Bahar toprağa can veriyor kuşlar böcekler hareketlenmiş adeta bizim tekerleklerle yarışmaktalar.........
