KÖYLÜLERE SESLENİYORUM…
Büyükşehir kapsamındaki kentlerin köylerinde yaşayan köylüler, biliyorsunuz, 2012 yılında çıkarılan ve 2014 yılında yürürlüğe giren bir yasa ile köyleriniz mahalle oldu.
Bu yazı, geç de olsa sizlere bu konuda bir sesleniştir. Aman dikkat, büyük bir tehlike altındasınız, altındayız. Arsa haline getirilen ve sizlere büyüklerinizden, atalarınızdan emanet bırakılan topraklarınızı satmayınız. Köylerinizi ve köylülüğünüzü koruyunuz.
Köylü denince Türkiye’de, çok şey anlaşılır, çok şey anlatılır. Köylü, üreten, doyuran insan demek, temiz toprak demek, temiz su, temiz hava demek, tarım demek, meyvecilik, sebzecilik, ormancılık, hayvancılık demek. Köylü demek, öğretmenin, din görevlisinin büyük ailesi demek.
İnsanın tarihi içinde en utanılacak şiddet türlerinden biri, her yaştan milyonlarca insanın, kadını ve erkeği ile kan ve gözyaşı döktüğü, yerin üstündeki cehennemi yaşadığı İkinci Dünya Savaşıdır. Bu savaşta, çoğunluğu siviller olmak üzere 70-85 milyon insanın öldüğünü, daha doğrusu öldürüldüğünü söylüyor kaynaklar. 1939-1945 yılları arasındaki bu ayıplı çatışmaların ortalarında, Rize’nin Pazar ilçesinin Apso (Suçatı) Köyünde, 3 kız ve 6 erkekten oluşan 9 kardeşin en büyüğü olarak Dünya’ya gelen bir köylü, bir köylü çocuğuyum.
Sığır çobanlığı yaptım, kardeşlerim Hasan, Nuran ve Güner’in beşiklerini salladım, annem iş yaparken bu üç kardeşime baktım, ayran ve tereyağı üretmek amacı ile süt çalkaladım.
Köyümde okul olmadığı için dayım İsmet Sümer beni komşu Başköy İlkokulunda okula başlattı. Okuma, yazma ve matematiği dayımın ve büyüklerimin katkısı ile çalışarak öğrenmiş olduğum için okul yöneticileri, öğretmenlerim beni ikinci sınıfa kaydettiler.
10 Kasım 1938 tarihinde İstanbul’da hayata veda eden, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranların önderi Gazi Mustafa Kemal........
